Fikret Başkaya: Yalan, hile, dalavere, egemen sınıfların etkin bir egemenlik aracına dönüştü

Toplumun sınıflara bölünüp, devletin ortaya çıktığı dönemden sonra, yalan, hile, dalavere, aldatma, yanıltma, sinizm, egemen sınıfların etkin bir egemenlik aracına dönüştü. Lâkin, hiç bir zaman iletişim teknolojilerinin “harikalar yarattığı” son dönemdeki boyutlara çıkmamıştı.

Devamı…Fikret Başkaya: Yalan, hile, dalavere, egemen sınıfların etkin bir egemenlik aracına dönüştü

Büyük projeler, büyük yalanlar, büyük vurgunlar ve büyük yıkımlar! – Fikret Başkaya

Fikret Başkaya (1)Başlarda kapitalizme “yaratıcı yıkıcılık” deniyordu ve gerçekten de öyleydi. Artık öyle değil. Şimdilerde sistem çözdüğünden daha çok sorun yaratıyor, yaptığından daha çoğunu bozuyor, yıkıcılık yaratıcılığın önüne geçmiş durumda. Kapitalizm öyle netameli bir sistemdir ki, bu dünyada ne varsa metalaştırıyor, paralılaştırıyor, özelleştiriyor, özel mülk kategorisine indirgiyor, her şeyi alış-veriş nesnesine, kâr aracına dönüştürüyor.

Devamı…Büyük projeler, büyük yalanlar, büyük vurgunlar ve büyük yıkımlar! – Fikret Başkaya

Bir egemenlik aracı olarak üniversiteler – Fikret Başkaya

Fikret Başkaya (1)Eleştirinin olmadığı, özgür düşüncenin olmadığı, farklı düşünenin hain, muhalifin düşman sayıldığı yerde, üniversiteden söz edilemez. Dolayısıyla “reel üniversite” tevatür edilenden çok farklıdır… Gerçi Türkiye’de kelimenin gerçek anlamında üniversite olmadı ama her zaman sayıları az da olsa üniversiteye yakışan hocalar, üniversite üyeleri vardı bu gün de var… Bilim namusuna, entellektüel dürüstlüğe sahip olan, söylediklerinin arkasında sonuna kadar duran öğretim üyelerinin başına nasıl çorap örüldüğü de ilgili herkesin malumudur…

Devamı…Bir egemenlik aracı olarak üniversiteler – Fikret Başkaya

Bir binanın ön cephesine ‘üniversite’ yazmakla orası üniversite olmaz! – Fikret Başkaya

Fikret-BaskayaBöylesine bağnaz, böylesine köşeli, böylesine boğucubir resmi ideolojinin geçerli olduğu bir rejimde,özgür düşüncenin serpilip, gelişmesi mümkün değildir. Türkiye’nin sürekli yerinde saymasının, patinaj yapmasının başlıca nedenlerinden biri, toplumun bağnaz bir resmi ideoloji tarafından rehin alınmış olması, özgür düşüncenin ve özgür tartışmanın önünün kesilmesidir. Özgür düşünce ve özgür tartışmanın yasaklandığı, dahası lânetlendiği durumdaysa, toplum kendisi hakkında düşünme yeteneğini kaybeder, önünü göremez, yolunu bulamaz, çürür ve çöker…

Devamı…Bir binanın ön cephesine ‘üniversite’ yazmakla orası üniversite olmaz! – Fikret Başkaya

Erol Anar’ın Fikret Başkaya Söyleşisi: AKP devlete egemen olunca gerçek yüzünü gösterdi

Fikret Başkaya (1)Sadece Türkiye’de değil, dünyanın hemen her yerinde sistem sıkışmış durumda. Ve bu durum bazı veçheleri itibariyle 1914 öncesini çağrıştırıyor. Böylesi durumlarda patinaj yapan aracın tekrar yola devam edebilmesi için iki seçenek var veya iki şey mümkün: Devrim veya savaş! Ve savaşın bir versiyonu olan faşizm… Türkiye hızla dinci faşizm rotasında yol alıyor. Demokratik-sol-seküler muhalefetin bir varlık gösterememesi, bu tehlikeli gidişi durduramaması durumda faşizm kaçınılmaz. Bir savaş ihtimalini de içererek tabii… Artık genel olarak kapitalizmin, özel olarak da Türkiye’deki rejimin insanlara teklif edebileceği bir şey yok.

