“KISKANÇLIK, GİZLENEN BİR HAYRANLIKTIR” GÜNAHIN TANIMI SKANDAL OLASILIĞINI iÇERiR – KIERKEGAARD

    SKANDAL ÜZERİNE GENEL GÖZLEM: “FAZLALIK VEYA EKSİKLİK HER ŞEYİ BOZAR” 

    Günahın ve inancın bu karşıtlığı Hıristiyanlığa egemen olur ve bunları Hıristiyanlaştırırken, derin bir nitelik kazanan tüm törel kavramları değiştirir. Bu karşıtlık Hıristiyanın egemen ölçütüne dayanır: Tanrı’nın karşısında olmak veya olmamak, bu ölçüt, Hıristiyanlık için belirleyici olan bir başka ölçüte yol açar: Saçmalık, çelişki, skandal olasılığı. Bu ölçüt, Hıristiyanlığı tanımlamak istediğimiz zaman çok önemlidir, çünkü her spekülasyona karşı Hıristiyanlığı koruyan skandaldır. O hâlde skandal olasılığı nerededir? Ama öncelikle bu noktada, insan gerçeğinin Tanrı karşısında tek tek var olması gereklidir; ve ikinci noktada, birincinin sonucu olarak günahının Tanrı’yı da içine alması gerekir. Tek kişi ile Tanrı’nın bu baş başalığı hiçbir zaman filozofların kafasına girmeyecektir! onlar ancak bireyleri hayali olarak tür içinde evrenselleştirirler. Bu aynı zamanda, Tanrı karşısında olmanın veya olmamanın hiçbir şey katmaksızın veya eksiltmeksizin, günahın yalnızca günah olduğunu kuşkulu bir Hıristiyanlığa kabul ettiren görüştür. Kısaca ölçüt yok edilmek istenmektedir: Tanrı karşısında, bu amaçla, genelde çok garip bir biçimde üst bilgelik, eski paganizm anlamına gelen bir üst bilgelik yaratılmaktadır.

    İç karartıcı karanlıkları, katılığı, vs. nedeniyle Hıristiyanlığa sinir olunuyorsa, bunun nedeninin Hıristiyanlığın insanların artık onun anlayamayacağı kadar yükselmiş olmasından, ölçüsünün, çok olağanüstü bir varlık yapmak istediği insanın ölçüsü olmamasından kaynaklandığını açıklamanın zamanı gelmiştir. Bu, aynı zamanda skandal olan şeyin basit bir psikolojik açıklamasının aydınlatacağı ve diğer taraftan içinden skandalın çıkarılacağı bir Hıristiyanlığın savunulmasının tüm saçmalığını gösterecek şeydir! Aynı zamanda İsa’nın tüm öğretisini, skandala karşı, onun olasılığını ve zorunluluğunu bizzat kendisi bize gösterdiği zaman, o kadar sık ve dikkatli uyarılarını bilmemenin aptallığını veya küstahlığını gösterecek şeydir! çünkü skandal olasılığı artık zorunlu olmadığı andan itibaren, Hıristiyanlığın sonsuz ve temel bir parçası olmaktan çıktığı andan itibaren, İsa insana özgü anlamsızlığın içine düşer ve böylece skandal olasılığını yok etmek yerine, ona karşı faydasız görüşlerini tedirgince ileri sürer.

