“Hayal gücünü kaybeden toplum yarınsızdır” Ütopya – Thomas More

utopyaEserleri, görüşleri ve yaşam tarzıyla Kral’a ters düşen Thomas More, 6 Temmuz 1535’te “kötü bir amaç uğruna haince ve şeytanca davranmak “ suçuyla idama mahkum edildi , kafası kesildi ve ibreti alem olsun diye Londra Köprüsü’den halka teşhir edildi. İdam edileceği kendine bildirildiğinde her zamanki güler yüzüyle şunları söyleyecekti; “Krala gönlüm borçlu kaldı. Bu berbat dünyanın acılarından beni böyle çabuk kurtarma yüceliği gösterdiği için.

Devamı…“Hayal gücünü kaybeden toplum yarınsızdır” Ütopya – Thomas More

“Zararsız bir gülüşün hayatta yeri olmadığını düşünenler bu kitabı okumasın!” Robin Hood – Howard Pyle

Robin HoodSiz, bir sürü zor iş güç arasında, kendine hayal dünyasından azıcık olsun neşe ve eğlence katmaya utanan ciddi kişiler! Kimseye zararı dokunmayacak masum bir gülüşün hayatta yeri olmadığını düşünen sizler! Bu kitap size göre değildir. Kitabı kapatın ve gerisini okumayın! Çünkü açıkça söyleyeyim ki, kitabın devamını okursanız, takma adları olmasa dünyada tanıyamayacağınız, neşeli ve türlü türlü renkler içinde oyunlar oynayan iyi kalpli, aklı başında insanların gerçek öyküsünü okurken öfkeye kapılacaksınız.
Burası masal diyarı değildir. Peki nedir? Hayal dünyasıdır, güzel bir dünyadır. Ondan sıkıldığınız zaman, bu kitabın sayfalarını kapatın gitsin; kaldırın atın! Hiçbir zarar görmeden günlük hayatınıza dönmeye hazırsınızdır artık.

Devamı…“Zararsız bir gülüşün hayatta yeri olmadığını düşünenler bu kitabı okumasın!” Robin Hood – Howard Pyle

Ölü Canlar: Ölmüş ama yaşıyor gibi görünen köylüler – Gogol

Ölü Canlar GogolÖlü Canlar, Ukrayna asıllı gerçekçi Rus edebiyatının özgün romancısı ve oyun yazarı Nikolay Vasilyeviç Gogol’un ilk cildini 1842’de tamamladığı ve bitirilememiş romanıdır. Romanın konusunu kendisine Puşkin tarafından önerilmiştir. Üç cilt olarak tasarlanan roman aslında Dante’nin İlahi Komedya’sı örnek alınarak yazılmıştır. İlk cilde romanın baş kahramanı Çiçikov’un kendi çıkarları uğruna yaptığı kötülükler damgasını vurmuştur. Rus köylüsünün acıklı hayatını ve Çiçikov’un şaşırtıcı kişiliğini kendine özgü canlı mizahıyla dile getirir. Gogol, cehennemi anlattığı bu bölümden sonra cenneti anlatacağı, Çiçikov’un ahlak ve vicdan sahibi olduğunu göstereceği ikinci cildin el yazmalarını geçirdiği bir buhran sonucu yakmıştır. Daha sonra birkaç kez daha yazmaya çalıştığı bu bölümler sonradan yayımlanmıştır.

Devamı…Ölü Canlar: Ölmüş ama yaşıyor gibi görünen köylüler – Gogol

“Bir gün kazanacağız. Buna inanmamız gerek.” Bitmeyen kavga – John Steinbeck

bitmeyen kavga“Artık uyumamız gerek Jim. Bu geceki olaylar olmasaydı bunu sana söylemeyecektim ama, hayır, kazanma şansımız olduğuna hiç inanmıyorum. Bu vadi iyice örgütlenmiş. Ateşe başlayacaklar ve olacaklardan paçalarını sıyırabilecekler. Hiçbir şansımız yok bizim. Gürültü koptuğunda buradakilerin çoğunun kaçacaklarına kalıbımı basarım. Ama sen bunları düşünme Jim. Bu iş burada olmaz, başka yerde olur. Günün birinde de başarıya ulaşacaktır. Bir gün kazanacağız. Buna inanmamız gerek.” Mac bir dirseği üzerinde doğruldu. “Buna inanmasaydık burada olmazdık. Doktor haklıydı, ama iltihap yatırılmış sermayedir. Bir mikrop var, bizi kemirdikçe kemiren bir mikrop. O iliklerimize kadar sinerek bizi öldürmeden önce biz onu kaldırıp atacağız. Buna inanmalıyız !

