Cemal Süreya Anlatıyor: “Erken Yatığım İçin Genellikle Saat 4’te Uyanırım. Bilemedin 5’te”

Her gün sinemaya giderdim gençliğimde. Bir hayat tarzıydı benim için sinemaya gitmek. Tiyatroyu da pek boşlamazdım. Beş on yıl var ki tersine bir alışkanlık kazandım.
Buna karşılık kahveye gitme alışkanlığım sürüp gitti. Günde en az üç kahveye girer çıkarım. Şiirlerimin çoğunu kahvelerde yazmışımdır. Çalışırken derin bir sessizlik şart değildir benim için. Hatta uğultu daha iyi. Alışmışım. Fakültede de etüt salonuna pek çıkmazdım. Kantinde ders çalışırdım. Evde radyo sürekli açıktır. Ocak ta açıktır, üstündeki çaydanlık yüzünden. Günde yirmi bardak çay!

Dostluğu, Mahalle Arkadaşlığı Gibi

Herhangi bir günümü anlatsam ben i tam göstermez bu.Günümgünüme uymuyor da ondan. Hele şu son sıralarda. Yirmi dört saatimi değil de, haftamı nasıl geçirdiğimi sorsaydınız daha düzenli bir şey ortaya çıkabilirdi. Yine de bir iki söz etmeye çalışayım.
İstanbul’da, ama Kadıköy’de oturuyorum. Bu “ama”, biz Kadıköylüler için çok şey açıklayan bir sözcük. Daha doğrusu bizi açıklayan bir sözcük. Kadıköylüler, iş ilişkileri ve zorunlar dışında İstanbul’u fazla kullanmazlar. Kadıköy yeter onlara. Diyeceksiniz ki, istanbul yayıldıkça her semt için öyle olmuştur. Doğru. Ama bizim için daha da öyle. Öte yandan, her şeye karşın, kasaba niteliğini yitirmemiştir Kadıköy. Ordaki dostluklar sıla dostluğu gibidir. Mahalle arkadaşlığı gibi.

Yukarda dediğim gibi günüm günüme uymuyor, ama bütün her şey de yine Kadıköy gibi bir yerde olup bitiyor. Sakızağacı’ndâ oturuyorum. On üç yaşındaki oğlum Memo Emrah’la birlikte. O, Cuma, Cumartesi, Pazar günlerini annesinin yanında geçirir. Öbür günlerde evden çıkış, özellikle de ev dönüş saatlerimi onun okul vb. durumuna göre ayarlarım. Benim için günün en anlamlı saatleri sabah 4-9 arasıdır. Çalışmalarım, kurduğum düşler, öteden beri hep günün bu bölümüne rastlamıştır. Erken yattığım İçin genellikle saat 4’te mutlaka uyanırım. Bilemedin 5’te. Bu yüzden saat 9 dedi mi çoğunca bir yorgunluk ve uykusuzluk bastırır üstüme. Bir çeşit sersemlik. Hiç değilse bir yarım saat daha uyumalıyımdır. Uyu-muşsam iyi. Uyuyamamışsam hesapta bütün günü sersem geçirmek de var. O saatleri uyanık geçirmeye alışmışım. Hatta, diyebilirim ki, bir törendir benim için bu. Yapacağım bir iş olmasa da böyledir. O ara en azından on bardak kadar çay içerim. Cuma, Cumartesi akşamları iş değişir. Memo evde olmadığı günler yani. O günlerde dostlarıma yakınlarıma giderim. Eve de dönmeyebilirim. Çok geç uyurum o günlerde. Hatta bütün gece uykusuz geçebilir. Bu yüzden anlamlı saatler günün içinde, yer, hatta nitelik değiştirir.

Nicedir öğle yemeğini kaldırdım. Ama akşam yemekleri bir şölen olmalıdır. Akşamları saat 19-20.30 arası dâ kendimden iyice memnun olduğum bir zamandır. Birkaç kadeh içki içerim.
Her gün sinemaya giderdim gençliğimde. Bir hayat tarzıydı benim için sinemaya gitmek. Tiyatroyu da pek boşlamazdım. Beş on yıl var ki tersine bir alışkanlık kazandım.
Buna karşılık kahveye gitme alışkanlığım sürüp gitti. Günde en az üç kahveye girer çıkarım. Şiirlerimin çoğunu kahvelerde yazmışımdır. Çalışırken derin bir sessizlik şart değildir benim için. Hatta uğultu daha iyi. Alışmışım. Fakültede de etüt salonuna pek çıkmazdım. Kantinde ders çalışırdım. Evde radyo sürekli açıktır. Ocak ta açıktır, üstündeki çaydanlık yüzünden. Günde yirmi bardak çay!

Genellikle saat 11’de evden çıkarım. (Oğlan öğlenci) O kahvelerden birine girerim. Sonra yürüyerek Kadıköy’e inerim. Pazarı dolanırım. Kadıköy’ün en güzel yeri o sürekli pazarıdır. Gençlik kitapevine şöyle bir uğrayıp nereye gideceksem oraya yönelirim. Şimdilik haftada iki kez İstanbul’a iniyorum: İki kez Nişantaş’a, bir kez Cağaloğlu’ya.
Karşıya geçmişsem, dönüşte Kara-köy’den bir “Le Monde” alırım. Eskiden her gün alırdım. Pahalı geliyor şimdi. Vapurda mutlaka okuyacak bir şey olmalıdır elimde. Binerken bir gazete.
Beyoğlu’ya yılda iki üç kez düşerim. O da, Krepen Pasajında buluşacaksak. Şöyle güzel bir Boğaz gezisi, hiç! Papirüs’e (bizimkine değil elbet) bir kez gittim.ilhan Berk götürmüştü.*

*Gösteri 1982 Sayı: 21

Yorum yapın

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org

Önceki yazıyı okuyun:
Dünya Ekonomisinin Ümitsiz Durumu: Çare Tükeniyor – Niklas Albin Svensson

Durum giderek daha da kötüleşiyor. Önce teşvik yöntemi denendi ve 2010’da başarısız olduğu görüldü. Sonrasında kemer sıkmaya yönelindi, bu da...

Kapat