Cemal Süreya’dan Eşi Zuhal’e Mektup: “Günler nasıl da geçiyor. Hayat kısa. Yalnızlık zor.”

Zuhal TekkanatSevgili Zuhal,
Merhaba! Biz sağsalim Ankara’ya geldik. Az önce geldik. Hemen oturdum, sana mektup yazıyorum. Nedeni: Oktay Rifat için yaptığım çalışmaların müsvettelerini evde unutmuştum. Salondaki kitaplığın üst gözüne, daha doğrusu sağdan üçüncü gözüne koyduğumu hatırlıyorum bunları. Mavi vb. naylon gömlekler ve dosyalar orada bir arada duruyor. Onları hemen al, olduğu gibi büyük bir zarfa koy ve uçakla, taahhütlü olarak bana yolla. Ama hemen yap bunu. Çünkü o kitabı kısa sürede bitirmem gerekiyor. Daha demin geldiğim için sana Ankara’dan verecek bir haberim yok. Memo ne yaptı sabahleyin? Sen raporluydun, o iki gün içinde biraz olsun dinlenebildin mi?

Pazar günü annenlere gideceğim. Öbür cumartesi de beraberiz nasılsa. Yıllık izninin ilk onbeş gününün -konuştuğumuz gibi- 15-30 Temmuz arası alman uygundur. O akşamki film gerçekten güzeldi. Bende kaldı. Öyle güzel filmleri, bir de güzel oyunları kaçırmayalım. Tabii Ankara’da ve önümüzdeki sanat mevsiminden sonra.

Kendine iyi bak. Kendine iyi bakacan değil mi? Söz mü? Ben rejime bugün başlıyorum. Çünkü o gömlekte gözüm kaldı.

Gözlerim ise sende ve Memo’da kaldı.
Günler nasıl da geçiyor.
Hayat kısa. Yalnızlık zor.
450 km. uzağa düştüm bugün birden bire.
Ama umut büyük.
Umudum benim.
Kadınım.
Çayı en güzel sen demlersin.
Seni, Memo’yu ve civcivleri (özellikle kara civcivi) öperim.
Bir tren yolculuğu yaparız bir gün.
Sandviç falan yeriz.
İyi günler değil uzakta.

Cemal Süreya

 

“Bir evde iki şair olmaz”

Elif Sorgun adıyla şiirler yazan ve zoraki yapılmış kötü bir evlilikten sonra edebiyata dönerek mutluluğa kanat çırpmaya çalışan Zuhal Tekkanat, Yelken dergisinde düzeltmenlik yaptığı dönemde Türk Edebiyatçılar Birliği lokalinin açılışında, yanına yaklaşıp “”Benimle evlenir misin?”” diyen Cemal Süreya’’ya ‘evet’ der ve 1967 yılında  evlenir. Oğlu Memo Emrah, Kasım 1969’da dünyaya gelir. Süreya, memuriyete dönmek zorunda kalır. İstanbul Hocapaşa Vergi Dairesinde işe başlar. Sonra Ankara’ya Maliye Tetkik Kuruluna atanır. Eşini İstanbul’da bırakarak görevine başlar. Ama yine de iki evin masrafları ekonomik sıkıntıya sebep olur. Zuhal Hanımın işi Ankara’ya naklettirilir. Aynı evi paylaşmalarına rağmen geçinemezler. Cemal Süreya “”Bir evde iki şair olmaz” der İkisi de kıskançtır. Sürekli aldatıldıklarını düşünürler. Geçimsizliği daha ileriye götürmeden boşanırlar. Süreya, üçüncü evliliğini bir arkadaş toplantısında tanıştığı Güngör Demiray’la 1975’te yapar. Aynı yıl İstanbul Darphane ve Damga Müdürlüğüne atanır. Güngör Hanımla da büyük bir sevgiyle başlayan birliktelik uzun sürmez. Bir sene sonra noktalanır. Süreya’nın tutarsızlıkları, kıskançlıkları evliliği bitirmiştir. Tartışmalardan en çok etkilenen yine oğlu Memo’dur. Üstelik Memo aşırı kilolu, hastalıklı bir çocuktur. Darphane Müdürlüğünde devlete büyük hizmetlerde bulunur. Ama Bakanlıktan gelen baskılara dayanamaz. Darphanedeki görevinden de istifa eder. Maliye Tetkik Kurulundaki görevine geri döner.
1976 yılında Zuhal Tekkanat’la yeniden birlikte olmaya karar verirler. Kendisi Ankara’da, Zuhal Hanım İstanbul’da, oğulları Memo Göztepe Pansiyonlu İlkokulundadır. Üstelik Memo derslerinde başarısız bir çocuktur. Süreya ise iki evin geçim yükünü zar zor kaldırabilmektedir.Zuhal Hanımla ikinci beraberliği de yürümez. Ayrılırlar. Memo, annesinin yanında kalır. Süreya oğlunu İstanbul’da bırakıp Ankara’ya geri döner. 

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Cenazesine Kürt Bayrağı Sarılan Türk Şair Metin Altıok: “Sevsem sana yazık, sevmesem incinirsin”*

Bergamalı Melahat Moral ve Süleyman Altıok’un ilk çocukları olan Metin Altıok, 1941 yılında, İzmir Karşıyaka’nın Alaybey mahallesinde doğar. Orta halli...

Kapat