Devamı…“Bir gün kazanacağız. Buna inanmamız gerek.” Bitmeyen kavga – John Steinbeck

Klasik Nedir, Klasikleri Neden Okumalı – İtalo Calvino

Italo CalvinoGençliğimizdeki okumalar, sabırsız olduğumuz, kafamızı toparlayamadığımız, nasıl okunacağını iyi bilmediğimiz ya da hayat deneyiminden yoksun bulunduğumuz için pek bir değer taşımasa da, örnekler, üstesinden gelme yolları, karşılaştırma olanakları, sınıflandırma tasarları, değer basamakları ve güzellik ölçütleri sağlayarak ilerideki deneyimlerimize biçim vermesi açısından geliştirici de olabilir; gençken okuduğumuz kitapla ilgili pek az şey anımsasak ya da hiçbir şey anımsamasak bile, içimizde işleyeduran şeylerdir bütün bunlar. Aynı kitabı, olgunluk çağımızda yeniden okuduğumuz zaman, işte o zaman, nereden geldiklerini unutmuş olmamıza karşın artık iç düzeneklerimizin bir bölümünü oluşturan bu değişmez değerleri yeniden keşfederiz.

Devamı…Klasik Nedir, Klasikleri Neden Okumalı – İtalo Calvino

Lev Tolstoy “Savaş ve Barış”, 21. Yüzyıl Okuru ve Klasikler – Asuman Kafaoğlu-Büke

Lev Tolstoy Savaş ve Barış’ı yazdığında 37 yaşındaydı. On sene kadar önce, 1854-56 yılları arasında, Kırım’da savaşmış olması ona savaş hakkında gerçek bilgi vermişti. Fakat Tolstoy altmış yıl önce yaşanan, o doğmadan otuz yıl önce sona eren Napoléon savaşını anlatmayı seçti; dediğine göre, bunun nedeni biraz kendi aile geçmişini araştırmak biraz da Rusya’nın yakın tarihine bakmaktı. “Dedelerimizin günleri” dediği bir dönemi, mektup, günlük ve anılar peşinde araştırdı ve yazdı. Yıllarca süren tarih araştırmalarına dayansa da, Savaş ve Barış’ta bu hissedilmez, gerçekte okurun hissettiği yaşanmışlık duygusudur. Büyük olasılıkla çocukluğunda büyüklerden dinlediği Napoléon savaşlarını zihninde yeniden canlandırıp, kurguluyordu.

Devamı…Lev Tolstoy “Savaş ve Barış”, 21. Yüzyıl Okuru ve Klasikler – Asuman Kafaoğlu-Büke

Dostoyevski, Suç ve Ceza | Bir suçun psikolojik öyküsü ve onun ahlaki sonuçları

1845 Mayısı’nda Dostoyevski daha üniversite öğrenciliği yıllarından tasarladığı ilk romanı İnsancıklar’ı bitirdi. Romanın müsveddelerini yazarın yakın dostu D.V. Grigoroviç ve ünlü ozan Nekrasov okudular. Heyecanlan öylesine büyüktü ki, doğruca devrin ünlü eleştirmeni Belinskiy’e gittiler. ‘İnsancıklar”ı, Belinskiy de çok beğendi ve beğenisini, “… Gogol’ü de geçecek… bundan önceki bütün edebiyatı gölgede bırakacak bir deha ile karşı karşıyayız”, sözleriyle dile getirdi. “İnsancıklar” 1846 yılında yayımlandı. Gerek “İnsancıklar” gerekse, yazarın bununla birlikte yayımlanan ikinci kitabı ‘Benzer’ büyük ilgi topladı. Daha sonra ‘Suç ve Ceza”da en parlak biçimde dile gelecek olan, yazarın yoksul, umarsız insanlara ve hayatın trajik yanlarına karşı duyduğu büyük ilgi ve duyarlılık, daha bu ilk yapıtlarında kendini göstermeye başlamıştı.

