Tiyatronun Güncel Gelişmelere Sanatla Direnişi – Zahit Atam & Selda Karakoç

<<öncesi] 1960-80 Yılları  Türkiye Politik Tiyatronun Tarihi [VII]
AST içinde yer alan oyuncular sendikalı ve sigortalı olarak çalışmak zorundadırlar. Yönetimin aldığı kararla bu durumun istisnası yaşanamaz. Dolayısıyla oyuncuların emekçilerle ilişkileri aynı düzlemin içinde yer alarak korunmaktadır, star oyunculuk ya da oyuncunun şöhret-paranın sağlayıcısı olduğu yanılsamacı tiyatronun yarattıkları bu tiyatronun reddettiği bir atmosferdir. Oyuncular kendilerini emekçi olarak görürler. Toplumsal sorunları tiyatrolarından ayrı düşünmezler. Yaptıkları işin toplumcu anlayışları gereği “kurulmakta olan büyük yapıya” yarar sağlayacak bir anlayışı benimserler. Bu tiyatro ahlakına ve dünya görüşüne aykırı olacak bir projenin içinde yer almazlar. Şöhret ya da zenginlik için yer verilen kötü yapımlar sadece kendilerine değil, içinde yer aldıkları tiyatroya da zarar vermektedir. Oyuncular toplumsal sorunlara karşı duyarlı olmak zorundadırlar.

Devamı…Tiyatronun Güncel Gelişmelere Sanatla Direnişi – Zahit Atam & Selda Karakoç

Ankara Sanat Tiyatrosu (1963-1970) – Zahit Atam & Selda Karakoç


<<öncesi] 1960-80 Yılları  Arası Türkiye Politik Tiyatro Tarihi (VI)
6 Aralık 1963 tarihinde kendi ismi ve sahnesi ile gösterimler yapmaya başlayan Ankara Sanat Tiyatrosu’nun temelini İstanbul’da Arena Tiyatrosu’nun gösterimleri oluşturur. 1961 yılı’nda kurulan bu tiyatro topluluğunun yaşamı yoğun ekonomik sorunlar nedeniyle kısa süreli olur.

Devamı…Ankara Sanat Tiyatrosu (1963-1970) – Zahit Atam & Selda Karakoç

Siyasal Mücadelelerin Tiyatro Üzerine Etkileri – Zahit Atam & Selda Karakoç

<<öncesi] 1960-80 Yılları  Arası Türkiye Politik Tiyatro Tarihi (V)
3. Teatral mekânlar değişiyor. Bu anlamda İtalyan Sahnenin ve tiyatro salonlarının dışına taşılıyor;

Geçmişimizde Karagöz ve Ortaoyunu belirli ölçülerde dış mekânlarda ve eğlence yerlerinde sergileniyordu. Ancak Halkevleri bünyesinde yapılan tiyatro ve özellikle Şehir Tiyatrolarının yerleşmesi ve aydın çevrelerde İtalyan sahne ve batı dramı öne çıkınca, bunlara geleneksel tiyatronun değişim sürecine yeterince ayak uyduramaması da eklenince bu süreç kesintiye uğradı, gitgide azaldı. Ancak 1960’larda özel tiyatroların artması ve toplumdaki siyasallaşma süreçleriyle nesnel kısıtlar biraraya gelince “kendiliğinden” bir süreç olarak sokağa yeniden dönüş yaşandı. Sokak tiyatrosu olarak başlayan süreç giderek fabrikalar, grev mekânları, siyasal gösteriler, parklar gibi alanlarda teatral etkinlikler artmaya başladı. Sonuç olarak dış mekân önemli bir sahneye dönüştü.

Devamı…Siyasal Mücadelelerin Tiyatro Üzerine Etkileri – Zahit Atam & Selda Karakoç

Brechtiyen Tiyatronun Keşfi – Zahit Atam & Selda Karakoç

1960-80 Arasında Türkiye’de Politik Tiyatronun Tarihi (IV)
BİR PARANTEZ: YOLU AÇAN HALDUN TANER…
Haldun Taner geleneksel tiyatronun açık biçim, göstermeci anlatım özelliğini epik tiyatronun anlatım tarzıyla birleştirmeye çalışan bir yazardır. Keşanlı Ali Destanı’ndan bu yana yazdığı oyunlarda kullandığı geleneksel özellikleri Ayşegül Yüksel şu şekilde sıralar;
“Karagöz ve Ortaoyunu’nda seyircinin yanılsamaya sokulmayışı ve seyirciye bir oyun izlediğinin anımsatılması; oyunda yoğun bir güldürü ortamının kotarılması; öndeyiş ve son-deyiş kullanımı; oyunun sonunda “İbret çıkarma”; oyunun dokusunun gevşekliği; oyunun akışının türkülerle kesilmesi; gerilimli ve duygulandırıcı sahnelerden kaçınma; oyuncuların sürekli olarak rollerine girip çıkmaları; kişilerin tip boyutunda abartılı olarak çizilişi, söz oyunları, tekerlemeler, bol nükte kullanımı.”[21]

