“Futbol Fatih Terim’in dahi imparator olmasına izin verecek kadar basit bir oyundur”*

Çeşitli faşist ve siyasal İslâmcı eğilimin gölgesinde, sanki bir cemaat gibi oluşturulan Terim -milli- takımının çirkefliği, susurlukla ortaya çıkan derin devletle ilişkisi, dışarda fırsat buldukça yaptığı kurt işaretleri  ve son olarak kendisi ile ilgili çeşitli değerlendirmelerde bulunan spor yazarı Osman Tamburacı’yı telefonla arayarak pervasızca ana avrat küfür etmesiyle  bardağı taşırmaktan öteye deviren bir “direktör ” 

Alın size  “Milli Takım Teknik Direktörü”

Tamburacı telefon açıyor, arayan Milli Takım Teknik Direktörü Fatih Terim.

Konuşmaya başladığı anda sinirleri gerilen Tamburacı, telefon konuşmasını bir arkadaşına dinletmeye başlıyor.

Terim: “Yahu Osman, biraz önce Sky TV’de konuşmuşsun, bana söylediler. Ben ne demişim? Gündem değiştiriyormuşum, öyle demişsin. Ulan bu ne biçim konuşma?”

Tamburacı bu üslup karşısında şaşırıyor, nezaket içinde:

“Hocam, beni hep böyle zamanlarda arıyorsun, bir kere de, nasılsın, diye arasana.”

Terim’de fren tutmuyor:

“Ulan ben senin bıyığını s….”

Tamburacı yerinde fırlıyor, “Sen ne biçim konuşuyorsun” derken, sinirden zangır zangır titriyor. Milli Takım Teknik Direktörü kendini kaybediyor:

“Ulan ben senin, ananı, avradını s….”.

Tamburacı, “Doğru konuş, konuşmasını öğren” diye bağırırken, Fatih Terim galiz küfürlerini sıralamayı sürdürüyor.

F. Terim konuşmayı doğruluyor
Olay sonrasında  Osman Tamburacı ile yaşadığı diyalogu doğrulayan Fatih Terim, “bana göre eksik bile söylemiştir, bir adım bile geri atmam” diye konuşmaya devam ediyor. “Aman hocam, canım hocam” diye Terim’in etrafında el pençe divan duran futbol medyası, şimdi Osman Tamburacı’nın bıyıklarına bulaşınca tepki veriyor.

Daha öce Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, Fatih Terim’den nefret etme gerekçelerini 8 maddede sıralamıştı şimdi onları hatırlamakta fayda var  

BİR: “Küçük dağları sen mi yarattın birader” diye bakıldığında suratına “Hayır… Hayır… Sadece küçük dağları değil büyük dağları da ben yarattım” ifadesini takınarak iticilik şampiyonu olduğu için…

İKİ: Soğukkanlı bir değerlendirmeyle en fazla “Çok ballı bir adam” yorumunu hak ettiği halde “Ben Fatih Terim… Futbolun kitabını tersten yazmış adam” triplerine girdiği için…

ÜÇ: Zaferden sonraki afra tafrasının çekilmezliği nedeniyle, milli maçlarımızda beni ve benim gibileri hep “İçimizdeki İrlandalı” olmak gibi kahredici bir pozisyona sürüklediği için…

DÖRT: Başarı, zafer, galibiyet… Bunların eleştirilere en güzel yanıt olabileceğini düşünemeyip “laf geçirme” hevesine yenik düştüğü için… Yani başarıyı hazmetme kapasitesi acayip sığ olduğu için…

BEŞ: Elde ettiği zaferlerde “mahalle baskısı” nedeniyle oyuna soktuğu futbolcunun büyük payına rağmen, bu durumu zerre kadar aklına getirmeyip “Fatih Terim mucizenin öteki adıdır” havası bastığı için…

ALTI: Sırf şişkin egosunu daha da şişirmek ve “Fatih Terim karizması”nı belirgin kılmak amacıyla herkesin dediğinin tersini yapmaya kalkarken, zoru ve fiyaskoyu görünce anında tornistan ettiği için…

YEDİ: Kendisinden “Fatih Terim” diye söz ettiği için…

SEKİZ: Dışarıda, içeride bilen bilmeyen herkesin basbayağı bir “mistik olay” olarak yorumladıkları tuhaf bir galibiyetin ardından “Kabaramazsın kel Fatma” oyunu oynadığı için

*) Fatih Altaylı’nı söylediği belkide tek doğru söz

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Yılmaz Güney anması dolayısıyla Zahit Atam konuşması – Y. Güney’in hayatı ve sanatı hakkında bazı ilginç bilgiler

"63–65 yılları arası yaptığı filmlere baktığımız zaman bu dönemdeki filmlere Çirkin Kral filmleri denir. Çirkin Kral denmesinin de açıklaması şu:...

Kapat