Devamı…Erol Anar’ın Fikret Başkaya Söyleşisi: AKP devlete egemen olunca gerçek yüzünü gösterdi

Fikret Başkaya: “Kapitalizm uzun insanlık tarihinde sadece küçük bir parantez”

Fikret Başkaya (1)“Ya komünizm ya da bu iş karakolda biter…”*

Kapitalizm uzun insanlık ve uygarlık tarihinde sadece küçük bir parantez. İşte sanayi kapitalizmi tarih sahnesine çıkalıdan bu yana ikiyüzelli yıldan az bir zaman geçti. Buna rağmen insanlığın ve uygarlığın geleceği riske atılmış bulunuyor. Kapitalist üretim tarzı “yaratıcı yıkıcılık” sayılsa da, şimdilerde çoktan yıkıcılığın yaratıcılığın önüne geçtiğini söylemekte bir sakınca yok. Artık her geçen gün yaptığından daha çoğunu yıkıyor, daha çoğunu yok ediyor, daha çok kirletiyor…

Devamı…Fikret Başkaya: “Kapitalizm uzun insanlık tarihinde sadece küçük bir parantez”

Fikret Başkaya: TC bunu hep yapıyor ve başka türlü yapması mümkün değildir

Fikret Başkaya“Eğer halk neler çevirdiğimizi bilseydi, bizi sokakta yakalayıp, linç ederdi.” George Bush (baba)*

Akrep kurbağaya, “beni sırtına al, nehri geçir” demiş. Kurbağa, “ seni sırtıma alayım, sen de beni sok, öyle mi, yağma yok” demiş, Fakat akrebin ısrarlarına dayanamamış, ikna olmuş ve akrebi sırtına almış. Tam nehrin ortasına vardıklarında akrep kurbağayı sokmuş. Kurbağa başını çevirmiş, “bunu neden yaptın, şimdi ikimizi de öldürüyorsun” demiş. Akrep, “başka türlü yapamazdım, bu benim tabiatim” demiş… TC de başka türlü yapamaz, zira katliam onun tabiatinde var. Bu yüzden Türkiyenin 100 yıllık tarihi, aynı zamanda 100 yıllık katliamların da tarihidir.

Devamı…Fikret Başkaya: TC bunu hep yapıyor ve başka türlü yapması mümkün değildir

“İnsanları aldatmak, aldatıldıklarına inandırmaktan daha kolaydır”* Suriye’de neler oluyor? – Fikret Başkaya

Fikret Başkaya (1)Teröristin “ılımlısını” sevenler cephesi…
Rusya Federasyonu’nun Suriye’deki duruma daha çok müdahil olma iradesini ortaya koyması ve hava bombardımanlarını başlatmasıyla, “ılımlı”, “aşırı” tartışması yeniden alevlenmiş görünüyor. Rusya (Putin) haklı olarak kendini topun ağzında görüyor ve dolayısıyla “ya şimdi ya hiç bir zaman” ikilemiyle karşı karşıya olduğunu da çok iyi biliyor. Putin’in tüm cihatçı unsurlara yönelik hava bombardımanı başlatması, “ılımlı terörist” sevenler cephesini kaygılandırmış görünüyor. Aralarında, ABD, Türkiye, Fransa, Almanya Suudi Arabistan, Katar ve İngiltere’nin bulunduğu altılı, ortak bir bildiri yayınlayarak, Rusya’yı kınamışlar. “Teröristime dokunma, biz teröristin ‘ılımlısını’ severiz” demişler…

Devamı…“İnsanları aldatmak, aldatıldıklarına inandırmaktan daha kolaydır”* Suriye’de neler oluyor? – Fikret Başkaya

Fikret Başkaya Söyleşisi: “İslam, bir metaya, kâr, kazanç, zenginleşme ve reklam aracına dönüştürüldü…”

Fikret Başkaya (1)Politik İslam iflas etti. Alternatif bir toplum projesi yok. Dünyayı anlamaktan acizler.