    Şöyle bir olay düşünelim: Yoksul bir işçi ve dünyanın en güçlü imparatoru ve bu imparatorun birdenbire bu işçiyi arattırma isteğine kapıldığını varsayalım:Hükümdarın varlığını bildiğini hiçbir zaman hayal etmemiş ve hiçbir zaman bunu düşünmeye bile cesaret edememiş olan kendisini, bir kez bile olsa hükümdarı görmeyi bile mutluluk sayacak olan ve bunu çocuklarına ve torunlarına yaşamının en önemli olayı olarak anlatacak olan bir işçiyi hükümdar aratsa ve onu damat olarak istediğini belirtse ne olurdu? Bu durumda tüm insanlar gibi işçi de az veya çok bundan huzursuz olurdu, kafası karışırdı, olay ona (insansal açıdan) oldukça tuhaf ve anlamsız gelirdi, kimseye tek bir kelime etmeye cesaret edemezdi; çünkü kendi içinden, çevresindeki her kişinin düşüneceği şey olan şu fikir geçerdi: Hükümdar onunla alay etmek istiyordu, tüm şehir ona gülecekti, gazeteler karikatürünü yapacaklardı ve dedikoducu kadınlar, prensin kızıyla olacak nişanlarının şarkısını yayacaklardı. Ama buna rağmen hükümdarın damadı olmak, görünen; pek yakın bir gerçek değil mi? Ve işçi duyuları aracılığıyla hükümdar için olayın nereye kadar doğru olduğundan emin olabilir; ya hükümdar zavallı yoksulla sadece alay etmeyi, geri kalan günlerinde onu umutsuzluğa itmeyi ve sonunda onun akıl hastanesinde yaşamını bitirmesine yardım etmeyi düşünüyorsa; çünkü burada çok kolay tersine dönebilecek bir aşırılık söz konusu. İşçi ufak bir lütfü anlayabilir ve şehir halkı: iyi yetişmiş, saygıdeğer toplum ve tüm şarkı satıcıları, kısaca bu büyük kasabanın beşle çarpılan 100.000 adet ruhu, oturanların sayısı bakımından kuşkusuz çok büyük olan bir şehir, ama olağanüstüyü değerlendirmek ve anlamak bakımından hemen hemen küçük bir kasaba olan bu şehir! bunu akla uygun bulabilir ama bu olay, hükümdarın kızıyla evlenmek, her şeye rağmen abartılmış bir şeydir. Ve şimdi dışsal olmayıp içsel olan bir gerçeği varsayalım, bu durumda işçiyi herhangi bir gerçekliğe götürecek somut hiçbir… şey yoktur, öyle olmasa her şeyin dayandığı inanç, tek başına buna inanmak için yeteri kadar alçakgönüllü bir cesarete sahip olurdu (alçakgönüllülüğü olmayan bir cesaret hiçbir zaman inanmaya götürmez); ve bu durumda, bu cesarete kaç tane işçi sahip olabilecektir? Ama buna sahip olmayan kişi utanca batacaktır; bu olağanüstü şey onda hemen hemen kişisel alayın etkisini gösterecektir. Belki de bu durumda safça şunu itiraf edecektir: “İşte benim için çok yüksek şeyler ve bunları kafam almaz; doğruyu söylemek gerekirse, bu bana bir delilik gibi görünüyor.”

    Peki ya Hıristiyanlık! Verdiği ders, bu kişinin her kişi gibi, diğer taraftan kim olursa olsun, koca, karı, hizmetçi, bakan, tüccar, berber, vs. Tanrı önünde var olduğudur; yaşamı süresince bir kez kralla konuştuğu için belki de gururlanacak olan bu kişi, şu veya bu kişiyle çoktan dostluk ilişkisi kuran birisi olacak bu insan, Tanrı’nın karşı-smdadır, gerektiğinde her zaman dinleneceğinden emin olarak Tanrı’yla konuşabilir ve Tanrı’nın içtenliği içinde yaşamın sunulduğu kişi odur! Hatta daha da fazlası: Tanrı bu insan için, onun için dünyaya gelmiş, bir bedene bürünmüş, acı çekmiş ve ölmüştür; ve bir armağan bu yardımı kabul etmesi için ona ricada bulunan ve ona yalvaran, bu acılarla dolu olan Tanrı’dır! Gerçekte dünyada aklı kaybetmek için bir neden varsa bu neden değil midir? Alçakgönüllü bir yüreklilik yoksunluğu nedeniyle buna inanmaya cesaret edemeyen her kişi utanca batar. Ama eğer utanca batarsa, bunun nedeni olayın onu aşmasıdır, onu kafasına sokamamasıdır, burada açık sözlülüğe sahip olunmamasıdır ve işte bu nedenle, onu boğacak noktada olduğu sürece bunu ondan ayırmak, onu yokluğa, deliliğe, aptallığa çevirmek gereklidir.

    Çünkü skandal nedir? Mutsuz beğenidir, o hâlde kıskançlıkla akrabadır, ama kendimize dönen bir kıskançlık -tır, dahası: Kendinden başka hiçbir şeye saldırmayan bir kıskançlıktır. Doğa insanı duygusal darlığı içinde Tanrı’nın onun için hazırladığı olağanüstüyü kendine alma yetersizliği içindedir: Aynı zamanda utanca batmaktadır.