Devamı…Dostoyevski, Suç ve Ceza | Bir suçun psikolojik öyküsü ve onun ahlaki sonuçları

Goethe’nin En Önemli Eseri, İyiyle Kötü, Bilimle Büyü Arasındaki İnsan: Faust

Goethe ‘nin dünya çapındaki klasikleşmiş eseri “Faust”un kahramanı Doktor Faust (Faustus) bir hayal ürünü değil kayıtlara göre  1480 ‘li yıllarda Almanya ‘da Knittlingen ‘de doğmuş ve 1540 yılına doğru da Staufen-Brisgau ‘da ölmüş birinin başından geçmiş  olduğuna inanılan bir halk anlatısıdır. Efsaneye göre  bu kişinin şeytanla arasında bir anlaşma imzaladığı, anlaşmaya göre Şeytan, Faust ‘a yaşadığı sürece bilgi zenginlik, gençlik ve büyü yapma gücü vereceği, buna karşın Faust da öldüğü zaman ruhunu Şeytana teslim edeceğidir.
Başta Almanya olmak üzere çeşitli ülkelerde birçok yazar tarafından ele alınansa da  Faust efsanesini bütün genişliği ile inceleyip onu zenginleştiren Goethe ‘dir. Yazıldığı tarihten yıllar sonra bile güncelliğini koruyan, modernite üzerine tekrar düşünmemizi sağlayan bu başyapıt yazarın tam 62 yılını aldı. Yaşamının sonuna dek Faust üzerinde çalışarak yaşayan Gothe,  onu tamamladıktan  kısa bir süre sonra da öldü.

Devamı…Goethe’nin En Önemli Eseri, İyiyle Kötü, Bilimle Büyü Arasındaki İnsan: Faust

Hayatını üne ve servete ulaşmaya adamış Balzac’ın yaşamına kısa bir bakış

Balzac, çocukluğundan itibaren orta sınıf burjuva ahlakına bağlı  anne ve babanın dar görüşlü dünyasında yetişti. Köy kökenli bir ailenin çocuğu olan yazar Honore Balssa olan adını Balzac olarak değiştirip soyluluk ifade eden ‘De’’ öntakısını ekledi. Para kazanmak için değişik isimlerle tarihselve mizahi romanlar yazdı. Ünlü olma tutkusu, zengin olma isteği ile bir çok işe girişen Balzac, matbaacılığa kadar giden serüvenin sonunda hayatı boyunca peşini bırakmayacak borçlara battı. Bunlarla beraber yaşam yazara bir ömrün sonuna kadar ulaşılmayan tutkuları, sönmüş hayalleri, karşılıksız aşkları, kaybedilmişliği… birinci elden anla(t)ma fırsatı verdi. Eserlerindeki zarafet, anlatım gücü, coşkusu, hayal dünyası ve betimlemelerdeki ustalığın temelinde de belki de sadece  bu değişik sehirlere sahip  serüven  yatıyordu.*

Devamı…Hayatını üne ve servete ulaşmaya adamış Balzac’ın yaşamına kısa bir bakış

Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından Fiyodor Dostoyevski ve Romanı Suç ve Ceza Üzerine

Dostoyevski 30 Ekim 1821 günü Moskova’da bir doktor ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. 1843 yılında, askeri öğrenci olarak okuduğu Petersbıırg mühendislik okulunu bitirdi, ancak bir yıl askeri mühendis olarak çalıştıktan sonra istifa etti. Nicedir verdiği bir kararla, edebiyat hayatına atıldı. Bundan hemen sonra da, 1844 yılında, Dostoyevski imzasıyla ilk yapıtı yayımlandı; bir çeviriydi bu. Balzac’ın “Eııgenie Grandet “sini çevirmişti.
1845 Mayısı’nda Dostoyevski daha üniversite öğrenciliği yıllarından tasarladığı ilk romanı Bedniye Lyııdi (insancıklar) bitirdi. Romanın müsveddelerini yazarın yakın dostu D.V. Grigoroviç ve ünlü ozan Nekrasov okudular. Heyecanlan öylesine büyüktü ki, doğruca devrin ünlü eleştirmeni Belinskiy’e gittiler. “İnsancıklar”ı, Belinskiy de çok beğendi ve beğenisini, “… Gogol’ü de geçecek… bundan önceki bütün edebiyatı gölgede bırakacak bir deha ile karşı karşıyayız”, sözleriyle dile getirdi. “İnsancıklar” 1846 yılında yayımlandı.

Devamı…Dünya edebiyatının en büyük yazarlarından Fiyodor Dostoyevski ve Romanı Suç ve Ceza Üzerine

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org