PSİKONEVROZLARDA CİNSEL SAPIKLIĞIN GÖRÜNÜR EGEMENLİĞİNİN AÇIKLANMASI – SİGMUND FREUD

Önce anlatılmış olanlar psikonevrozlar üzerine yalancı bir ışık tutmuş olabilir. Nevrozlunun cinsel davranışında, sapıklara yaklaştığı ve normal insandan pek uzaklaştığı sanılmıştır. Bu hastaların bünye durumlarının çok büyük cinsel içe tıkmalarla az büyük olmayan cinsel gereksinimlerden başka sözcüğün en geniş anlamıyla sapıklığa karşı pek özel bir eğilimi içine aldığı büsbütün kabul edilmekle birlikte, daha az ağır hallerin incelenmesi bu son varsayımın her zaman gerekli olmadığını gösterir, ya da hiç değilse, marazî etkileri değerlendirmek için bir etkenin soyutlanmasını yapmak gerekir. Nevrozluların çoğunda patolojik hal ancak erginlikten sonra, normal bir cinsel yaşamın istekleri başladığı sırada ortaya çıkar.

Bu isteklere her şeyden önce içetıkma karşı koyar. Hastalık ise, libidonun normal doyuma ulaşamayışından ötürü daha sonra görülür. Her iki durumda libidonun akışı, ana yatağından dönen bir ırmak gibi durur ve o zamana dek kullanılmadan kalmış yan yollara sapar. İşte bu şekilde, nevrozlularda açıktan açığa pek belli olan sapıklığa (tabiî negatif) eğilim yan yollarla oluşabilir ya da hiç değilse güçlenebilir. Cinsel içetıkmaya iç etkenler gibi dış etkenler de gelip eklenir. Bunlar özgürlüğün kısıtlanması, normal bir cinsel nesneye erişme olanaksızlığı, cinsel birleşmeye bağlanan tehlikeler algısı v.b.’dir ki böylece, eğer olmasalardı normal kalacak olan kimselerde sapıklığı belirlerler.

Bu bakımdan çeşitli nevrozlarda, başkalıklar olabilir. Bazen, bu nevrozun karakterini verecek olan sapık, başlangıç durumu düzeyinde olacaktır ve bazen libidonun yana sapması yüzünden varılmış bir düzey olacaktır. İşbirliği olan bu yerde bir karşıtlık görmek boşuna olur. Nevroz, bünye ve yaşanmış deneyler aynı yönde hareket ettiği zaman maksimumuna erişir. Nevroza yatkın bir bünye, yaşanmış deneyler olmasa da aynı yönde gelişebilir; oysa yaşamın derin bir düzensizliği, normal bünyeli bir insanı nevroza düşürebilir. Bu zaten başka alanlardaki doğuştan gelen öge ile edinilmiş öğenin etiyolojik değeri için aynı şekilde doğrudur. Sapıklıklara özel bir yatkınlık göstermenin psikonevrotik bünyenin karakterlerinden birini oluşturduğu kabul edilmek istenirse, bu tür bünyelerin şu ya da bu erojen bölgenin ya da bir kısmi dürtünün egemen olmasına göre çeşitlilik gösterebileceklerini düşünmek gerekir. Belli bir sapık durumla, belli bir marazî şekil arasında özel bir bağlantı bulunup bulunmadığı söylenemez. Bu alandaki başka birçok noktalar gibi bu nokta da henüz incelenmemiştir.

NEVROZLULARDA CİNSEL DÜRTÜ

Psikanaliz — Normale oldukça yakın bazı öznelerde, onları özel bir yöntemle inceleyerek cinsel dürtü üzerine daha büyük bir bilgi edinmeyi başarabiliriz. Psikonevrozlarda (isteri, saplantılı nevroz, sözde nörasteni, elbette ki erken bunama ve paranoiya) cinsel dürtü üzerinde yararlı sonuçlara varmanın bir yolu vardır; bu yol, ilk kez olarak 1893’te Breuer ile benim tarafımdan uygulanmış olan o zamandan beri «katartik» dediğimiz yönteme göre sözkonusu kimseleri psikanalitik araştırmalara tutmaktır.