    Skandal, insanın beğendiği şeye yönelttiği tutkuya göre değişir. Daha bayağı olan hayalsiz, tutkusuz, beğenmek için fazla yeteneği olmayan yapılar utanca kuşkusuz çok iyi batarlar, ama şöyle demekle yetinirler: “Bunlar kafama girmeyen şeyler, onlara aldırmıyorum.” Kuşkucular böyle konuşurlar. Ama bir_insan, olağanüstünün altında hayranlıkla küçülmesi koşuluyla, ne kadar çok tutkuya ve düş gücüne sahipse ve böylece bir anlamda ne kadar çok inanca yani inanma olabilirliğine yaklaşırsa.(skandal)da o denli, tutkulu bir şekilde bu olağanüstüyü çıkarıp atana, yok edene ve çamuru içinde tepindirinciye kadar ona karşı konuma geçer.

    Skandalın gerçek bilimi ancak insan kıskançlığı incelenerek öğrenilir. Program dışı olan bu incelemeyi ben her şeye rağmen yaptım ve aslında bundan gurur duyuyorum. Kıskançlık, gizlenen bir hayranlıktır. Hayranlığına teslim olarak mutluluğun olanaksızlığını hisseden hayran, kıskanmayı seçer. Bu durumda, içinde şimdi aslında hayran olduğu şeyin söz konusu olmadığı, yalnızca tatsız bir aptallık, tuhaflık, aşırılık olduğu başka bir anlatıma sarılır. Hayran olma, kendini mutlu bir biçimde bırakmadır, kıskançlık ise ben’in mutsuz bir dileğidir.

    Kierkegaard, Korku ve Titreme’de İbrahim’den bahseder ama konu o değildir

    Aynı şey skandal için de geçerlidir! çünkü insandan insana hayran olma -kıskançlık olan şey, insandan Tanrıya tapma skandal hâle gelir. Tüm insansal bilgeliğin toplamı, altın olmayıp bir süs olan aşırıya kaçmayan şeydir: Fazlalık veya eksiklik her şeyi bozar. Bu mal bir bilgelik gibi elden ele dolaşır, bedeli hayranlıkla ödenir! akışı çalkantıları bilmez çünkü tüm insanlık değerini güvence altına alır. Bu durumda bazen bu vasatlığı aşan bir deha belirir ve bilgeler onun… deli olduğunu ilân ederler. Ama Hıristiyanlık bir aşırı olmayanın ötesine, dev bir adımla saçmalığın içine kadar atlar! ve Hıristiyanlık buradan yola çıkar… ve skandal da buradan yola çıkar.

    Şimdi Hıristiyanlığı, bu şekilde aldatılan insanın değersiz bilgisini savunmanın olağanüstü aptallığı (her şeye rağmen ona olağanüstülüğün bırakılması gerekiyorsa) görülüyor ve hâlâ bilinçsiz olan bu taktiğin, Hıristiyanlığı kurtarmak için sonunda savunmasını yapacak kadar acınacak bir şeye dönüştürerek, onu meydana getirerek nasıl el altından skandala bağlandığı görülüyor. Hıristiyanlıkta, Hıristiyanlığın savunusunun ilk yaratıcısının başka bir Judas olduğu o kadar doğru ki! o da bir öpücükle ihanet ediyor! ama bu, aptallığın öpücüğü. Savunmak her zaman gözden düşürür. Altında dolu bir antreposu olan ve tüm altınlarını yoksullara vermek isteyen birini düşünelim: ama aynı zamanda iyilik girişimine, bu girişimin savunulabilecek her şeyini üç noktada kanıtlayan bir savunmayla başlama aptallığına düşerse, insanların bu kişinin yaptığının iyilik olup olmadığından kuşku duymaları için başka bir şey pek gerekmeyecektir. Ama Hıristiyanlık için durum nedir? Onu savunan kişiyi inançsız olarak ilân ediyorum. İnansa, inancın coşkusu hiçbir zaman bir savunma olmayıp her zaman bir hücumdur, bir zaferdir! bir mümin. muzaffer bir kişidir.

    Aynı durum Hıristiyanlık ve skandal için de vardır. Aynı şekilde skandalın olasılığı günahın Hıristiyanlığa özgü tanımının içinde vardır. Tanrı’nın karşısında bulunmanın içindedir. Bir pagan, bir doğa insanı istekle günahın varlığını kabul edeceklerdir, ama bu: Tanrı önündedir, onsuz günah aslında var olmaz, ama bu onlar için çok fazladır. Onların gözünde bu, insan varoluşuna aşırı önem vermektir (ama onlar buradakinden farklı bir biçimde aşırı önem verirler); daha az önemli olması koşuluyla, bu varlığı isteyerek kabul edeceklerdir… -ama aşırı olan, her zaman aşırıdır.

    Soren Kierkegaard
    Ölümcül Hastalık Umutsuzluk

    Cevap Ver

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz