ÖZGÜR İRADE: BİLİM İNSANLARI FİLOZOFLARA KARŞI – NEİL LEVY

Son birkaç yüzyıldan beri, filozofların özgür iradeye dair geniş çapta soruları vardı (bundan öncesinde felsefe ve doğa bilimleri arasındaki ayrım daha az belirgindi). Son yıllarda bununla birlikte bilim insanları anladıkları kadarıyla özgür iradeyi sorgulamaya başladı.

Çoğunlukla özgür iradenin olmadığını göstermeyi amaçlayan deneyler bulunmaktadır, bazı bilim insanları bilimin insan davranışını açıklamadaki başarısını özgür iradenin varlığına karşı delil olarak görmüşlerdir. Genelde filozoflar felsefi tartışmanın konusu olarak gördükleri özgür iradenin, onlarda olmadığını söyleyen bilim insanlarının tipik reddedişlerinden bu yana bilim insanlarını umursamazlar.

Hiçbir filozof eğer özgür irade gerçekten varsa insan davranışının öngörülmez olduğuna inanmaz. Filozofların çoğu özgür iradenin, nedenlerin ışığında bireyin davranışlarına rehberlik etmek için bir çeşit güçle oluştuğuna inanır. Bu gücün bilimsel dönemlerde açıklanabilir olduğunu düşünürler: Karmaşık aklın bizim gibi ürünleri ya da hiçbir şeyi doğaüstü ve garip değildir.

Bilim insanlarının aksine çoğu filozof akıldaki ya da doğadaki yasalarda özgür iradenin (tüm olayların tamamen önceden bulunan nedenle belirlenemeyeceği fikri) ihtiyacının olduğuna bile inanmaz.

Çalışmalarının felsefi eleştirisine cevap olarak, bilim insanları basit bir kavram olan özgür iradenin felsefi bir kavram olmadığını içeren bazı cevaplar vermiştir. Onlar sokaktaki insanın neye inandığıyla ilgilenir: hiç yoktan, ceza davalarında jüride oturan basit insanlar gibi.

Bu cevap filozofları da etkilemez çünkü filozoflar gitgide sadece bu konuyu soruştururken bilim insanları normal insanların neye inandığına dair bilgileri toplamakta genellikle sorun yaşamazlar. Geçmiş yıllarda filozoflar bilgiden bahsederken, inceleme yapmadan insanların ne düşündüklerini bilen bilim insanlarının garip ısrarına çok kez tanıklık ettik.

Bilim insanları özgür iradenin filozoflar için ne ifade ettiğini araştırmadığından, filozoflar onların katkılarını hoş karşılamaz. Buna rağmen, son zamanlarda, bilim insanları dikkatlerini yeni bir konuya yöneltmişlerdir: Özgür iradenin varlığı değil, özgür iradenin var olma ihtimalinin reddinin sonuçları. Bu araştırma Kathleen Vohs ve Jonathan Schooler ile Roy Baumesiter ve arkadaşlarının önceki çalışmaları üzerine kuruludur.

ilk çalışmalarda, özgür iradenin varlığını reddeden metinler verilen katılımcılar, metni okuduktan sonra uygulanan testlerde tarafsız (nötral) metinler verilen katılımcılara göre daha fazla hile ve daha az yararlı davranış sergilemişlerdir. Ama bu çalışmada muhtemel problemler vardı.

Kullanılan paragraf (Nobel ödüllü bilim insanı Francis Crick’ten) özgür iradenin varlığını yadsımakla kalmamış, bu fikirle dalga geçmiştir. Çoğu kişi özgür iradenin varlığına inanır bu yüzden, özgür iradenin yadsınmasından ziyade, birinin el üstünde tutulan kavramının tiye alınması gözlenen davranışa neden olmuş olabilir. Bu araştırma bilim insanları Kathleen Vohs, Jonathan Schooler ve Roy Baumeister ve arkadaşlarının yaptığı çalışmaları temel alır.

Rigoni ve arkadaşları tarafından yapılan son yıllardaki çalışmalarda, katılımcıların okuduğu bölümlerde bu konudan uzak durmuşlardır. Alay edilen özgür iradeden ziyade, bölümler determinizmin [belirlenmezcilik] doğruluğunu ileri sürmüştür, haliyle tüm eylemler belirlidir (kontrol grubuna tarafsız metinler okutulmuştur). Özgür iradeye olan inanç ölçülmüş ve katılımcılara birkaç test uygulanmıştır.

Bunlardan en önemlisi özgür irade testidir: bazı denemelerde, denekler rampadan inen bir top görür ve düğmeye basarak durdurulması istenir. Determinizm metinlerini okuyan katılımcılar özgür iradeye olan inançlarının daha zayıf olduğunu beyan etmişlerdir. Ayrıca topu durdurmak için daha az sıklıkla düğmeye basmışlardır. Son olarak, düğmeye basmak için aldıkları kararın kendi seçimleri olduğunu iddia etme eğiliminde değillerdir.

Rigoni ve arkadaşları, düğmeye basmadaki farklılıkların özgür irade baskısını nedensel olarak içerdiğini belirtmiştir. Özgür iradeye inancı daha az olan denekler düğmeye basmak için daha düşük oranda çaba sarf etmişlerdir. Bu, karar verme ve eylemi başlatma davranışının zahmetli olduğunun ve çaba gerektirdiğinin iyi bir kanıtıdır. Bu yüzden bu iddia mantıksız değildir. Yine de iki noktayı belirtmek istiyorum.

İlki, her ne kadar paragraflar erken girişimlerde ilerleme olarak kullanılsa da, hala davranışsal tepkilere neden olan özgür iradeyi reddedip etmediğini bilmiyoruz. Belirlenen davranışların iradedışı olduğuna insanların inanıp inanmadığı hala belirsiz olmasına rağmen, görünen o ki insanlar özgür irade hakkında determinist bir teoriye sahipler (tartışma onların teorileri hakkında değil, bireylerin şahsi davranışlarını nasıl değerlendirdikleriyle ilgilidir). Belki de sonucu yaratan, özgür iradeye has bir şeyden ziyade, değer verilen bir argümanı reddetmektir.

İkinci nokta daha felsefi. Çoğu filozofun özgür iradenin nedenlere cevap vermenin gücü olduğuna inandığım hatırlayın. Deney, sahiden sadece bu filozofların ulaşmak istediği noktanın bir benzerini ortaya koyuyor. Belki de davranışlarımıza tamamen varoluşumuzdan önce gelen olaylar neden olmuştur; ama bütün sebepler aynı değildir. Katılımcıların tepkilerini sonlandırmaya neden olan şey yani onların müdahalelerinin çabaya layık olmaması doğa yasası değil, bu onların inancıydı.

Deney sonunda toplanan veriler, insanların özgür iradenin determinizm ile tutarsız olduğuna dair bir teorileri olduğunu öne sürebilirdi; ama aynı zamanda evrenin nedensel yapısının değil de inançlarımızı ortaya koyan tepkilerimizin özgür irade için önemli olduğunu öne süren felsefi teoriyi destekleyen kanıtlar öne sürmüş oldu.

“İnancın en güçlü olduğu dönem çocukluktur” Din ve Psikiyatri – Irvın D. Yalom

Neil Levy
Free will: scientists vs. philosophers

Kaynak: The Conservatiou | 29 Nisan 2013

 

 

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz