Aşırı üretim ve tüketim bizi neden düş kırıklığına uğratır? – Josef Kirschner

Beyinİnsanlar aşırı üretim ve tüketime alıştıktan sonra, ister istemez hem kendilerini, hem de hayat biçimlerini değiştirdiler. Refah dolu bir hayata çok çabuk alıştılar; bu arada “çizmeden yukarı çıktıkları”da oldu. Aslında en büyük tehlike, “refah” değildir. Asıl tehlike, bir günlük mutluluğu elde etme pahasına, ahlaksal değerleri hiçe sayarak acımasız bir mücadeleye girmek ve bu arada “ölçüyü elden kaçırmaktır. Teknolojik gelişme taraftarları, sürekli artan bir refah sayesinde tüm özlemlerimizin gerçekleşerek, barış ve mutluluk dolu bir hayata kavuşacağımız hayali ile bizi kandırmaya gayret ederler.

Devamı…Aşırı üretim ve tüketim bizi neden düş kırıklığına uğratır? – Josef Kirschner

John Berger’dan Seçme Yazılar: Yiyenler ve Yenenler

Sıklıkla ve yaygın olarak görece yeni bir olguymuş gibi tartışılan “tüketim toplumu” en azından yüz yıl önce başlamış olan ekonomik ve teknolojik süreçlerin mantıksal sonucudur. Tüketicilik on dokuzuncu yüzyıl burjuva kültüründe içkindir. Tüketmek, ekonomik bir gereksinmenin yanı sıra kültürel bir gereksinmeyi de doyurur. Bu gereksinmelerin doğası, tüketmenin şu en dolaysız ve en basit biçimine baktığımızda daha açık ortaya çıkar: yemek.
Burjuva, yiyeceğine nasıl yaklaşıyor? Eğer bu özgül yaklaşımı yalıtıp tanımlayabilirsek, onu daha az belirgin olduğu zamanlarda da fark edebiliriz.

Devamı…John Berger’dan Seçme Yazılar: Yiyenler ve Yenenler