Devamı…Brechtiyen Tiyatronun Keşfi – Zahit Atam & Selda Karakoç

AST ve Dostlar Tiyatrosunun Sürecin İçine Girişi – Zahit Atam & Selda Karakoç

1960-80 Yılları  Türkiye Politik Tiyatronun Tarihi [III]
“Toplumda yaşanan ve gerginleşen politik atmosferin bir sonucu olarak az da olsa birkaç tiyatro oyunu alışılagelmiş mekânından, tiyatro binasından çıkarak sokaklara, meydanlara, mitinglere ulaştırma girişimleri görülür. Kimi zamanda sokaktaki politik hareketler ve eğilimler doğrudan oyunun içinde yer alır, sloganlar atılır, bildiriler okunur, yumruklar kalkar, marşlar söylenir, yürüyüşler yapılır, politika topluluk bünyesinde ideolojik fraksiyonlar yaratır, bölünmeler ve tartışmalar yaşanır, ya da Sezua’nın İyi İnsanı örneğinde olduğu gibi, tiyatrolara veya sanatçılara karşı saldırılar düzenlenir.” [14]

Devamı…AST ve Dostlar Tiyatrosunun Sürecin İçine Girişi – Zahit Atam & Selda Karakoç

Özdeşleşme Karşıtı (non-ilüzyonist) Karşıtı Çalışmalar – Zahit Atam & Selda Karakoç

1960-80 Arasında Türkiye’de Politik Tiyatronun Tarihi (II)
1960’lı yıllarda ilk kez toplumu bir gerçeklik olarak kavramaya çalışan aranışlar, Türkiye’de farklı bir siyasal yaklaşımla “ideoloji merkezli” toplum tasarımlarına yer vermişlerdir, aslında olan gerçekçiliğin ve toplumculuğun keşfidir. Böylelikle Kemalizm’in kaynaşmış, yekvücut toplum tasarımı sınıfsal özellikler taşıyan, sınıflar arasında mücadele olan ve kamu görevlilerini de bu toplumsal çatışmada bir taraf olarak gören ve gösteren filmlerin ilk kez perdeye gelişleri 1960’lı yıllarda başlamış ve 1970’li yılların ikinci yarısında da devam etmiştir. Ülkemizde solcu yaklaşımla yapılmış her bir filmin ardından aydınlar tarafından daha soldan ideolojik eleştiriler yapılmaktaydı, bunun da ötesinde “devrimci sinema”nın pratiği doğmadan teorisinin yapılmaya başlanmıştır. Bu yönde ilk kez 1960’lı yıllarda sinema emekçileri tarafından kurulan sendikalar da vardır [8]

Devamı…Özdeşleşme Karşıtı (non-ilüzyonist) Karşıtı Çalışmalar – Zahit Atam & Selda Karakoç

1960-80 Arasında Türkiye’de Politik Tiyatronun Tarihi – Zahit Atam & Selda Karakoç

1960’lar hem Dünya için hem de Türkiye için büyük değişimlerin olduğu bir dönemdir. İlginç olan yanı ise dinamik bir dönem olarak 1960’lar yalnızca gelişmiş batılı toplumlar için değil, aralarında pek çok üçüncü dünya ülkesinin de bulunduğu hızlı ve şiddetli bir geçiş/çatışma ortamının doğmasıdır. Doğal olarak bu yıllar insanlık tarihinde resmi tarihlerin ve resmi kurumların sarsıldığı, belirli ülkelerde yıkıldığı bir tarih olarak görülmelidir. Üçüncü Dünya ülkelerinde ulusal kurtuluş ve tam bağımsızlık mücadeleleri de olmak üzere toplumsal hayata yön veren ilkelerin büyük değişimler geçirdiği bir dönemdir.[1] Siyasal yükselişler beraberinde kültürel hayatta da büyük bir canlılığı getirmiş, bu toplumlar ilk kez kendi sanatlarıyla mücadelelerini birleştirme yoluna girerek, sanatın toplumsal işlevini modernize etmişlerdir. Sanat, yükselen siyasal mücadele için amaçlara ulaşmanın bir aracı haline gelerek fonksiyonelleşmiştir.[2] 

Devamı…1960-80 Arasında Türkiye’de Politik Tiyatronun Tarihi – Zahit Atam & Selda Karakoç