“Benim için en büyük mucize, var olmamdır!” Aysar*- Sadık Hidayet

Sadık HidayetDünyanın yaratıldığı yıllardaki yağmurlar gibi bardaktan boşanırcasına yağan yağmur yeri kamçılıyordu adeta. Rüzgâr su zerreciklerini bir araya getirip toz halinde asfalt yolda oradan oraya savuruyordu. Oysa eski ve derin aşkıyla sakin deniz kurşun rengi bir sisle kaplanmıştı. Her şey nemli, yapışkan ve kaygan bir hal almış, rutubet her şeye işlemişti. Hatta insan bedenine sızarak ruhu bunaltmıştı. Tüm varlıklar histerik titreyişler içindeydi; her şeye, hatta varlığa karşı cinnet veya sarhoşluk, cahilce bir terk ve nefret duygusu uyanmıştı ta derinlerden. İçten gelen hevesleri uyandırıcı bu eğilimler hengâmesinde sanki tanrıların gazabıyla dökülüyormuş gibi gelen su sesleri diğer sesleri bastırıyor ve birdenbire de kesiliyordu.

Devamı…“Benim için en büyük mucize, var olmamdır!” Aysar*- Sadık Hidayet

Karl Marks: Hindistan’da İngiliz Egemenliği toplumun tüm çerçevesini parçalamıştır

MarksHindistan’ın bir altın çağı olduğuna inananların görüşlerini paylaşmıyorum, ama bu görüşümün doğrulanması için de, Sir Charles Wood gibi Khuli Han’ın otoritesine başvurmuyorum. Ama, örneğin, Aurung-Zebe zamanını alınız; ya da Kuzeyde Moğolların, ve Güneyde de Portekizlilerin ortaya çıktığı evreyi; ya da müslüman istilası ve Güney Hindistan’daki Heptarşi[313] çağını; ya da, isterseniz, daha da gerilere, antikiteye gidiniz; Hindistan sefaletinin başlangıcını, dünyanın hıristiyan yaradılışından bile çok daha gerilerdeki bir evreye dayanan brahmanın[314] kendi mitolojik kronolojisini alınız.
Ne var ki, İngilizlerin Hindistan’a getirdikleri sefaletin esas olarak farklı ve tüm Hindistan’ın daha önceleri çekmiş olduğundan sonsuz ölçüde daha yoğun türden olduğundan kuşkuya yer yoktur. İngiliz Doğu Hindistan Şirketi[315] tarafından asyatik despotizmin üzerine oturtulmuş bulunan ve Salsette Tapınağı’ndaki[316] bizi ürküten kutsal canavarların herbirinden daha canavarca bir bileşim oluşturan Avrupa despotizmini kasdetmiyorum.

Devamı…Karl Marks: Hindistan’da İngiliz Egemenliği toplumun tüm çerçevesini parçalamıştır

8 Dalda Oscar Kazanan 1982 Yılında Çekilen Mahatma Gandhi Belgeseli

Einsteinin : “Hiçbir dış yönetim tarafından desteklenmemiş bir halk lideri: başarısı kabiliyete veya teknik aletlerin gücüne dayanmayan, sadece kişiliğinin ikna gücünden doğan bir politikacı; kuvvet kullanımını her zaman küçümsemiş olan zafer dolu bir savaşçı; amaç ve şaşmaz kararlılık ile donanmış bilge ve alçakgönüllü insan: bütün gücünü halkının yücelmesine ve geleceklerinin güzelleşmesine adamış bir kişi; sadece insan olarak Avrupa’nın eziyetlerine karşı gelmiş ve her zaman zafer kazanmış bir insan. Gelecek nesiller böyle bir kişinin yaşayıp, bu dünya üzerinden geçtiğine belki de inanmayacaklar.”

Devamı…8 Dalda Oscar Kazanan 1982 Yılında Çekilen Mahatma Gandhi Belgeseli

Lal Khan: Emperyalistlere karşıymış gibi görünen İslami köktenciler aslında sürekli ilişki içindeler

Pakistan’ın önde gelen Marksist siyasetçilerinden Lal Kahn, ülkesinde yayımlanan Daily Times gazetesinde, emperyalizmin çıkarları doğrultusunda radikal ve ılımlı İslam ile kurduğu bağlara işaret eden bir yazı kaleme aldı. Kahn, radikal İslam ile ılımlı İslam arasındaki çizginin çok ince olduğuna, hatta böyle bir çizgi olmadığına dikkat çekiyor. ABD emperyalizmi 1980’ler ve 90’larda Moskova ve Çin destekçisi solun çökmesiyle birlikte, yaratılan siyasi boşluğu İslami köktenciler ile doldurduğunu  belirten yazar, Emperyalistlerin sosyo-ekonomik konulara dair kitlesel isyanların sarsıntılarını göndermeye başlar başlamaz İslamcılarla  müzakereye oturduğunu ve yeri gelince bunları ” Özgürlük savaşçısı” ilan ettiğini belirtiyor. 

Devamı…Lal Khan: Emperyalistlere karşıymış gibi görünen İslami köktenciler aslında sürekli ilişki içindeler

Ertuğrul Kürkçü: Tayyip Erdoğan “Gazze’ye yardım” edecekti, ama Gazze Erdoğan’ın imdadına yetişti

Tayyip Erdoğan ve “hariciye nazırı” Ahmet Davutoğlu bu “istikrarlı ve nezih” dünyada İsrail’in de eskiden oynadığı rolü oynamaya devam edemeyeceğini kavradıklarından beri, Washington-Tel-Aviv eksenini sınıyorlar… “One minute” şovu bu kavrayışın ürünüydü. Mavi Marmara seferi de “yükselen gücün” Arap dünyasındaki nüfuzunu derinleştirmek ve buradan edindiği etkiyi içeriye ve küresel güç mimarisine aktarma imkânlarını görmek için giriştiği bir sondaj!

Ehud Barak’ın komandoları, ahmaklık ve gaddarlıklarıyla sadece Erdoğan’ın nüfuz alanını genişletmesine destek oldular, rehin alıp hapse attıkları 360 “insani yardım militanı”yla da Türkiye’nin daimi bir Filistin meselesi edinmesini sağlayacaklardı ki, araya “uluslararası toplum”un aklı girdi. Başbakan, Hamas’a ve İsrail Siyonizmine ortaklaşa şükredebilir. Tayyip Erdoğan’ın Anayasa referandumuna kadar bununla idare etmesinin önüne geçecek olan tek şey, İsrail ile bütün askeri anlaşmalara son verme çağrısıyla AKP’nin önüne dikilmek.

Devamı…Ertuğrul Kürkçü: Tayyip Erdoğan “Gazze’ye yardım” edecekti, ama Gazze Erdoğan’ın imdadına yetişti