Son tahlilde din de bir ideolojidir ve yoruma tabidir. Ve başlıca iki yorum mümkündür: Birincisi, mülk sahibi sınıfların, ezenlerin, sömürülenlerin, devletin, efendinin yorumu, yani egemenlerin yorumu; ikincisi de ezilenlerin, sömürülen sınıfların, egemenlik altındakilerin yorumu. Dinlerin ortaya çıkıp, kurumsallaştığı dönemden bu yana hep egemenler cephesinin yorumu geçerli oldu. Egemenlerin yorumu da benim “Reel İslam” dediğimdi. İbn-i Haldun: “Halkın dini efendinin dinidir” derken, aynı şeyi ifade etmiş oluyordu. Velhasıl, ezilenler tarafından bir İslam yorumuna izin verilmedi.

Devamı…Fikret Başkaya Söyleşisi: “İslam, bir metaya, kâr, kazanç, zenginleşme ve reklam aracına dönüştürüldü…”

Fikret Başkaya: İktidarı bıraktıkları gün yakalarına yapışılacağını çok iyi biliyorlar…

Fikret Başkaya (1)“Ateş en çok dumanı sönerken çıkarır!”*

“Madem ki, halk hükümete karşı oy kullandı o halde yapılacak şey halkı fes etmektir” [Bertohlt Brecht]

Aralarında Fikri Sağlar’ın da bulunduğu CHP’li milletvekilleri, sıcak çatışma bölgelerinde, Yüksekova, Van ve Hakkari’de incelemelerde ve gözlemlerde bulunmuşlar. Konuştukları insanlar: “Tayyip Erdoğan’a 3 defa oy verdik, 1 kere oy vermeyince, o da bizi öldürmeye kalkıyor…” demişler(1). Cumhuriyet gazetesinde bu haberi okuduğumda, Bertohlt Brecht’in yıllarca önce söylediği yukardaki sözünü hatırladım.

Devamı…Fikret Başkaya: İktidarı bıraktıkları gün yakalarına yapışılacağını çok iyi biliyorlar…

Varlığını katliamlara borçlu olan bir devlet! – Fikret Başkaya

suruç katliamıT.C. doğduğum günden beri ve hiç ara vermeden katliamlar yapıyor. Sadece katliamlar yapmıyor, işkence yapıyor, “kaybediyor”, hapsediyor, aç bırakıyor, sürgün ediyor ve bu işe kaldığı yerden devam edeceğinden kimsenin şüphesi olmasın. Zira katliam TC’nin fıtratında mündemiçtir. TC, Osmanlı İmparatorluğunun doğrudan devamıdır. 1923 yılında bir isim değişikliği oldu. Aslında çürüyen bünyeye taze kan nakli yapılmıştı bir bakıma… Osmanlı İmparatorluğunda devlet kutsaldı. Cumhuriyet adını aldı diye o gelenek yok olmadı. Devletin kutsal sayıldığı yerde bırakın sıradan insanları, hanedana mensup herkes katliamlardan, siyasi cinayetlerden nasibini alırdı. Zira saltanatın bekası, kutsal devletin varlığı esastır. Şimdilerde Osmanlı güzellemesi yapanlar neden söz ettiklerini biliyorlar mı?

