Siyasal Alanın Oluşumu Üzerine Bir Deneme – Ulus Baker

Ulus Baker“Uzakdoğu uygarlığında “şiddet” fikri çok farklıdır; “doğrudan eylem” dışlanır “dolaylı eylem” övülür. En iyi tahsildar Çin’de en iyi vergi toplayan değil, vergi toplarken en az can yakandır; en iyi komutan en iyi savaşan değil, döneminde pek mesele çıkmayacak kadar talihli olandır… Bu Batı’nın erdem sorunsalıyla karşıt bir durum: Aristo’da erdem kendi alanında başarıyla ölçülürdü ama başarı tanımlanmış bulunan işini iyi yapmaktı… Doğrudan eylem; Batı uygarlıklarında kuru tarım, topyekûn hasat; dolaylı eylem, Çin tarımı, entansif; musonları bekler, tek tek bütün pirinç saplarıyla ve taneleriyle uğraşır… Batı tıbbı; kesme, dikme ve delme; Çin tıbbı, uzaktan, yakma ve akupunktur… Batı’da kürek, Uzakdoğu’da yelken… Batı’da sürü-kitle çobanlığı, Uzakdoğu’da çobanlık yok-daha doğrusu manda çobanı çocuklar-genellikle sürünün kaplan tarafından kapılmalarını engeller…”

Devamı…Siyasal Alanın Oluşumu Üzerine Bir Deneme – Ulus Baker

M. Foucault: “Fabrika, okul, kışla ve hastanelerin, hapishanelere benzemesi bir tesadüf değil”

Mıchel FoucaultDisiplin ve gözetleme hapishanenin iki temel veçhesiydi, Foucault’ya göre; ve bunların hapishaneye özgü olmadıklarını görmek temel önemdeydi. Aksine, bunlar on dokuzuncu yüzyıl sanayi kapitalizminde öne çıkmış olan bir dizi başka organizasyonda da yaygın olarak kullanı- lıyorlardı: Disiplin, diyordu Foucault, fabrikalarda, bürolarda, hastanelerde, okullarda, kışlalarda vs. iktidarı bedenden koparıyordu ki bu bedene damgasını vuran geleneksel uygulamaların tam tersiydi – cezalandırma alanında, bu damga herkesin gözü önünde, sözün mecazi olmayan anlamıyla vurulurdu. Aynı zamanda, iktidarın “içselleşmesi” vurgulanıyordu. Disiplinci iktidar, Foucault’nun tabiriyle, “görünmezliği yoluyla uygulanıyordu”; onu yaşayanlar bu yeni iktidar teknolojisine razı oluyorlardı ve onların rızası bu yeni teknolojinin temel bir parçasıydı.

Devamı…M. Foucault: “Fabrika, okul, kışla ve hastanelerin, hapishanelere benzemesi bir tesadüf değil”

Mıchel Foucault’da İktidar İlişkileri, İktidarın Baskıcı ve Şiddete Dayalı İşleyişi – Sıtkı Akın

Genel olarak sosyal bilimler ve özelde sosyolojinin kabul ettiği genel kanıya göre her insan, içinde bulunduğu toplumdan ve yaşadığı çağdan etkilenir. İçinde bulunduğumuz, havasını soluduğumuz toplumsal yaşam bizim düşüncelerimizi, hayata bakışımızı etkiler. Bu kanı, insanı toplumsal olay ve olgular karşısında edilgen gören, insanı mutlak etkilenen şeklinde konumlandıran bir kanı değil, insanın toplumsal olay ve olgularla olan ilişkilerini belirten ve bu ilişkilerin insanlar üzerinde önemli derecede etkili olduğunu gösteren bir durumdur. Yıllar önce Hegel de “her insan, çağının çocuğudur”(Akarsu, 1994:83) derken, insanın içinde bulunduğu toplumdan / çağından bağımsız olamayacağını belirtmek istemiştir.
Kimilerine göre post-modernist ve kimilerine göre de post-yapısalcı ve ona sorduklarında ise kendisinin bu kavramların ne olduğunu bilmediğini!, kendisini hiçbir “izm” içinde görmediğini belirten Fransız düşünür Michel Foucault’yu da bu çizdiğimiz perspektiften değerlendirmek gerekir. 20. yüzyıla düşünce ve pratiğiyle damgasını vuran Michel Foucault’yu sağlıklı değerlendirebilmek için onun da içinde bulunduğu 20. yüzyılı sağlıklı bir biçimde değerlendirmemiz gerekir.

Devamı…Mıchel Foucault’da İktidar İlişkileri, İktidarın Baskıcı ve Şiddete Dayalı İşleyişi – Sıtkı Akın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org