“Diğer erkekler gibi olma, ne olur!” Cafer Yurtsever’den Bir Öykü: Bahşiş

picassoGeceyi çığırından çıkaran bir bayağılık yoktu ortada. Her şey doğaldı ve ikisi de yüreklerinden koparak gülüyorlardı. Söyledikleri her söz bir kitaptan çıkmış gibi geliyordu ikisine. Adam gözlerini kadının gözlerine dikmiş onu dinliyordu. Onu hem dinliyor ve hem de bir resme bakar gibi seyrediyordu. Kadın oyuncaklarla oynamaktan bıkmış bir çocuk gibi karşısına geçmiş oturmuş, kendisini dinleyen ve gözlerinin derinliklerinde kaybolan adamdan kaçırmıyordu bakışlarını. İkisi de mavi sularda yürüyorlardı ve suya batmıyorlardı.
Kadın aklından adam için, ‘ne kusursuz bir insansın’ diye geçiriyordu. Sadece aklından geçirmiyor aynı zamanda buna inanıyordu. ‘Seninle evlenebilirimdim. Şimdi de istesem, evlenebilirim.

Devamı…“Diğer erkekler gibi olma, ne olur!” Cafer Yurtsever’den Bir Öykü: Bahşiş

“Yan yatmış ve tekerlekleri yılmadan dönüp duran bir oyuncak” İlk Aşk – Vladimir Nabokov

Vladimir NabokovBu yüzyılın başlarında, Nevski Caddesi’ndeki bir yolculuk acentesi vitrinine meşe koymuştu. En ince ayrıntısına varıncaya değin gerçeğini andıran maket benim boyalı tekneden yapılmış oyuncak trenlerime taş çıkartıyordu. Ne yazık ki satılık değildi. Eğilip de bakınca içini kaplayan mavi döşeme, kompartıman duvarlarının maroken kaplaması, cilalı duvar bölmeleri, gömme aynaları, laleyi andıran okuma lambaları ve insanın aklını başından alan bir sürü ıvır zıvır görülebiliyordu. Pencerelerden biri enine boyuna geniş, yanındaki daha dardı; kimi tek kimi çift kanatlı, kimisin de buzlu camlar. Bir iki kompartımanın yatakları bile yapılmış, hazırdı.

Devamı…“Yan yatmış ve tekerlekleri yılmadan dönüp duran bir oyuncak” İlk Aşk – Vladimir Nabokov

“O gün biz de anlayacağız hem yaşam olduğunu senin, hem hiçbir şey” İlk Aşk – Cesare Pavese

Cesare PaveseNino ile tanışmadan önce, sokakta oynadığım ve barıştığım çocukların ne kadar pis olduklarını, üstlerinin başlarının ne kadar sefil olduğunu hiç fark etmemiştim. Üstelik yalınayak gezdikleri ve içlerinden bazıları canlarını acıtmadan topuklarıyla anızları bile ezebildiği için onları kıskanıyordum. Benim kentli ve solgun ayaklarım çakılların üzerine bastığım zaman bile büzüşüp sızlıyordu.
Nino, onlardan öğrendiğim pek çok şey arasında, küfürlerle ilgileniyordu. Nino köyün çıkışındaki bir villada oturuyordu ve beni korkutan pek çok ablası vardı. Ben alçak duvarın altında durur, parmaklıklar arasından bakarak Nino’nun bahçe merdiveninden inmeye başladığını umardım; geç kalırsa bir yılan taklidi yaparak ıslık çalar ve köpek havlayana dek adım adım içeriye süzülürdüm. Nino koşarak yanıma gelirdi, çünkü köpekten o da korkardı.

Devamı…“O gün biz de anlayacağız hem yaşam olduğunu senin, hem hiçbir şey” İlk Aşk – Cesare Pavese

Değirmen | Zaman Tünelinden Bir Aşk Öyküsü – Sabahattin Ali

Hiç sen bir su değirmeninin içini dolaştın mı adaşım?..
Görülecek şeydir o… Yamulmuş duvarlar, tavana yakın ufacık pencereler ve kalın kalasların üstünde simsiyah bir çatı… Sonra bir sürü çarklar, kocaman taşlar, miller, sıçraya sıçraya dönen tozlu kayışlar… Ve bir köşede birbiri üstüne yığılmış buğday, mısır, çavdar, her çeşitten ekin çuvalları. Karşıda beyaz torbalara doldurulmuş unlar…
Taşların yanında, duman halinde, sıcak ve ince zerreler uçuşur. Halbuki döşemedeki küçük kapağı kaldırınca aşağıdan doğru sis halinde soğuk su damlaları insanın yüzüne yayılır…
Ya o seslere ne dersin adaşım, her köşeden ayrı ayrı makamlarda çıkıp da kulağa hep birlikte kocaman bir dalga halinde dolan seslere?.. Yukarıdaki tahta oluktan inen sular, kavak ağaçlarında esen kış rüzgarı gibi uğuldar, taşların kah yükselen, kah alçalan ağlamaklı sesleri kayışların tokat gibi şaklayışına karışır… Ve mütemadiyen dönen tahtadan çarklar gıcırdar, gıcırdar.

Devamı…Değirmen | Zaman Tünelinden Bir Aşk Öyküsü – Sabahattin Ali