Bir yandan yayınlamış olduklarımızı yineleyerek ilk önce şunu diyeceğim: Bana kalırsa bu psikonevrozlar, cinsel dürtülerin kuvvetine geri götürülmelidir. Bunu ileri sürerken yalnız cinsel dürtü enerjisinin patolojik belirtileri destekleyen güçlerin bir bölümü olduğunu söylemek istemiyorum, fakat bu payın nevrozun en önemli ve değişmez olan tek enerji kaynağı olduğunu söylüyorum. Öyle ki hastaların cinsel yaşamı bu belirtilerle tümüyle ya büyük bölümüyle ya da kısmen ortaya çıkar. Bunlar zaten daha önce söylediğim gibi hastanın cinsel etkinliğinden başka şeyler değildir. İleri sürdüğüm şeyin kanıtı bana yirmi yıl önce, isterikler ve başka nevrozlular üzerinde yapılmış, sonuçları başka yazılarda açıklanmış ya da daha sonra açıklanması gereken psikanalitik gözlemlerce sağlanmıştır.

İsteri semptomları belli bir eylem yüzünden (içe tıkma) bilinçli yaşama katılabilecek bir etkinliğe erişememiş olan bir dizi psişik süreçlerin, isteklerin, eğilimlerin vekili, âdeta yer değiştirmesi iseler, psikanaliz bu semptomları yok edebilir. Bu bilinçsizlik içinde tutulmuş olan akılla ilgili oluşlar duygusal değerlerine karşılık verecek bir anlatım, bir boşalma bulmaya eğilim gösterirler. İsterikte bedensel olaylar haline çevrilme şekli altında geçenler isteri semptomlarından başka şeyler değillerdir. Bu semptomları duygusal olarak sarılmış canlandırmalar haline getirmeye – ki o zaman bilinçli bir hal alırlar – olanak sağlayan kesin bir teknik yardımı ile o ana değin bilinçsiz kalmış olan bu ussal oluşların niteliğini ve kaynağını anlamada başarıya varılabilir.

Psikanalizin Sonuçları
Böylece, deney yoluyla bu semtomların, güçlerini cinsel dürtüden alan eğilimlerin vekili olduğu ortaya çıkarılabilmiştir. Bu buluş, isterinin yatkınlıkları üzerine bildiklerimizle bütün psikonevrozların tipi olarak aldığımız ve onu kışkırtmış olan nedenlere pek uygundur.
İsterik normal ölçüyü aşan bir cinsel içetıkmadan, cinsel dürtüye karşı koyan güçlerin (utanma, iğrenme, ahlâk anlayışı) gelişmesinin şiddetlenmesinden acı çeker. İçgüdüsel olarak cinsel sorun ile uğraşmayı reddeder ki, bu tipik hallerde sonuç olarak erginliğin ötesine uzanan tam bir bilgisizlik vardır.

İsterinin temel çizgileri
Yalınkat bir gözlemci için— cinsel dürtünün aşırı gelişmesini gösteren, hastalığı meydana getirici ikinci bir etkenin sık sık varoluşu ile maskelenmiştir. Fakat psişik analiz bütün bu durumlardaki içe tıkmayı ortaya çıkarmakta ve böylece şu karşı koyma ikiliğini bularak isterideki sır ve muamma olan şeyleri aydınlatmayı başarmaktadır; bunlar aşırı cinsel gereksinim ve büyütülmüş cinsel kindir.

İsteriye eğilimli bir kimse, erginlik dolayısıyla ya da dış koşulların etkisi ile cinsel isteklerini baskılı bir şekilde duyduğu zaman isterik olmaktadır. Dürtünün itmesi ile cinsel kinin karşıt direnmesi arasında hastalık, hiç de öyle olmadığı halde bir çözüm gibi görünür, oysa bu, uzlaşmazlığı gidermez, fakat onu cinsel eğilimlerin marazi semptomlara çevrilmesi ile savuşturmaya çalışır. Bir adı heyecanın, cinsel ilgi tarafından kamçılanmış bir uzlaşmazlığın sonucunda hasta olan bir isteriğin —örneğin bir erkeğin— durumu yalnızca dış görünüş bakımından istisnadır. Psikanaliz, psişik sürecin normal vadesine erişmesine olanak vermeyerek hastalığı doğurmuş olanın anlaşmazlığın cinsel öğesi olduğunu kanıtlamıştır.

Nevrozlar ve Sapıklıklar
Burada ileri sürülen anlayışların hasımlarla karşılaşması, büyük, ölçüde normal cinsel dürtü ile psikonevrotik semptomların kaynağında bulmuş olduğum cinsellik şekli arasındaki karışıklık olgusundandır. Fakat psikanalizin öğretimleri daha da uzağa gidiyorlar; psikanaliz bize, marazi semptomların normal cinsel dürtünün (hiç değilse münhasıran ya da pek üstün bir şekilde) zararına gelişmediğini, fakat bilinçten uzaklaştırılmak sizin hayali ya da gerçek eylemlerde anlatım bulabilirse sapık diye adlandırılması gereken bir cinsel dürtülere çevrilmeyi temsil ettiklerini öğretiyor. Demek ki, semptomlar, kısmen anormal cinselliğin zararına oluşuyorlar. Nevroz âdeta sapıklığın negatifidir.

Nevrozluların cinsel dürtüleri, normal bir cinsel yaşamın değişiklikleri ve marazi bir cinsel yaşamın gösterileri olarak incelediğimiz bütün sapışları tanır.

a) Bütün nevrozlularda (istisnasız) bilinçsizlik içinde, dönüklük yapmak isteyip de yapamama, libidoyu kendi cinslerinden biri üzerinde kararlı kılma eğilimleri saptanır. Derinleştirilmiş bir inceleme yapmaksızın, bu etkenin nevrozun oluşmasında alacağı Önemi anlamak olanaksızdır. Burada bütün söyliyebileceğim dönüklüğe karşı bilinçsiz bir eğilimin nevrozlarda her zaman bulunduğu ve özellikle erkekteki birçok isteri durumlarının anahtarını verdiğidir.

b) Psikonevroz durumlarında, bilinçsizlik içinde marazi semptomlar arasında anüs ve ağız mukozalarına bir üreme bölgesi değeri veren saldırı özel bir yoğunlukta bulunur.

c) Bu psikonevroz semptomları arasında, her zaman zıt çiftler oluşturan ve bizim yeni amaçlar kurabilir diye kabul ettiğimiz kısmi dürtülere önemli bir rol vermek gerekir. Bu yeni amaç seyredicilerde (röntgencilerde) görmek, ve teşhircilerde göstermek, etkin ve edilgin biçimleriyle kıyıcılık dürtüleridir. Eğer kıyıcılık dürtüsüne önem verilmezse marazi semptomlara acı olarak ne getirdiği anlaşılmaz; kıyıcılık hemen hemen daima hastanın toplumsal tutumunun bir kısmını belirtir. Büyük sayıda nevrozun semptömatolojisinde bulunan ve hemen hemen tümüyle paranoiya semptomatolojisini oluşturan, aşkın kine, tatlı heyecanın düşmanlığa dönüşmesinin nedeni olan şey, libidodaki bu kıyıcılık öğesidir.
Eğer sorunun daha başka görünüşlerini göz önüne alırsak vardığımız bu sonuçların ilgi çekiciliği daha da artar.

a) Bilinçsizlik içinde karşıt kısmî dürtüye bağlı bir kısmî dürtü bulunursa bu birincisi daima etki edici olur. Demek ki her etkin sapıklık edilgin sapıklığa eşlik edecektir; bilinçsizliği içinde teşhirci olan kimse, aynı zamanda bir seyredicidir de, sadist eğilimlerin içetıkılması yüzünden acı çeken kimse, mazoşist eğilimlerden türeyen marazı semptomlara yatkınlık gösterecektir. Nevrozlarda karşıt çift eğilimlerin aynı zamanda var oluşu ve bunların «pozitif» sapıklıklarla koşutluk kurmaları pek ilgi çekici bir olgudur. Bununla birlikte, hastalığın klinik tablosunda karşıt eğilimlerden biri ya da öbürü üstün bir rol oynamaktadır.

b) Psikonevrozların daha belirli hallerinde, bu sapık dürtülerin bir teki nadiren bulunur, fakat birçoğunun, genellikle hepsinin izi vardır. Bununla birlikte, herbir dürtünün şiddeti öbürünün gelişme derecesine bağlı değildir. Ve yine, bu nedenle, pozitif sapıklıkların incelenmesi bize nevrozların tam tersi fikrini verir.

Sigmund Freud
Cinsiyet Üzerine

Türkçesi A. Avni ÖNEŞ – Say Yayınları

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz