Paradigmanın İflası: Yirmi beş yıl sonra… – Fikret Başkaya

Paradigmanın İflası“İnsan, iyiyle kötüyü birbirine karıştırdığında,
Tanrılar ruhunu öylesine feci bir felakete sürüklerler ki,
artık felaketin farkına varmak için
çok az zamanı kalmıştır”. Sophocles (Antigone)
Paradigmanın İflasının yayınlanmasından bu yana çeyrek yüzyıl geride kaldı. Bu zaman zarfında köprülerin altından çok sular aktı ve nice alâmetler belirdi. Artık tüm alanlarda işler sarpa sarmış bulunuyor. Toplum yaşamının her alanında gösterge ışıkları kırmızıya dönmüş veya dönmekte.

Devamı…Paradigmanın İflası: Yirmi beş yıl sonra… – Fikret Başkaya

Türk aydınının işlevi ve iktidar karşısındaki konumu | Aydınlar ve resmi ideoloji – Doç. Dr. F. Başkaya

Osmanlı dönemi kültürü inkâr edilince, geriye halk edebiyatı dışında pek bir şey kalmıyordu. Ortaya çıkan kültür boşluğu da Batı’ya daha çok yaslanarak, ve oradan daha çok “ithalât” yapılarak doldurulmaya çalışıldı! İthal edilen de pozitivist burjuva kültürüydü. Bu tutucu ve seçkinci ideolojinin ithali yönetici aydın elitin çıkarlarına uygun düşüyordu. Üstelik bu alanda bir sürü tutarsızlıklar, çelişik yaklaşımlar da sergileniyordu. Mustafa Kemal, Nutuk’ta; “Osmanoğulları zorla, Türk Milletinin hakimiyet ve saltanatına el koymuşlardı. Bu tasallutlarını altı asırdan beri idame eylemişlerdi, şimdi de Türk Milleti bu mütecavizlerin hadlerini bildirerek, hakimiyet ve saltanatı isyan ederek bilfiil eline almış bulunuyor“[16] diyor. Bu durumda İstanbul’un fetih yıldönümlerinde ve daha başka bir şiirli yıl dönümlerde yapılan törenleri anlamak zorlaşır! Diğer yandan da yok sayılan veya inkâr edilen şeylerle övünülüyor. Örneğin Türklerin tarih boyunca kurdukları en büyük devletin Osmanlı Devleti olduğu söyleniyor!

Devamı…Türk aydınının işlevi ve iktidar karşısındaki konumu | Aydınlar ve resmi ideoloji – Doç. Dr. F. Başkaya

Paradigmanın İflası | Milli Mücadele Anti Emperyalist Bir Hareket Değildi – Fikret Başkaya

XIX. yüzyılın sonu ve XX’inci yüzyılın başına kadar geçen sürede Osmanlı İmparatorluğu, Batılı kapitalist devletlerle Çarlık Rusyası’nın çıkar çatışması yüzünden ayakta kalabilmişti. Bu dönem Osmanlı dış politikası, söz konusu çıkar çatışmalarından yararlanma temeli üzerinde kurulmuştu. II. Abdülhamid, çıkar çatışmalarından yararlanarak saltanatını sürdürmeye yönelik bir dış siyaset izlemişti. Birinci Dünya Savaşı tam bu duruma son vermek üzereyken, Sovyet devriminin patlaması.durumu tekrar değiştirmişti. Sovyet devrimi ve devrimin yayılma potansiyeli, emperyalistlerin savaş öncesi ve savaş içindeki hesaplarını alt üst etti. “Yeni Türk Devleti” de bu yeni durumun yarattığı çıkar çatışmalarından yararlanarak varlığını korumuştur.

Devamı…Paradigmanın İflası | Milli Mücadele Anti Emperyalist Bir Hareket Değildi – Fikret Başkaya

Fikret Başkaya: “Çağdaşlaşma, kalkınma… paradigmasının iflas ettiğini kabullenmeliyiz

“Ne mutlu o yoksullara ki öteki dünya onlarındır, er ya da geç bu dünya da onların olacaktır.” F. Engels*

I. Türkiye iki yüzyılı aşkın bir zamandan beri Batı gibi olmak için onu taklit ediyor. Küçük bir azınlığın “refahı” pahasına, giderek insanlığın varoluş koşullarını ortadan kaldıran burjuva uygarlığının “ayrıcalıklı” ülkelerine benzemek istiyor. Öyle bir burjuva uygarlığı ki: “Sahiplerinin çıkarına olacak sermayenin genişletilmiş yeniden üretimini sağlıyor da, bir bütün olarak toplumun basit yeniden üretimini sağlıyamıyor.1 Her dönemde iktidarı ele geçirenler, “kurtuluş reçetesinin” ceplerinde olduğunu ve beş-on yılda sorunların çözüme kavuşacağım söylüyorlar. Ne var ki, beş-on yılların sonu bir türlü gelmiyor. Hedef, ufukta bir çizgi gibi hep uzaklara kayıyor. Üstelik Latince deyimdeki gibi(**) uzaklaştıkça prestiji artıyor.

Devamı…Fikret Başkaya: “Çağdaşlaşma, kalkınma… paradigmasının iflas ettiğini kabullenmeliyiz