“İnsanları aldatmak, aldatıldıklarına inandırmaktan daha kolaydır”* Suriye’de neler oluyor? – Fikret Başkaya

Fikret Başkaya (1)Teröristin “ılımlısını” sevenler cephesi…
Rusya Federasyonu’nun Suriye’deki duruma daha çok müdahil olma iradesini ortaya koyması ve hava bombardımanlarını başlatmasıyla, “ılımlı”, “aşırı” tartışması yeniden alevlenmiş görünüyor. Rusya (Putin) haklı olarak kendini topun ağzında görüyor ve dolayısıyla “ya şimdi ya hiç bir zaman” ikilemiyle karşı karşıya olduğunu da çok iyi biliyor. Putin’in tüm cihatçı unsurlara yönelik hava bombardımanı başlatması, “ılımlı terörist” sevenler cephesini kaygılandırmış görünüyor. Aralarında, ABD, Türkiye, Fransa, Almanya Suudi Arabistan, Katar ve İngiltere’nin bulunduğu altılı, ortak bir bildiri yayınlayarak, Rusya’yı kınamışlar. “Teröristime dokunma, biz teröristin ‘ılımlısını’ severiz” demişler…

Tabii kimin terörist olduğuna, terörün ne olduğuna da ABD karar veriyor, diğerleri de “evet efendim öyledir” diyorlar. Bu arada ılımlı-aşırı ayrımı yapmak da onların tekelinde. Mesela, ABD ve Suudi Arabistan tarafından seferber edilen fanatik dinci Talibanlar Sovyetler Birliğine karşı savaşırken “özgürlük savaşçısı” sayılıyorlardı ve kendilerinden övgüyle söz ediliyordu, Sovyetler Birliği dağıldıktan, emperyalist kamp için amaç hasıl olduktan sonraysa, terörist ilan edilip lânetlendiler… Aslında fanatik dincilere bakış değişmiyor, sadece kullanım yerleri ve zamanı değişiyor. İŞİD bir EL-Kaide türevi ve ta baştan ABD (CIA) ve müttefikleri tarafından peydahlandı, desteklendi, eğitildi, teçhiz edildi, finanse edildi, silahlandırıldı sahaya sürüldü… Bir de bakmışsınız, İŞİD dünyanın gelmiş geçmiş en kanlı terör örgütü ilan edilmiş… ABD arkasına taktığı kırk kadar ülkeyle İŞİD’e “kutsal savaş” ilân etmiş, “uygarlık savaşı” verdiklerini söylüyorlar…

Aslında Orta Doğuda, Afrika’da, Ukrayna’da, Uygur azınlığın da yaşadığı Çin’in Xinjiang özerk bölgesinde, vb. yapılan ve yapılmak istenen gözden kaçarsa, emperyalist saldırganların ağzıyla konuşmaktan kurtulmak mümkün olmaz… Dolayısıyla soruyu şöyle sormak gerekir: Somali neden çökertildi, Irak neden çökertildi, Libya nenen çökertildi, Suriye ve İran neden çökertilmek isteniyor? Aynı şekilde Çin ve Rusya neden etkisizleştirilmek isteniyor? Ukrayna’da oynanan oyunun mahiyeti nedir?

İşin özeti kısaca şu: Yeryüzünün kaynakları sınırlı, sonsuz değil yani ve o kaynaklar kıtlaşmakta, tükenmekte. ABD’nin ve 70 yıldır vasallaştırdıgı Avrupa Birliğinin ( esası Almanya, Fransa, İngiltere olan) ve Japonya’nın, Triad da denilen ‘kollektif emperyalizmin’ hegemonik konumunu koruyabilmesi, o kaynaklara başkalarının ortak olmasını, sofraya dahil olmak isteyen yükselen yeni güçlerin engellenmesini, önlerinin kesilmesini gerektiriyor… Dolayısıyla, öyle demokrasi, özgürlük ve insan hakları “ihraç etme”, “halkı diktatörün zulmünden kurtarma” gibi yüksek insanî değerler ve kaygılar asla söz konusu değil. Kaldı ki, demokrasi, özgürlük ve haklar ancak mücadeleyle kazanılan, yaşanan ve korunan şeylerdir… Öyle F16 savaş uçağı ihraç eder gibi demokrasi ihracı mümkün değildir… Doğrusu bu kavramlar emperyalist haydutların ağzına hiç mi hiç yakışmıyor… Cihatçılar vasıtasıyla yürütülen rejim değiştirme (doğrusu devletleri çökertme, toplumların dokusunu parçalama) operasyonları, başta ABD olmak üzere NATO’cu cephenin jeostratejik, jeopolitik ve jeoekonomik çıkarlarını korumak, güvence altına alma amacı taşıyor. Suriye rejimini çökertmek konusunda Türkiye (AKP iktidarı) neden bu kadar ısrarcı, neden yeminli denirse, oradaki asıl amaç, fanatik dincileri kullanarak Suriye devletini çökertmek, onun yerine Osmanlı Hilafetini ihya etmek ve oradan da tüm Müslüman coğrafyasına yaymak… Aç tavuğun düşünde kendini darı ambarında görmesine bir mâni yok… Tayyip Erdoğan- Ahmet Davutoğlu ikilisinin bütün imkânları seferber ederek oradaki rejimi çökertmek istemelerinin, cihatçıları var güçleriyle desteklemelerinin, dört yıldır rüyalarında bile Beşar Esad’ı görmelerinin asıl sebebi bu…

Putin duruma müdahale ederek, NATO’cu cephenin, ve bölgedeki ‘ortaklarının ‘ (Suudiler, Katar, Türkiye, vb.) yalanını ve ikiyüzlülüğünü teşhir etti. Tabii bu arada iyi bir diplomasi dersi de verdi… Rusya: 1, “ılımlı terörist” severler cephesi: 0… Batı medyası, gazeteler ve televizyonlar, hemen Rusya bombardımanlarında sivillerin öldürüldüğü haberini geçtiler. Fırsat bu fırsattı. Ardından Birleşmiş Milletler Örgütü (BM) de sivilleri öldürdü diye Rusya’yı kınadı. Rusya da, “o halde kanıtlayın” deyince geri adım atmak zorunda kaldı. Yalanı daha fazla sürdürmek mümkün olmadı. Nitekim Birlermiş Milletler Genel sekreterinin basın sözcüsü bayan Farhan Haq, bir düzeltme yaparak, haberi medya’dan ve STK’lardan (NGO) aldıklarını, haberin doğrulanmadığını söylemek zorunda kaldı. Tabii artık iş işten geçmişti, yalan hedefe ulaşmıştı bir kere… Esasen BM, kurulduğu günden beri emperyalist çıkarların hizmetinde oldu. Bundan tam 55 yıl önce Franz Fanon, BM ile ilgili olarak: ”Aslında BM, emperyalist çıkarları kaba kuvvetle gerçekleştirme girişimi başarısız olduğunda kullandıkları hukukî karttan başka bir şey değildir” demişti.

Tabii sadece sivillerin öldürülmesi yalanı değil, asıl Putin’in “Ilımlı muhalefeti” ve “Özgür Suriye Ordusunu ‘da” (ÖSO) hedef almasına itiraz ediyorlar. Lâkin durumun nüansa edilmesi gerekiyor. Bir kere Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)”, dediklerinin reel bir kaşlığı hiç bir zaman olmadı. İstanbul’un lüks otellerinde arz-ı endam eden, kitleyle bağı olmayan, ama güya ‘özgürlük mücadelesi” verdikleri tevatür edilen, maaşları, başta Katar olmak üzere, Körfez monarşileri tarafından ödenen, TC tarafından da manipüle edilen, emperyalizmin uşağı oportünist unsurlardan ibaretti. Dolayısıyla adı var kendi yok. ÖSO retoriğiyle sahada savaşan cihatçı grupları görünmez kılma amacı söz konusuydu…. ‘Ilımlı muhalefet’ denilenler de baştan itibaren NATO’cu cephe (Türkiye dahil), Suudi Arabistan ve Katar tarafından desteklenen El- Kaide türevleri, El Nusra Cephesi, İslam Ordusu, Fetih Ordusu, Ahrar eş Şam… gibi “Cihadî Selefi” örgütlerdi. Fakat ABD ve Avrupalı ortakları için sorun yaratan bir şey daha var: El-Kaide türevleri dışında bir de sayıları 10 bin kadar olduğu bilinen ve doğrudan CIA tarafından sahaya sürülen paralı askerler (mersenerler) var. Onların zarar görmesi ihtimali de ABD için ilave bir sıkıntı kaynağı.

Tayyip Erdoğan, Rusya’nın hava bombardımanlarını başlatması üzerine, “ Rusya’nın Suriye’de ne işi var.” demişti . Aslında Rusya’nın Suriye’deki varlığı uluslararası hukuka ve teamüllere uygun. Nihayet BM üyesi bir devletin talebi üzerine oraya geliyor. Lâkin, Suriye’yi tam bir “terörist üretim çiftliği” haline getiren “teröristin ılımlısını sevenler cephesine” dahil olan, Türkiye’nin, ABD’nin, Fransa’nın, İngiltere’nin, Suudi Arabistan’ın, Katar’ın, vb. oradaki varlığı hukuka uygun değil…

Aslında “ılımlı” denilenlerin “aşırı” (radikal) sayılıp asıl düşman ilan edilen İŞİD’den bir farkları yok. Hepsinin ortak amacı Beşar Esad rejimini devirmek ve yerine şeriate dayalı bir düzen kurmak… Nasıl bir düzen kuracaklarını da İŞİD gösterdi ki, başta Türkiye olmak üzere, “ılımlı terörist severler cephesinin” gönlünde yatan da o…

Manzara böyleyken bundan sonra şeylerin seyri nasıl bir rota izleyebilir? Bunu bu günden kestirmek zor. Ama kesin olan bir şey var: Rusya Federasyonu’nun (Putin’in) geri adım atması ihtimal dahilinde değil. O zaman geriye NATO’cu cephe ve şürekasının, nükleer bir dünya savaşını göze almaları gerekecek ki, savaşı da El- Kaideci cihatçıları korumak için çıkarmış olacaklar… Öyle bir şeyi göze alabilirler mi?

Özgür Üniversite,  08 Ekim 2015


*Mark Twain

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
“İnsanlar suçluluk duygularından kurtulmak için saldırgan davranır” Suçun Katlanılmazlığı – Arno Gruen
Metin Altıok: “Bir şey yok paylaşacak acıdan başka…”
Kapat