Tag Archives: Nato

Kerem Uslu’nun Fikret Başkaya ile yaptığı röportaj: İŞİD neyin işareti?

Fikret-Başkaya

ABD’nin Kobane’ye verdiği destek bazı sol çevrelerde rahatsızlık yaratmış gibi görünüyor. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?

Zorunluluk varsa, bu seçenek yokluğu demeye gelir. Tam bir ölüm-kalım hâli söz konusuyken, Kobane halkının elbette ABD desteğini sevinçle karşılaması doğal. Yardım edenle yardım edilenin çıkarlarının ve beklentilerinin çakışması diye bir kural ve kesinlik yoktur. Denize düşen yılana zorunluluktan sarılır ama bu bir risk de içerir, zira yılan tarafından sokulma riski yüksektir. Sürecin seyrini değiştirecek başka bir dış destek mümkün olabilseydi, elbette başka bir tablo ortaya çıkardı. Önemli olan oradaki halkın bundan sonrasını nasıl dizayn edeceğidir…

Fikret Başkaya: “Emperyalizmin son hamlesi: Ukrayna üzerinden Rusya’yı vurmak”

Fikret-BaşkayaÖnce bir ülkeye IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi emperyalist finans kuruluşları tarafından neoliberal “yapısal uyum” programları dayatılıyor, emekçi çoğunluk yoksullaştırılıyor, haklı olarak kitle tepkisi büyüyor, durum kaşımaya elverişli hale geliyor. İstikrarsızlığın alt-yapısı oluşuyor, ardından bir müdahaleyle rejimler çökertiliyor. Artık son dönemde büyük ordular meydanlara sürülmüyor. Irak’a yönelik birinci ve ikinci savaşta olduğu gibi, ya da Afganistan’daki gibi büyük bir askeri harekata gerek kalmadan amaca ulaşmak mümkün. Doğrudan bir açık işgale pek tevessül edilmiyor. Zira yeni müdahale biçimleri hem daha az masraflı, hem emperyalist cephenin daha az insan zayiatı vermesini mümkün kılıyor…

El Kaide, NATO’nun Değişmeyen Maşası – Thierry Meyssan

Thierry MeyssanBirleşik Devletlerin El Kaideli bankacı olarak adlandırdığı ve Kenya ve Tanzanya’daki elçilik saldırılarından beri takip ettiği Yasi El Kadı’nın, hem eski A.B.D başkan yardımcısı Dick Cheney’in hem de Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hususi arkadaşı olduğunu öğreniyoruz. Bu “terörist”in müsrif bir yaşam sürdüğünü, özel uçakla seyahat edip kendisine karşı BM yaptırımlarıyla dalga geçtiğini keşfediyoruz. Bu sayede, 2012’de en az dört kez Erdoğan’ı ziyaret etti; gelişinden önce kamera bağlantılarının kesildiği İstanbul’un ikinci havalimanında gerekli işlemlerden geçmeden başbakan koruma müdürü tarafından karşılandı.

Komprador rejimin mezhepçi dış politikası… – Fikret Başkaya

Ahmet DavutoğluSovyet sisteminin çöküşünün ardından hegemonik güç olan ABD yönetimi bir bocalama dönemi geçirdi. Ne yapacağını bilemedi. Zira “düşmansız kalmıştı”. Oysa hegemonya düşmansız yapamaz. Nitekim Mikhail Gorbaçov’un diplomatik danışmanı Alexandre Arbatov, 1989’da: “Düşmansız bırakarak size en büyük kötülüğü yapacağız” derken söylemek istediği tam bu idi. Artık ABD’li “strateji üreticileri” işsiz kalmışlardı… Yaklaşık 10 yıllık bir kararsızlık döneminin ardından neokonlar aracın direksiyonuna geçmeyi başardılar ve ABD’nin tek süper güç olarak dünyayı biçimlendirmesi gerektiğine karar verdiler.

Fikret Başkaya: “İnsânî savaşların” insanlıkla, insan haklarıyla, demokrasiyle vs. bir ilgisi yok

AKP medyasının tetikçileri ağızlarını her açtıklarında: “Biz savaş istemiyoruz, biz Suriyenin toprak bütünlüğünden yanayız…” diyorlar. Siz hiç bu dünya’da “ben savaş istiyorum” diyeni duydunuz mu? ABD ve NATO’cu müttefikleri hiç biz Afganistan’ı, Irak’ı Somali’yi Sudan’ı Libya’yı… çökerteceğiz dediler mi? Bölüp-parçalayacağız dediler mi? Savaşı her zaman karşı tarafın çıkarması kuraldır… Eğer savaş istemiyorsanız neden ABD-NATO cephesi adına ve Suudiler ve Katar’la birlikte şu rezil vekâlet savaşının baş aktörü oldunuz?

