Darwincilik nedir?, Darwinciler “Yaşam Savaşımı”nı nasıl yorumlandı? – Prof.Dr.Cemal Yıldırım

Ne Darwin ne de onu izleyen destekleyicileri evrim kuramını ispatladıkları savındaydılar. Onlar kuramı gözlemsel kanıtlarına dayanarak doğruladıklarına inanıyorlardı. Darwin’in en ateşli savunucusu Huxley’ın bile türlerin evriminin doğal seleksiyon düzeneğine dayandığı tezine tümüyle katıldığı söylenemez. Ancak «Darwincilik» denen daha sonraki bir gelişme Darwin’in evrim kuramına doğruluğu kesin bir tür dogma kimliği kazandırma bağnazlığı göstermiştir.
Evrim kuramına yöneltilen eleştirileri (bunlar ilerde belirteceğimiz gibi, dinsel, duygusal ve bilimsel olmak üzere değişik kaynaklı tepkilerdir) gereğince değerlendirmek için, her şeyden önce, Darwinciliğin ne olduğunu anlamamız gerekir. Değişik yorumlara uğrayan, bu nedenle de anlam belirsizliği içine düşen «evrim» teriminin, öncelikle tanımsal açıklığa kavuşturulmasına ihtiyaç vardır.

Devamı…Darwincilik nedir?, Darwinciler “Yaşam Savaşımı”nı nasıl yorumlandı? – Prof.Dr.Cemal Yıldırım

Türlerin Kökeni nasıl yazıldı?, Darwin devrimi nasıl algılandı? – Prof. Dr.Cemal Yıldırım

Dinsel törenlerde her zaman ustaca başvurduğu yöntemle konuşmasının etkisini yükseltmek, karşı tarafa ölüm darbesini vurmak için Huxley’e döner, alaycı bir gülümsemeyle şu soruyu yöneltmekten kendini alamaz: «Şimdi öğrenmek istiyorum, sizin maymunla akrabalığınız anne tarafından mı, yoksa baba tarafından mı?» Konuşmak niyetinde olmayan Huxley artık sessiz kalamazdı, Piskoposa ağzının payını vermek fırsatı doğmuştu. Yavaşça yerinden doğrulur, sakin, kararlı bir ifadeyle, «Maymunla şu ya da bu yoldan akraba olmayı düşürücü bulmuyorum. Beni asıl utandıran şey, söz söyleme ustalığıyla gerçeği saptıran biriyle şu anda karşı karşıya kalmış olmamdır.»

Devamı…Türlerin Kökeni nasıl yazıldı?, Darwin devrimi nasıl algılandı? – Prof. Dr.Cemal Yıldırım

Evrim Kuramının Bilimsel Konumu | Darwincilik yıkıldı mı? – Julian HUKLEY

Darwin’in başyapıtı, Türlerin Kökeni, iki temel noktayı kapsamaktadır. Bunlardan biri türlerin değişmezliği öğretisine ilişkindir. Darwin çok sayı ve çeşitte olgusal kanıtlar getirerek, kilisenin resmi görüşünü de yansıtan o yerleşik öğretinin dayanaksız olduğunu gösterir. Belli doğa olgularını açıklama bir evrim kuramı oluşturmayı gerektirmekteydi. Canlı dünyada, sürekli yeni türlere yol açan ama yavaş giden değişim genel kuraldı.
İkinci nokta, Darwin’in “Doğal Seleksiyon” dediği evrim sürecinin düzeneğine ilişkindir. Buna göre, tüm ereksel görünümüne karşın, canlıların evrimi doğrudan ve de yalın bir biçimde hiçbir amaç içermeyen mekanik terimlerle açıklanabilirdi.

Devamı…Evrim Kuramının Bilimsel Konumu | Darwincilik yıkıldı mı? – Julian HUKLEY

İnsanla Hayvan Arasında Psikolojik Benzerlik ve Darwin’in Yanılgısı – Cemal Yıldırım

İnsanlar, diğer canlılardan ayrı olduklarına en çok ruhsal (zihinsel ve moral) yetileri bakımından inanmışlardır. Gerçekten canlılar arasında yalnız insanın, biyolojik donanımı dışında kültür ve uygarlık araçları oluşturarak, yaşamını daha zengin ve anlamlı kıldığı görülmektedir. Ancak bu, insanla hayvanın tümüyle birbirinden ayrı iki dünya olduğu demek değildir. İnsanlara üstünlük sağlayan zihinsel yetiler bakımından bile aradaki fark kesin değildir; bir derece farkıdır. İncelemeler insanın çoğu kez kendisine özgü saydığı birçok psikolojik özelliklerin (örneğin, duyumsama, sevme, sezme, düşünme, problem çözme, hatırlama, dikkat etme, araştırma, örnek alma, öykünme, vb.) değişik derece ve biçimlerde hayvanlarda da varolduğunu göstermektedir. Kimi düşünürlerin insana özgü saydığı simge oluşturup kullanma yeteneğinin bile, ilkel biçimlerde de olsa, gelişmişlikte ileri bazı hayvanlarda (örneğin, şempanzelerde) izleri gösterilebilir.

Devamı…İnsanla Hayvan Arasında Psikolojik Benzerlik ve Darwin’in Yanılgısı – Cemal Yıldırım

Bireysel Bencillik ve Özveri Kıskacında İnsanlar Neden Var? – Richard Dawkins

Siyahbaşlı martılar büyük koloniler halinde yuva kurarlar. Yuvalar birbirinden sadece birkaç fit uzaklığındadır. Yavrular yumurtadan  ilk çıktıklarında küçük ve savunmasızdırlar, onları yutuvermek kolaydır. Bir martının, komşusunun arkasını dönmesini veya balık avlamaya gitmesini beklediği, sonra da komşunun yavrusunun başına çöküp bir lokmada yuttuğu çokça görülür. Böylece, balık avlama zahmetine girmeksizin ya da kendi yuvasını savunmasız bırakmasızın, besleyici, güzel bir yemek elde eder. Daha iyi bilinen bir örnek ise dişi peygamberdevesinin meşum yamyamlığıdır. Peygamberdeveleri iri, etobur böceklerdir. Normal olarak, kendilerinden daha küçük hayvanları -sinekler gibi-yerler; hareket eden hemen hemen her şeye saldırırlar. Çiftleşirken erkek dikkatlice sürünür, tırmanarak dişinin üstüne biner ve birleşir. Dişi eline bir şans geçirirse, erkeği yiyecektir. Ya erkek yaklaşırken veya üstüne bindikten ya da ayrıldıktan hemen sonra, kafasını kopartarak işe başlar.

Devamı…Bireysel Bencillik ve Özveri Kıskacında İnsanlar Neden Var? – Richard Dawkins