RUHİ SU “SEMAHLAR – ÇOCUKLAR, GÖÇLER, BALIKLAR” ALBÜMÜ: “DERT BİZDE DERMAN ELLERİMİZDEDİR!”

Van’dan İstanbul’a Bir Ezgili Yürek

“Anamı, babamı hiç tanıyamadım. 1. Dünya Savaşı’nın ortada bıraktığı çocuklardanım… Öksüz olduğumu çok kimseye söyleyemedim. Toplumumuzda hâlâ aşiret anlayışı var. İlk iş ‘Kimlerdensiniz?’ derler. Kendini yetiştirmiş olmanın önemi hâlâ anlaşılamadı…”

“…Ermeni ana babadan doğmuş, Ermeniliği de, zavallı anası babası da 1915’te Van’da kırılmış, toprak altına girmiş, bir nüfus memurunun deftere işlediği Abdullah ve Huri adlarını ana baba bilmiş, yetimhanelerde büyümüş, garip, güzel sesli Mehmet Ruhi Su’nun hayatının itirafı – artık bir gözünün mezara baktığı zamanlarda nihayet söyleyip rahatladığı…”
Zeynep Oral / Milliyet Sanat / 1984

Çocukluk Yılları, Toroslar’ Da Kaçkaç Ve Adana Öksüzler Yurdu…

…anamı, babamı hiç bilmedim. Çok küçüktüm Adana’ da çocuksuz, fakir bir ailenin yanına vermişler beni. Onları amcam, yengem bildim. Evdeki keçilerden, ineklerden, tavuklardan sorumluydum. Onları gütmek, yemlemek benim işimdi. Getir götür işlerine de bakıyordum. Karanlık basıncaya kadar tarlalarda, kırlarda onları güdüyordum. Ağaçlardan meyveler topluyor, günlük yiyeceğimi çıkarıyordum. Türküler öğrenmeye, söylemeye başlamıştım…Altı yaşına geldiğimde Adana, İngilizler ve Fransızlar tarafından işgal edildi. Bütün Adana halkı gibi Toroslar’ a kaçtık. Kaç- kaç yılları boyunca, hep çalışıp, verilen işleri yaptım halde, ama yengemin hoşnutsuzluğu hiç bitmiyordu. Bir gün elime bir testi verip, bize su getir dediler. Suyu arayıp buldum. Ne kadar zaman içinde su bulduğumu hatırlamıyorum. Suyu getirdiğimde, birde baktım ki amca ve yenge de dâhil, kafile yok olmuş. Bir testi suyla dağ başında kaldım. Geceleri incir ağaçlarının üzerinde uyuyarak, meyve yiyerek, kaç gün kaç gece kaldığımı hatırlamıyorum. Bir yandan da amcamın ve yengemin içinde bulunduğu kafileyi arıyorum. Sonunda onları buldum. Amcam, beni görür görmez sarılıp ağlamaya başladı. Belli ki çok üzgün. Yengemde tıs yok. İşte  o zaman, kasıtlı olarak terk edildiğimi anladım, belli etmemeye çalıştım. Beni gören konu komşu ise çok sevindi. O zaman anladım ki, onlar gerçek amca ve yengem değiller.

Alternatif link >>

Doğanın bütün olanaklarını kullanmasını, doğayı sevmesini bildim, yaşamım boyunca zorlukları yendim. Çocuk denecek yaşta savaş denen şeyin, ne demek olduğunu içinde yaşayarak, seferberlik türküleri, marşlar söyleyerek öğrendim. Kaç -kaç’ da Adana’da çok güzel türküler öğrendim, söyledim, komşular, özellikle kadınlar, dinleyicilerimin başında geliyorlardı. Bu türküler, müzik duygularımı pekiştirmede ve değiştirmede önemli rol oynadılar. İlk türkü repertuarımı böyle oluşturdum.

Adana’ya döndükten sonra, aile ile bin bir güçlükle, yaşamını sürdürüyordu. Yengem hala çok rahatsızdı; benimle uğraşmaya devam ediyor, sudan bahanelerle beni hırpalayıp, dövüyordu. Bir gün yine, sıradan bir kusurumu bahane ederek beni dövmeye başladı. Bir türlü hırsını alamıyordu, beni ağaca bağlamış ve kamçı ile dövüyordu. Bu dayak, yaşamımın dönüm noktası oldu. Bu kötü yaşamımı komşular da biliyorlardı. Mahalleden arkadaşım olan Hüseyin’in annesi, beni çok severdi. Bana bir gün “Seni Hüseyin’in okuluna götürmemi ister misin?” diye sordu. Korkudan sadece başımı sallayarak, evet diyebildim.

