İlk Acı: Düşünceler bir kez içini kemirmeye başladıktan sonra, sonu gelir miydi hiç? – Kafka

Günlerden bir gün menecerle trapez sanatçısı, yine bir turneye çıkmışlardı; trapez sanatçısı bagaj filesinde uzanmış yatıyor ve düşler kuruyor, menecer ise pencere önündeki koltuklardan birinde oturmuş, kitap okuyordu. Ansızın trapez sanatçısı, menecere usulca seslendi.

Devamı…İlk Acı: Düşünceler bir kez içini kemirmeye başladıktan sonra, sonu gelir miydi hiç? – Kafka

“Çin Seddinin İnşası” İle İlgili Fragman – Franz Kafka

Şimdi bu dünyada seddin inşa haberi yayılmıştı. Bu da gecikmiş olarak, haberin ilanından otuz yıl sonra gerçekleşmişti. Bir yaz akşamıydı. On yaşındaydım ben ve babamla ırmak kıyısında bulunuyordum. Sonradan ikide bir üzerinde konuşulan olayı, öneminden ötürü en küçük ayrıntılarına dek hâlâ anımsıyorum.

Devamı…“Çin Seddinin İnşası” İle İlgili Fragman – Franz Kafka

“Beni nasıl bu kadar incitebilirsiniz?” Mutsuzluk – Franz Kafka

KafkaArtık dayanılmaz olmaya başlamıştı –bir Kasım günü, akşama doğru- ve ben odamdaki halının ince uzun şeridi boyunca bir yarış pistindeymişim gibi koşuyordum, derken sokak lambalarıyla aydınlatılmış sokağın ışığından ürktüm, sonra yine odaya doğru dönünce aynanın derinliklerinde kendime yeni bir hedef buldum, avazım çıktığı kadar bağırdım, ne çığlığıma bir karşılık ne de onu susturacak bir güç olmaksızın, ancak kendi çığlığımı duyarak. Öyle ki çığlığım kontrolsüz arttı ve artık duyulmaz hale geldiğinde dahi duramadı. Evet, artık dayanılmaz olduğunda, duvardaki kapı bana doğru açıldı, ne kadar da hızlıydı, çünkü ihtiyaç olan hızdı, aşağıda, kaldırım taşları üstündeki arabanın atları bile, savaşta gırtlakları düşmanın insafına terk edilmiş halde çılgınca sürülen atlar gibi şaha kalkıyordu.

Devamı…“Beni nasıl bu kadar incitebilirsiniz?” Mutsuzluk – Franz Kafka

“Kuzu ve kedilik yetmezmiş gibi bir de köpeklik ha!” Melezleme – Franz Kafka

kafkaYarı kedi yarı kuzu, garip bir hayvanım var. Babamdan, diğer eşyayla birlikte miras bana, nedir, büyüyüp kendini göstermesi benim elimde oldu. Önceleri kediden çok kuzuydu, şimdi iki hayvandan da eşit özellikler taşıyor. Başı ve pençeleri kedi, gövdesinin biçimi ve iriliği kuzu, gözlerinde yanıp sönen vahşi parıltı, yumuşak ama diri postu, devinimlerinin hem zıplamaya hem sürünmeye benzemesiyle, hem kedi hem kuzu. Pencere pervazına yerleştiğinde güneşten keyiflenip mırıldanmaya başlıyor, çayırlık alana çıkmayagörsün deliler gibi koşmaya başlıyor, böyle anlarda onu tutabilmek ne mümkün! Kedi gördü mü tabanları yağlıyor ama bir kuzuya rastgeldi mi saldırmaya kalkıyor.

Devamı…“Kuzu ve kedilik yetmezmiş gibi bir de köpeklik ha!” Melezleme – Franz Kafka

Dava – Franz Kafka: “Bizim ne suçumuz var kardeşim?”, “Suçumuzun olmaması daha kötü”

Ve kendisinden uzakta duran iki adamdan kurtulmak istercesine bir hareket yapıp yoluna devam etmeye çalıştı.
“Hayır,” dedi pencerenin yanındaki adam. Kitabını bir sehpanın üzerine atıp ayağa kalktı. “Çıkamazsınız, tutuklusunuz.”
“Belli oluyor,” dedi K. “Peki ama neden?”
“Bunu söylemek bize düşmez. Odanıza dönüp bekleyin. Kovuşturma başladı, zamanı geldiğinde her şeyi öğreneceksiniz. Sizinle böyle kibarca konuşmak görevimi aşan bir şey. Franz da zaten bütün kurallara karşı çıkarak size dostça davranıyor, umarım söylediklerimi onun dışında kimse duymamıştır. Gözcüleriniz konusundaki şansınız sonradan da devam ederse, işleriniz yoluna girebilir.”

