“Kendini bilme özgürlüğün başlangıcıdır” Akıl, Otorite ve Zeka – Krishnamurti

Jiddu KrishnamurtiFark etmemiz gereken o ki, bizler sadece çevre tarafından koşullanmıyoruz, biz çevrenin ta kendisiyiz, çevreden ayrı bir şey değiliz. Düşünce ve cevaplarımız, parçası olduğumuz toplumun bize dayattığı değerler tarafından koşullandırılıyor. Ancak bizler çevrenin toplamı olduğumuzu bir türlü göremiyoruz, çünkü içimizdeki bazı varoluşlar benliğin “ben”i etrafında dönüyor. Benlik bu varoluşlardan oluşur, bunlar çeşitli biçimlerde ortaya çıkan katıksız arzulardır. Bu arzu kümelerinden merkez figür, düşünen adam, “ben” ile “benim”in iradesi ortaya çıkar; böylece benlik ile benlik olmayan arasında, “ben” ve çevre ya da toplum arasında bir bölünme başlar. Bu ayrılık çelişki, içsellik ve dışsallığın başlangıcıdır.

Devamı…“Kendini bilme özgürlüğün başlangıcıdır” Akıl, Otorite ve Zeka – Krishnamurti

Afşar Timuçin: Akıllarını yeterince kullanamayanlar başkalarının aklıyla düşünmek zorunda kalırlar

İnsanın başkalarının aklıyla yaşaması tam tamına sürüye takılıp gitmesi anlamına gelir. Bu durum bir toplumsallaşmışlık durumu değil, bir toplumsallaşamamışlık durumudur. Toplumsal yaşam insan türünün zorunlu yaşam koşuludur ama önemli olan topluca bir yerde bulunmak değil toplumsal insanın bilincine ulaşmış olmaktır. İnsanın kendi başına düşünebilmesi onun ancak gelişmiş bir bilince ulaşmış olmasıyla olasıdır. Yetkin bilincin varlığını sağlayan güç bilimin, sanatın ve felsefenin gücüdür. Kendi başımıza düşünme yetkinliğine ulaşamadığımız zaman birilerinin aklına gereksinim duyarız ya da daha geniş çerçevede toplumsal ortak akıl’a bağlanırız. Böylesi bir aklın özünü de görenekler oluşturur.

Devamı…Afşar Timuçin: Akıllarını yeterince kullanamayanlar başkalarının aklıyla düşünmek zorunda kalırlar

Marksist bütünsellik’in sorgulanması açısından akıl, ideoloji ve bilim

Burada, belirtilen noktalara ilişkin eksiklikler, belirsizlikler ve geliştirilmeye duyulan ihtiyaç göz önünde bulundurularak, kısaca, modernizmin felsefi ilkelerine bağlılığı açısından “Marksist Bütünsellik”in çok genel bir değerlendirmesi sunulmaya ve bu genel görünüm çerçevesinde Akıl, İdeoloji, Bilim, Hakikat, Teori vb. konulara değin belli bir tartışmaya çok özet olarak değinilmeye çalışılacak; yalnızca bir giriş niteliğinde uzaktan bir görünüm oluşturmak amaçlandığından, belirtilen ve ima edilen noktalar satır başlarıyla yetinilerek geçilecek.

Devamı…Marksist bütünsellik’in sorgulanması açısından akıl, ideoloji ve bilim

Akıl duygu ilişkisine iki farklı bakış; Aristoteles ve Descartes

Felsefede, insanın ayırt etme, belirleme ve şeyleri ilişkilendirme yeteneği olarak tanımlanabilecek akıl ile, dolaysız olarak varolan, kişiye özel, başka bir şeye indirgenemeyen ve analiz edilemeyen bir bilinç niteliği, bir hissetme tarzı olarak tanımlanabilecek duygunun içeriği ve aralarındaki ilişkinin niteliği konusu, bir takım belirsizlikler içermektedir.
Felsefedeki akıl ve duygu ile ilgili araştırmalara bakıldığında iki farklı tavrın baskın olduğu görülmektedir. Bunlardan ilki, akıl ile duygunun insanın iki farklı özelliği ve birbirleriyle uyum içinde olduğunu ileri süren düşünce; ikincisi ise bu özelliklerin farklılığını ortadan kaldırıp birini diğerine indirgeyen düşüncedir. Bu makalede ilki ile ilgili olarak Aristoteles’in, ikincisi ile ilgili olarak Descartes’in düşüncelerini ele alınıyor.

Devamı…Akıl duygu ilişkisine iki farklı bakış; Aristoteles ve Descartes