Emrah Serbes: “Şeyinizin keyfinden başka bir şey düşündüğünüz yok”

Erken KaybedenlerCahide’ye yıllara meydan okumak için âşık olmuştum. O yirmi bir yaşındaydı, ben on bir. Benle beraber altı yedi arkadaş daha âşık olmuştu hemen kendisine. Sadece birbirimizle değil, tarihle de mücadele ediyorduk. Sinir oluyordum bizim elemanlara. Tamam, iki arkadaşın aynı kızı sevmesini anlarım, hüzünlü bir atmosfer olur o zaman ama kardeşim altı yedi kişi birden de olmaz ki ya! On-on bir yaşların-daysan, aynı sokakta oturup aynı okula gidiyorsan özel hayat diye bir şey arama zaten. Birini sevmeye başladın mı hep beraber seviyorsun, nefret ettin mi hep beraber. Biri bir ağacın dibine işemeye başlasa herkes çıkarıyor malı meydana. Ne kadar iğrenç olursan o kadar itibar kazanıyorsun.

Devamı…Emrah Serbes: “Şeyinizin keyfinden başka bir şey düşündüğünüz yok”

“Yokluk derecemi tayin etmeye çalışıyorum” | Erken Kaybedenler – Emrah Serbes

Erken Kaybedenler“Apartmanın girişindeki lambayı sen mi kırdın Bülent?”
“Hangisini?”
“Otomatik yanan, sensorlu lamba.” “Hayır.”
“Komşu görmüş, yalan söyleme. Süpürge sapıyla kırmışsın dün gece.” Önüme baktım. “Neden kırdın?” Cevap yok.
“Hasta mısın evladım? Söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle…”
“Kırdımsa kırdım, ne olacak! Çok mu değerliymiş?” “Lamba senden değerli mi evladım, lambanın … koyayım, lamba kim? Yöneticiye de dedim. Lambanızı ikeyim, kaç paraysa veririz. Sen değerlisin benim için.” “Beni görünce yanmıyordu baba.” “Nasıl ya?”
“Görmezden geliyordu, yanmıyordu. Kaç sefer yok saydı beni.”
“E beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor.” “Hadi ya! Sahiden mi?”
“Evet. Ucuzundan takmışlar. Bizimle bir alakası yok.” Babama sarıldım, yıllar sonra.

Devamı…“Yokluk derecemi tayin etmeye çalışıyorum” | Erken Kaybedenler – Emrah Serbes

“Sen beni öldürdün baba” dedim | Erken Kaybedenler – Emrah Serbes

Erken Kaybedenler“Çalışan benim!” diye bağırdım. “Ama dört yıldızlı otellerdeki bayi toplantılarına giden sensin. Hayatında bir sefer tüp değiştirdin mi? Asalak!”
Babam bunları duyunca bir adım geri attı. Ağzı şaşkınlıktan açık kaldı bir süre.
“Evladım! Sakatım ben.”
“Sakat değilsin. Katilsin!”
Bunu duyunca çıldırdı. Titreyip kendine geldi, yumruğunu sıktı, bana vuracakken durdu, döndü duvara vurdu.
“Değilim! Katil değilim! Nefsi müdafaa, ilk o sıktı, topal kaldım. Keşke ben ölseydim de o topal kalsaydı.”
Başını ak güvercinli duvar takvimine vurarak ağlamaya başladı. Onu can evinden vurmuştum. Yaklaştım, omzuna dokundum şefkatle. Sakinleşmesini bekledim.
“Sen beni öldürdün baba,” dedim.
“Ne diyorsun evladım sen?”
“Beni de bu dükkânda öldürdün, boğarak öldürdün!” “Ne boğması lan?”
“Tüpgazla boğdun, damacana sularla boğdun!”

Devamı…“Sen beni öldürdün baba” dedim | Erken Kaybedenler – Emrah Serbes