“Sahip Olmak” ile “Olmak” Arasındaki Farkın Önemi – Erich Fromm

“Sağlıklı insan aklı” için, “sahip olmak” ile “olmak” arasındaki ayrım, insan yaşamının normal bir fonksiyonu gibidir. Yaşayabilmek, için, o şeylere sahip olmamız gerektiğini düşünürüz. Ama sahip olmanın, daha çok şeye sahip olmanın, yaşamın tek amacı olarak açıklandığı, insanların değerlendirilmesinde “milyon değerinde” gibi tanımlamaların kullanıldığı bir toplumda, “sahip olmak” ile “olmak” arasındaki farkın anlaşılamamasını doğal karşılamak gerekir. Ayrıca, çoğu kez “olmadın tek yolu da “sahip olmak”tan geçiyor gibi tanıtılmaktadır. Yani günümüz toplumsal değer yargılarına göre “hiçbir şeye sahip olmayan bir kişi, bir hiçtir” sonucuna varıyoruz.

Oysa büyük yaşam ustaları, “sahip olmak” ile “olmak” arasındaki farklılığı, sistemlerinin ana konusu olarak ele almışlardır. Buddha, insancıl evriminin en üst basamağına ulaşmak isteyenlerin, sahip olmak güdüsünden kurtulmaları gerektiğini öğretirken, İsa: “Kim canını kurtarmak isterse, onu feda edecektir. Ama kim canını benim uğrumda verirse, onu kurtaracaktır. Çünkü bir insan bütün dünyayı kazansa, ama kendi benliğini çürümeye terketse veya kendini cezalandırsa, eline ne geçecektir ki? ” (Luka 9:24-25) demiştir.

Meister Eckhart’ın öğretisi de buna benzer Eckhart’a göre ruhsal zenginlik ve güçlülüğü erişmenin tek çaresi, hiçbir şeye sahip olmamak, kendini açık ve “boş” yapmak, yani gerçek benliğe giden yolun önüne kapatmamaktır, Marks ise, gerçek amacın çok şeye “sahip olmak” değil, çok “olmak” olduğunu belirtir ve bu yolda lüksün de, tıpkı fakirlik gibi önemli bir yük ve engel olduğunu söyler. (Ancak hemen belirtmeliyim ki, benim burada ele aldığım gerçek Marx’tır. Yani onun radikal hümanist kişiliğidir, yoksa Sovyetler Birliğimde anlaşıldığı farklı yorumlanması gibi değil.)

Büyük yaşam ustalarının yaptıkları bu ayrım, beni yıllardır etkiliyordu. Bunun üzerine, ben de çabamı, bireyleri ve grupları psikanalitik yöntemler aracılığı ile inceleyerek, bu ayrımın temellerini bulmaya yönelltim. Bulduklarım, bende şu izlenimin uyanmasını sağladı. “Sahip olmak” ile “olmak ” arasındaki farklılık, yaşamı ya da ölümü sevme eğilimleriyle birlikte, insan varoluşunun en önemli sorunudur. Antropoloji ve; psikanaliz bilimlerinin deneysel bulguları» “sahip olmak” ile “olmak”ın insan yaşantılarının temel iki öğesi olduğunu ve bu iki farklı tutumdan biri ya da ötekinin üstünlüğünün, bireyler ve toplumsal birimler arasındaki karakter farklılıklarının kaynağını oluşturduğunu göstermektedir.

Erich Fromm
Sahip Olmak ya da Olmak

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Yuval Noah Harari: Dünya artık insanın yönettiği tek kişilik bir gösteri

Kapat