Devamı…Varlığını katliamlara borçlu olan bir devlet! – Fikret Başkaya

Perspektifi ve paradigmayı değiştirme zamanı – Fikret Başkaya

Fikret Başkaya (1)İnsanlığın yüz yüze geldiği sorunların kaynağında, Karl Polanyi’ nin “Büyük Dönüşüm” (1) dediği yatıyor. Başka türlü söylersek, Marx’ın tahlilini yaptığı ve ipliğini pazara çıkardığı kapitalist üretim tarzı yatıyor. Şimdilerde burjuva uygarlığı insanlığı ve uygarlığı yeni bir eşiğe taşımış bulunuyor. Ortaya çıkan bu durum artık sürdürülebilir değil. Tüm emareler ve göstergeler tam bir sürdürülemezlik tablosunun ortaya çıktığına işaret ediyor.
Eğer insanlığın ve uygarlığın oldukça uzun tarihi dikkate alınırsa, kapitalist üretim tarzının geçerli olduğu dönemin bu tarihin, bu geçmişin çok küçük bir bölümünü temsil ettiğini söylemek mümkündür. Zira gezegenin tarihi milyarlarca yıl, gezegende canlı yaşamın varlığı yüz milyonlarca yıl, “bilen ve yapan insan” anlamında homo sapiens’in tarihi 65 bin yıl kadar, insan toplumlarının tarımı ve hayvancılığı keşfedip yerleşik hayata geçtiği neolitik devrim denilenden bu yana 11 bin 500 yıl geride kaldı.

Devamı…Perspektifi ve paradigmayı değiştirme zamanı – Fikret Başkaya

Fikret Başkaya: İnsanları ölüm yolculuğuna zorlayan şey yoksulluk ve savaş, sorumlusu ise Batı Avrupa ve ABD

Fikret Başkaya (1)“Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok”
Başlık, Alman yazar Eric Maria Remarque’ın 1929 yılında yayınlanan ve 1933 de Naziler tarafından yakılan kitabının adı. O başlık, ilerleyen dönemde şeylerin, olayların ve süreçlerin sürekliliğini ima eden bir deyim haline geldi. Afrika’dan Avrupa’ya geçmeye çalışırken, Akdeniz’de boğulup ölen yoksullarla ilgili haberler ve görüntüler, bana o romanı hatırlattı. Nitekim sadece geçtiğimiz hafta içinde 1100 göçmenin sulara gömüldüğü bildiriliyordu. 2014 yılında Akdeniz’i geçmeye çalışan 170 bin göçmenin 3 300’ü boğulup öldü. Uluslararası Göçmen Ofisi, o maceraya katılacak göçmen sayısının 2015 yılında 500 bine ulaşacağını bildiriyordu…
İnsanları o ölüm yolculuğuna çıkmaya zorlayan şey yoksulluk, savaş ve terör. Ve bu durumun sorumlusu da Batı Avrupa ve ABD, daha doğrusu kolonyalist, emperyalist, kapitalist ülkeler… O ölümlerin gerçek failleri beş yüz yıldır dünyanın geri kalanının yaşam kaynaklarını sömüren, yağmalayan, talan eden, halklara soykırım uygulayan “uygar dünya” denilip, yere göğe konulmayanlar!

Devamı…Fikret Başkaya: İnsanları ölüm yolculuğuna zorlayan şey yoksulluk ve savaş, sorumlusu ise Batı Avrupa ve ABD

Örtülü ödenek, “örtülü işler” ve üstü örtülmüş toplum! – Fikret Başkaya

Fikret Başkaya (1)“Devlet bir tasmadır ki, amacı et obur bir hayvan olan insanı zararsız hale getirmek ve onu bir ot obur gibi davranmaya zorlamaktır”
Arthur Schopenhauer

AKP iktidarı faşizmi kurumsallaştırmak amacıyla peş peşe torba yasalar çıkarıyor. Son torbayla cumhurbaşkanına da örtülü ödenek kullanma yolunun açılmasını, parti devleti ve faşizmi dayatma niyetinin bir tezahürü olarak görmek gerekir. Neden usule ve teamüllere uygun yasa çıkarmak yerine, torba yasa çıkarmayı tercih ediyorlar? Yasa çıkarma işini oldu-bitti ye getirmek ve halktan gizlemek için… Oysa yasa teklif ve tasarılarından önce parlamento üyelerinin bilgilendirilmesi, komisyonlarda tartışılması, kamuoyunun da bilgisine sunulması, olgunlaştırılması, en sonunda Meclis genel kurula getirilmesi ve kabul edilmesi gerekir.

Devamı…Örtülü ödenek, “örtülü işler” ve üstü örtülmüş toplum! – Fikret Başkaya