TURGAY GÖNENÇ: BEHÇET NECATİGİL, ŞİİRİ KENDİSİYLE BİR HESAPLAŞMA OLARAK ELE ALMIŞTIR

    “Adı, soyadı/ Açılır parantez/ Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti/ Kapanır parantez.”

    Ben, Behçet Necatigil’in, ilk çıkışında Garipçilerden pek farklı olduğunu sanmıyorum. Onun 1945 yılında yayımlanan Kapalı Çarşı adlı kitabı, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Çocuk ve Allah ve Daha’da sürdürdüğü şiir biçimini andırır.

    Ancak, şiirlerin özü yönünden açıklamalara giriştiğimizde, Garipçilerle onun şiiri arasında büyük aykırılıklar görüyoruz. Orhan Veli, Garip’in önsözünde, şiiri halkın beğenisine indirmekten söz ederdi. Ama bunu başardılar mı, pek sanmıyorum.

    Behçet Necatigil’in kişisiyle Garipçilerin kişisi arasındaki ayrılık da belirgindir. Garipçilerin kişisi çoğu zaman çevreden soyutlanmış bir kişidir. Çevre, bir dekor gibi kalır bu kişilerin yanında. Behçet Necatigil’de ise kişi ile çevreyi ayıramayız. Yer yer ikisi birbirine karışır.
    Necatigil, şiiri kendisiyle bir hesaplaşma olarak ele almıştır. Bu hesaplaşma, çözümlemeye girişmeyen, yansıtıcı bir anlatım biçimidir.

    Garipçiler ise şiirlerini çözümleyici bir tutumla sürdürdüler uzun süre.
    Kapalı Çarşı’nın son iki şiirinde Garipçilerin etkisi görülmez artık.
    Garipçilerin şiir anlayışı, bugünkü şiiri hazırlayan en önemli etken olmakla birlikte, Garip anlayışını sürdürmenin şiiri çok daha kalıplar içine sokmak olduğu bir gerçektir. Necatigil bunu görmüş, bu gerçeği bilerek şiirini sürdürmüştür.
    Necatigil’i dönemlere ayırmanın güç olduğu kanısındayım.

    Biçim açısından, Necatigil, bugüne de süregelen şiir gelişiminden yararlanılması gereken her şeyden yararlanıp kendi şiir anlayışı içinde eritmesini bilmiş bir şairdir.
    Necatigil, şiiri bir çizgi üzerinde götüren biri değildir. Öz yönünden olsun, biçim yönünden olsun, bugünkü şiirleriyle eski şiirleri arasında yapacağımız karşılaştırmalar sonunda Necatigil’in genişleyen çemberlerde olduğunu görürüz. Tek bir çizgi üzerinde yürüyen bir kişi değildir o.

    Bugünkü şiir akımından en iyi yararlanan kişilerden biridir bence Necatigil. Böylece, kendini bir dönemde değil, bugüne dek gelen bütün dönemlerde Türk şiirinde ortaya koymuş bir şairdir. Böylelikle, dönemlerde incelenen ozan geleneğini de bir bakıma yıkmıştır Necatigil. Şiirin yapısının iyi bir araştırıcısıdır. Kökleri, bana kalırsa Yunus ile Divan şiirinin karışımındadır. Bu karışım ya da bileşim, bugünün şiir anlayışına gerekli biçimi verebilecek güçtedir. Ya da gerekli biçim için gereken özü diyelim.

    Ayrıca Necatigil, “yeni”yi en olumlu yolda kullananlardan biridir. Sözcüklerden, gerek anlam olarak, gerek ses olarak kendine özgü bir biçimde yararlanmış, görüntülerle açıklanamayacak durumları, iç sorunları da diyebiliriz buna, bu yoldan yaklaşarak sunmuştur bize.
    Şiirin konusunun her şey olduğunu ama yaşantılara dayanan her şey olduğunu bir kez daha doğrulamıştır bize Necatigil.
    Behçet Necatigil, yaşamı, yazdıklarına tam anlamıyla uygun, yaşadığının hesabını veren bir kişidir bence.

    Turgay Gönenç

    Cevap Ver

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz