Ahmed Arif’ten Cemal Süreya’ya mektup: “Dünyanın en güzel kızları, hiç kuşkusuz zaza kızlarıdır”

Ahmed ArifCemalim,

Mektubun hele şükür, geldi. Oysa ben, geleceğinden umudu kesmiştim. Bu yüzden dün senin yazıyı dizmemeleri için basımevine haber ilettim. Şimdi de gider, yeniden dizmelerini söylerim! Ne yapalım, bu kadarcık nazımı da çeksinler… Papirüsün fotoğraflı bölümü için acele etme. Daha doğrusu yazıyı hazırla da bir kıyıya bırak, beklesin. Kitap çıksın da öylece yayınlarsın. Varsın Ekim olmasın da Kasım olsun. Ancak, senin yazın, Senin imzan olursa bu işe katlanırım. Yoksa dalamanların övgüsü bile bana küfür gibi geliyor. Evet, böylece o yazını da ikinci kitaba alırım.

Devamı…Ahmed Arif’ten Cemal Süreya’ya mektup: “Dünyanın en güzel kızları, hiç kuşkusuz zaza kızlarıdır”

Arif Damar’dan Cemal Süreya’ya Bir Mektup: “Sen kendine yedi kırlangıç ömrü hesaplıyordun”

arif damarNe iyi etmişim ölümünden 8 gün önce Hatay Meyhanesi’nde seninle barışmakla. Arkadaşlıkta her iki tarafın da yanlışları, hataları olur. Düşünemedim. Ne kadar üzüldüğünü biliyordum. Yazdın da. Senin gittiğini Sunay Akın telefonla bildirdi. Meğer hayatımda ne kadar çok önemin varmış, bunu sonraları anladım. Sunay Akın’ın ilk kitabının adını sen koymuştun: “Makiler”. Ama ona, fransızcadaki anlamını açıklamamışsın: Dağdaki partizan. Yani yurtsever savaşçılar. bunu bilerek yaptığının farkındayım. Ama ben kendisine anlattım. Kim bilir bilseydi, belki çekinir, istemezdi. Ne yazık ki iyi şair olamadı. Güzel düzyazılar yazıyor.

Devamı…Arif Damar’dan Cemal Süreya’ya Bir Mektup: “Sen kendine yedi kırlangıç ömrü hesaplıyordun”

Cemal Süreya’dan Eşi Zuhal’e Mektup: “Günler nasıl da geçiyor. Hayat kısa. Yalnızlık zor.”

Zuhal TekkanatSevgili Zuhal,
Merhaba! Biz sağsalim Ankara’ya geldik. Az önce geldik. Hemen oturdum, sana mektup yazıyorum. Nedeni: Oktay Rifat için yaptığım çalışmaların müsvettelerini evde unutmuştum. Salondaki kitaplığın üst gözüne, daha doğrusu sağdan üçüncü gözüne koyduğumu hatırlıyorum bunları. Mavi vb. naylon gömlekler ve dosyalar orada bir arada duruyor. Onları hemen al, olduğu gibi büyük bir zarfa koy ve uçakla, taahhütlü olarak bana yolla. Ama hemen yap bunu. Çünkü o kitabı kısa sürede bitirmem gerekiyor. Daha demin geldiğim için sana Ankara’dan verecek bir haberim yok. Memo ne yaptı sabahleyin? Sen raporluydun, o iki gün içinde biraz olsun dinlenebildin mi?

Devamı…Cemal Süreya’dan Eşi Zuhal’e Mektup: “Günler nasıl da geçiyor. Hayat kısa. Yalnızlık zor.”

Cemal Süreya’dan Eşi Zuhal’e İki Mektup: “Hep seni konuştuk. Susunca seni sustuk”

Zuhal TekkanatÖfkem belli olur, coşkum ortaya çıkar da sevincim, üzüncüm dibe akar, orda büyür.  Yalnız seninle güçlüyüm. Sen olmasan bir anlamım olamaz.
Sev beni.

Yaşayacağız. 
Her şeyimi sana borçluyum.
Sana rastladığım sıralar yıkıntılıydım. Sen onardın beni. Tuttun elimden kaldırdın. Ben de ekmek gibi öptüm alnıma koydum seni, kutsadım. 
Aşk büyüdü, aşk! Sen hastanedeyken her gün yazacağım sana. Seni nice sevdiğimi anlatacağım.
 

Devamı…Cemal Süreya’dan Eşi Zuhal’e İki Mektup: “Hep seni konuştuk. Susunca seni sustuk”

Cemal Süreya’nın Onüç Günün Mektupları: “Bir mutluluk hastalığıdır şiir. Kırılan dalın türküsüdür”

“Kahvenin önünden otomobiller geçiyor. Bir tane de at arabası. Seni düşününce o atı da seviyorum. Çay içiyorum. Artık ıhlamur içeceğim. Ne yumuşak, çağrışımlı, bağışçı, düşçül şeydir ıhlamur. Evimizin önünde bir ıhlamur ağacı olsun. Sen saksıda da yetiştirebilirsin ıhlamuru. Gece yatakta Memo’yla hep seni konuştuk. Susunca seni sustuk. Uyuyunca seni uyuduk.”
Onüç Günün Mektupları, şiirimizin büyük ustalarından Cemal Süreya’nın 1972 Temmuz’unda, Okmeydanı SSK Hastanesi’nde yatan eşi Zuhal Tekkanat’a yazmış olduğu mektuplardan oluşuyor. Kitabın bu baskısında, önceki baskılarından farklı olarak, Cemal Süreya’nın yine Zuhal Tekkanat’a çeşitli dönemlerde yazdığı 24 mektup daha yer alıyor. Bütün bu mektuplar, gerçek ve düşlerin iç içe geçtiği bir aşka tanıklık ediyor.

Devamı…Cemal Süreya’nın Onüç Günün Mektupları: “Bir mutluluk hastalığıdır şiir. Kırılan dalın türküsüdür”