Hüseyin’in Okulu öksüzler yurduydu. O zamanki adı ile Dar-ül Eytam. Hüseyin’in annesi beni Adana’nın tanınmış ailelerinden Suphi Paşa’ya götürdü ve tavsiye mektubu aldı. Sonra da öksüzler yurduna götürüp, bu mektubu verdi. Müdür, görevlilere, “bu çocuğu hamama götürün, ona temiz elbise ve çamaşır getirin” dediğinde, okula alındığımı anladım. Tüm bunlar, amcamın ve yengemin haberi olmadan yapıldı. Yeni elbiselerimle beni okulun bahçesine salıverdiler. Oyun denen bir şeyin var olduğunu o zaman öğrendim, içim içime sığmıyordu şaşkındım.

On yaşından itibaren, okullardaki yatılı yaşamım başladı, önce çocukluğumu yaşamaya başladım öksüzler yurdunda. Aynı zamanda müzik yaşamım da başlamış oluyordu. Mahallede olduğu gibi burada da sesimin farkına vardılar. Türküler, marşlar söylettiler bana. Sonra da taburun önünde yürüyen gruba aldılar. Yaşım büyük olduğu için sınıf atlatıp, 3. sınıfa kabul ettiler. Bir yıl sonra öksüzler yurdunun müzik öğretmeni Mehmet Tahir, yurda bir keman aldırtıp, beni kemana başlattı. Dördüncü sınıfta kemana başlayarak, klasik müziğe de ilk adımını atmış oldum.

Ruhi Su / Semahlar – Çocuklar, Göçler, Balıklar

Semahlar
1 Daima Fikrimde Zikrin (Ya Muhammet Ya Ali)
Yazan – Hatayi
2 Hazreti Şahın Avazı
Yazan – Geleneksel
3 Ali Nur Semahı
Yazan – Geleneksel
4 Kalk Gönül Çıkalım Seyrana Doğru
Yazan – Geleneksel
5 Beylerimiz Elvan Gönül Üstüne
Yazan – Kaygusuz
6 Ağıt: Hakikat Kervanı Geçti Gidiyor
Yazan – Pir Sultan Abdal
7 Tevhit: Eyvallah Dost Eyvallah
Yazan – Hatayi
8 Öğütler: Dostlarım Kardeşlerim Canlarım
Söz Yazan – Ruhi Su
9 Mürselekli Kadınlar
Şarkı Sözleri – Ali Yüce
Müzik Gönderen – Ruhi Su
10 Dünyanın Üzerinde Kurulu Direk
Yazan – Pir Sultan Abdal
11 Tevhit: Benim Kabem İnsandir
Yazan – Ruhi Su
12 Turnalar Semahı
Yazan – Hatayi , Pir Sultan Abdal
13 Dua (Gülbenk)
Yazan – Geleneksel
Çocuklar, Göçler, Balıklar
14 Tekerleme
Yazan – Geleneksel
15 Masalların Masalı
Lyrics By [Şiir] – Nâzim Hikmet
Müzik Gönderen – Ruhi Su
16 Bir Oğlum Olsa
Yazan – Geleneksel
17 Aptal Şarkı
Lyrics By [Poem] – Lorca
Müzik Gönderen – Ruhi Su
Diğer [Çeviri] – Sait Maden
18 Kız Çocuğu
Lyrics By [Şiir] – Nâzim Hikmet
Müzik Gönderen – Ruhi Su
19 Camgöz
Lyrics By – Aziz Nesin
Müzik Gönderen – Ruhi Su
20 Balık Ağzı
[Şiir] – Halim Şefik
Müzik Gönderen – Ruhi Su
21 Göç: Kalktık Horasan’dan Sökün Eylüledik
Yazan – Dedemoğlu
22 Gümüş İbrik
Yazan – Garip
23 İskan: Kalktı Göç Eyledi Avşar Elleri
Yazan – Dadaloğlu
24 Şebekeye Uğrattılar Yolumuz
Yazan – Geleneksel
25 Bebek: Deveyi Deveye Çattım
Yazan – Geleneksel
26 Ninni
[Şiir] – Melih Cevdet Anday
Müzik Gönderen – Ruhi Su

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz