Gabriel Marquez’in “Yüzyıllık Yalnızlık” Eseri Üzerine – Ian Johnston

Gabriel Garcia MarquezRomanda resmedilen, bitmeyecek gibi görünen iç savaş, doğrudan doğruya, Kolombiya’da 1885-1902 yılları arasındaki iç savaşlardan birine dayanmaktadır. Nitekim Albay Aureliano karakteri ile yazarın büyükbabasının, emrinde savaştığı General Rafael Uribe Uribe arasında pek çok benzerlik vardır. Uribe’in savaşı, romanda da yer alan, 1902’deki Neerlandia Antlaşması ile sona ermişti. 1900 ile 1928 yılları arasında Kolombiya’yı Boston’un birleşmiş Mahsul Toplama Şirketi devralmıştı. Ortaya çıkan işçi sorunu 7 Ekim 1928’de, 32.000 işçinin katıldığı toplu grevle sonuçlanmıştı. Bunun üstüne hükümet, işçilerle savaşmak üzere askeri birlikler gönderdi; 5 Aralık 1928’de Cienaga’da bir katliam yaşandı. Bu bilgilere ek olarak, romanı anlamamız açısından en önemli bilgiyse şu; yazarın ailesi ve kendisi de bu katliamın içindeydi.

Devamı…Gabriel Marquez’in “Yüzyıllık Yalnızlık” Eseri Üzerine – Ian Johnston

Marquez: İsteklerime ulaşmak için her şeyden vazgeçip gece çok geç saatlere kadar çalışır oldum

Gabriel Garcia MarquezAğustos 1966 başlarında eşim Mercedes’le birlikte Yüzyıllık Yalnızlık’ın özgün elyazmalarını Buenos Aires’e göndermek için Mexico City’deki San Angel postanesine gittik. Paket 590 sayfa barındırıyordu ve üzerinde Editorial Sudamericana’nın edebiyat yöneticisi Francisco (Paco) Porrúa’nın adresi yer alıyordu. Postane görevlisi paketi tartının üzerine koydu, kafasında aritmetik hesabını tamamlayıp şöyle dedi: “Borcunuz 82 pesos.”
Mercedes kâğıt paralarını saydı, cüzdanındaki bozuklukları çıkarttı ve beni durumun gerçeğiyle yüzleştirdi: “Bizde sadece 53 pesos var.” Bir yılı aşan fakirlik dönemimizde böylesi engellere öylesine alışmıştık ki çözüm için pek de kafa yormadık.

Devamı…Marquez: İsteklerime ulaşmak için her şeyden vazgeçip gece çok geç saatlere kadar çalışır oldum

Gabriel Garcia Marquez: “Anneme söyleyin, insan öleceği zaman değil ölebileceği zaman ölür.”

Yüzyıllık Yalnızlık“Yüzyıllık Yalnızlık’ı yazmaya başladığımda, çocukluğumda beni etkilemiş olan her şeyi edebiyat aracılığıyla aktarabileceğim bir yol bulmak istiyordum. Çok kasvetli kocaman bir evde, toprak yiyen bir kız kardeş, geleceği sezen bir büyükanne ve mutlulukla çılgınlık arasında ayrım gözetmeyen, adları birörnek bir yığın hısım akraba arasında geçen çocukluk günlerimi sanatsal bir dille ardımda bırakmaktı amacım. Yüzyıllık Yalnızlık’ı iki yıldan daha kısa bir sürede yazdım. Ama yazı makinemin başına oturmadan önce bu kitap hakkında düşünmek on beş, on altı yılımı aldı. Büyükannem, en acımasız şeyleri, kılını bile kıpırdatmadan, sanki yalnızca gördüğü şeylermiş gibi anlatırdı bana. Anlattığı öyküleri bu kadar değerli kılan şeyin, onun duygusuz tavrı ve imgelerindeki zenginlik olduğunu kavradım.

Devamı…Gabriel Garcia Marquez: “Anneme söyleyin, insan öleceği zaman değil ölebileceği zaman ölür.”