Ahlaki Çürümenin Sorumlusu Homo Economicus’un ‘Yanlış’ Tanrısı mı? – Josef Kılçıksız

FeuerbachKadim zamanlarda türünün devamlılığını sağlamak için içindeki vahşi avcıyı uyandıran insan, şiddeti bu uğurda araçsallaştırmıştı. Zamanla sosyalleşen insanın önceliği artık karnını doyurma telaşından, ‘mutlu’ olma çabasına doğru evrilmişti. Güvenliği ve türünün devamlılığı için ödemek zorunda kaldığı bir bedel olarak sosyalleşme, beraberinde yerleşik hayatı da getirmişti. İnsan doğanın vahşi evrenini hakimiyeti altına alırken, gökler evreninin hakimi kim diye sorgular olmuştu.
İçindeki noksanlığa ve eksikliğe doğru yolculukta insan, her şeyi yaradan tamamlanmışlık için tılsımlı bir kavram bulmuştu: ‘tanrı’. Feuerbach’a göre tanrı “insanın içindeki yarım insandır”.

Devamı…Ahlaki Çürümenin Sorumlusu Homo Economicus’un ‘Yanlış’ Tanrısı mı? – Josef Kılçıksız

Ludwing Feuerbach’ta Din Felsefesi ve Törebilim – Friedrich Engels

Ludwing Feuerbach Klasik Alman Felsefesinin Sonu (3)

Din (religion) latince religare [bağlamak, birleştirmek] sözünden gelir ve ilk anlamıyla birlik demektir. Buna göre iki insan arasındaki her birlik bir dindir. İşte bunlar, idealist felsefenin başvurduğu en son kaynaklar, böyle sözcük kökenine ilişkin hokkabazlık oyunlarıdır. Üstün gelmesi gereken, sözcüğün gerçek kullanımının tarihsel evrimine göre ne anlama geldiği değil, ama kaynaksal kökenine göre ne anlama gelmesi gerektiğidir. Ve işte böylece, idealistçe anısı o kadar değerli olan din sözcüğü, özellikle dilden yitip gitmesin diye, cinsel sevgi ve cinsel birlik, bir “din” mertebesine yükseltilmişlerdir.

Devamı…Ludwing Feuerbach’ta Din Felsefesi ve Törebilim – Friedrich Engels

Ludwing Feuerbach Klasik Alman Felsefesinin Sonu (1) – Friedrich Engels

Hegelden Feuerbach’a
Bu yapıt, [1*] bizi, zaman içinde bizden bir kuşaklık bir arayla ayrılan, ama bugün Almanya’da yaşamakta olan kuşağa, sanki yüzyıl öncesinin tarihini taşıyormuşcasına yabancı bir çağa götürüyor. Ama gene de bu zaman içinde Almanya’nın 1848 devrimine hazırlanışı çağı yaşandı: o zamandan beri bizde bütün olup bitenler 1848’in bir devamından, yalnızca devrimin vasiyetinin yerine getirilmesinden başka bir şey değildir.
Tıpkı 18. yüzyılda Fransa’da olduğu gibi, 19. yüzyılda Almanya’da da, felsefedeki devrim siyasal çöküşü de hazırladı. Ama ne büyük farklılık bu ikisi arasındaki!  Fransızlar, bütün resmi bilime karşı, Kiliseye karşı, hatta sık sık devlete karşı, açık savaşım halindeydiler, yapıtları sınırların ötesinde, Hollanda’da, İngiltere’de basılıyor, kendileri ikide-bir Bastille’i ziyaret edecek durumda bulunuyorlardı.

Devamı…Ludwing Feuerbach Klasik Alman Felsefesinin Sonu (1) – Friedrich Engels

Yabancılaşma ve yabancılaşmaya dair düşünsel yaklaşımlar

Yabancılaşma terimi ilk kez Hegel, Tinin Görüngübilimi (1807) adlı yapıtında, “saltık” aracılığıyla kavranmamış insan yaşamının kolaylıkla doğaya yabancılaşacağını vurgulamak üzere kullanır ve  yabancılaşmayı ontolojik bir olgu olarak değerlendirir.  Marx ise, insanin yaşadığı ilk yabancılaşmanın doğanın kendisine karşı olduğunu “öteki” ile olan bu ilk mucadeleyi insanın kazandığını, ancak bu mücadele sırasında kullandığı silahlar (ilim, bilim, kultur, teknoloji vs.) ikinci ve daha tehlikeli bir yabancılaşmanın önünü actığını belirtir ve şöyle devam eder; kapitalizm insan ilişkilerini pazar ilişkilerine dönüştürdüğü ve dolayısıyla, insanlar, insani nitelikleriyle değil de, pazardaki yer ya da statüleriyle değerlendirildikleri için, başka insanlara da yabancılaştığını söyler ve dört ayrı yabancılaşma türünden söz eder.  Özelikle üzerinde durduğu emeğe yabancılaşmaya  kabaca; Nike ayakabı fabrikasında çalışan bir işçinin 15 dakikada ürettiği bir ayakkabıyı satın alabilmesi için bir kaç  ay orada çalışması gerekliliği durumunu örnek olarak verebilir.

Devamı…Yabancılaşma ve yabancılaşmaya dair düşünsel yaklaşımlar

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org