Devamı…Dava – Franz Kafka: “Bizim ne suçumuz var kardeşim?”, “Suçumuzun olmaması daha kötü”

Franz Kafka: Kanatları vardı. “Neden uçup gitmediniz?” diye sordum…

Okuduğum kitabı kapatıp, ayaklarına dolanmasın diye bir kenara ittiler. Beni selamlayıp, hakem seçtiler. Ve bir an geçmeden parmaklarını birbirlerinin parmaklarının içine geçirip masanın kenarında koşuşturmaya başladılar, bazen biri, bazen öbürü diğerine üstün gelip bir sağa sola gidip geldiler. Bakışlarımı onlardan hiç çevirmedim. Madem onlar benim ellerimdi, tarafsız bir hakem olmalıydım, yoksa yanlış bir kararın yol açacağı belaları kendi elimle başıma sarardım. Ancak görevim hiç de kolay değil, avuçlarımın arasındaki loşlukta asla gözden kaçırmamam gereken çeşitli hilelere başvuruyorlar, dolayısıyla çenemi masaya bastırıyorum, şimdi artık hiçbir şey gözümden kaçmaz. Ömrüm boyunca, sol elime kötü bir niyet beslemememe karşın, hep sağ elimden yana oldum.

Devamı…Franz Kafka: Kanatları vardı. “Neden uçup gitmediniz?” diye sordum…

“Yani amacınızın ne olduğunu biliyor musunuz?” Yola Düşmek – Franz Kafka

franz-kafkaDerhal ahırdan atımı getirmelerini emrettim. Uşak emirlerimi anlamadı. Bu yüzden ahıra ben kendim gittim, eyeri atın üzerine attım ve bağladım. Uzaktan bir trompet sesi duyuluyordu, uşağa bu sesin ne manaya geldiğini sordum. Uşak hiçbir şey bilmiyordu, zaten hiçbir şey de duymuyordu. Tam bahçe kapısında yolumu kesti ve:

– Nereye gidiyorsunuz patron?, diye sordu.

– Bilmiyorum, -dedim- yalnızca buradan dışarı çıkmak istiyorum, yalnızca buradan dışarıya. Yeter ki, buradan dışarı olsun, amacıma ulaşmamın tek yolu bu.

Devamı…“Yani amacınızın ne olduğunu biliyor musunuz?” Yola Düşmek – Franz Kafka

Franz Kafka: “Ne güven verici ki, önemli ricaların daima geri çevrileceğini halk biliyor!”

Kafka“Sık sık şaşırdığım tuhaflık şu ki, biz başşehrin bize buyurduklarına sessizce uyarız. Siyaset alanında, asırlar var ki, halkın başını çektiği bir değişiklik görülmüş değildir. Başşehrimizde sayısız imparator değişti, hatta kimi hanedanlar tarihe karıştı, yepyeni hanedanlar hüküm sürmeye başladı, yetmezmiş gibi, geçen asırda başşehrimiz tamamen yıkılıp çok uzağına bir yenisi inşa edildi, sonra o da yıkılıp eski başşehir yeniden kuruldu; bunların birisi bile küçük şehrimizi etkilemedi. Bizim memurlarımız hiç değişmediler, yüksek rütbelileri başşehirden geldiler, orta rütbeliler başşehirden değilse bile şehir dışından, ancak en küçük rütbeliler bizim şehrimizden, bu olsun hiç değişmedi, biz de ötesine karışmadık.”

Devamı…Franz Kafka: “Ne güven verici ki, önemli ricaların daima geri çevrileceğini halk biliyor!”

Kafka’nın Güncesi: “O zaman açın da kapıyı, gireyim” dedim. “Kilitli değil kapı”, diye yanıtladı

Kafka…Ufak bir gezinti yapmak için evden çıkıyorum. Hava güzel, ama sokak dikkati çekecek kadar boş, yalnızca uzakta elinde bir su hortumuyla belediye hizmetinde çalışan bir temizlik işçisi dikiliyor ve sokak boyunca alabildiğine su fışkırtıyor, geniş bir kavis çizerek yere dökülüyor su. «Olacak şey değil», diyorum ben ve kavsin gerginliğini elimle yokluyorum. «Belediye hizmetinde çalışan küçük bir temizlik işçisi», diyor ve yeniden uzaktaki adama bakıyorum. İlerdeki ilk çapraz sokağın köşesinde iki bay eskrim yapıyor, birbirlerinin üzerine yürüyor, sonra birbirlerinden bir hayli uzağa çekiliyor, birbirlerini gözetliyor, derken yine kapışıyorlar. «Bırakın şu eskrim yapmayı beyler», diyorum ben.

Devamı…Kafka’nın Güncesi: “O zaman açın da kapıyı, gireyim” dedim. “Kilitli değil kapı”, diye yanıtladı