Türk Aydını ve Kimlik Sorunu | Asansörle yükseltilmek istenen çukurlar – CAN YÜCEL

O  Ziya Gökalp ki, asıl adı neydi bil­miyorum, ama Kürt olduğu kesin. Zaten gençliğinde geçirdiği intihara varan bunalım, Türk müyüm? Kürt müyüm? seçemezliğinden ileri gelmişti. O biraz hain Kürt, biz Türklere nasıl Türk olduğumuzu anlattı. Böylece ciddi Türkçülük denen, Türk milliyetçiliği giderek ırkçılığı, giderek Türk faşizmini başlattı. Türkçülüğün Esaslarının kültürünü hor gördüğümüz Kürtlerden biri tarafın­dan temellendirilmesi ne tuhaf değil mi?… BİLAR’da Sadun Aren ve Aziz Nesin’ce düzenlenmiş bir parti girişim toplantısında bir Kürt yoldaşın dediğini hiç unutamıyorum: “Bizim verdiğimiz milliyet savaşımı, sizin de milliyet haline gelişi­nize el verecektir” demişti. Doğru.

Ağdalı Konuşma ve Reel Politik | Güç Diplomasisi, NATO ve Libya Müdahalesi – David N. Gibbs

“Silah satışına ilişkin olarak Nikolas Sarkozy liderliğindeki Fransız hükümeti Rafale savaş uçağını satmak için Libya kampanyasını kullanmakta özellikle ilginç bir rol oynamıştır. Uçağın tarihini düşünelim: Fransız hükümeti tarafından büyük harcamalarla geliştirilmiş ve Dassault şirketi Rafale yurtdışı satışlarının bazı maliyetlerini karşılayacağı varsayımıyla üretmişti. Neticede Fransa’nın dünyanın sinik silah tüccarlarından biri olarak uzun bir tarihi vardı ve savaş uçaklarının bir önceki modelleri çok sayıda devlete satışla (ne gariptir ki 1970’lerde Fransız donanımının büyük bir müşterisi olan Libya’da Kaddafi rejimini bile kapsıyordu) mükemmel ihracat kalemleriydi. Bu tarihe, bu üstün gayrete rağmen Rafale kendisi sıfır ihracat siparişiyle başlangıçta başarısız oldu. Fransızlar, başarılı olmasalar da, 2010’un sonuna kadar Kaddafi’ye uçak satmaya çalışıyorlardı. 

Ünlü Arap gazetesinde AKP eleştirisi: ‘Yeni Osmanlılar’ ABD ve Avrupalıların Polis Memuru

Davos’taki “Van Minüt” şovunun ardından Tayyip Erdoğan’a halifelik öneren yazıların yayımlandığı, Arap dünyasının saygın yayınlarından biri kabul edilen Dar el Hayat gazetesinde bu kez AKP’lilere can sıkıcı gerçekleri hatırlatan bir yazı yayımlandı. Mustafa Zeyn’in kaleme aldığı yazı, Yeni Osmanlıların bir NATO gücü olduğunu belirtiyor; Türkiye’nin Ortadoğu’da oynadığı rolün ABD ve Avrupa çıkarlarına hizmet ettiğini ve Batı’ya mesafeli görünme çabasının bölgede daha etkin rol oynamak için bir taktik olduğunu yazıyor. Arap sokaklarındaki popülaritesini daha etkin bir emperyalizm işbirlikçisi olabilmek için kullanan AKP’nin gerçek pozisyonu Zeyn’in yazısında şöyle özetleniyor: “Erdoğan’ın Davos’ta Şimon Peres’e karşı tutumu, Gazze savaşındaki tutumu sadece kendisini ABD ve Avrupalılardan ayrı tutarak bölgede bir rol oynama çabasından ibaret. Bu onun Avrupa ve ABD’nin çıkarlarından ayrılacağı anlamına gelmez.” diyor. Söz konusu makaleyi aşağıdan okuyabilirsiniz.

Reklam Linkleri |  kore dizileri  |  pdf kitap indir