01
Kas
A » + | -


ilk olarak ‘Kirîvê’, ‘Helebçe’, ‘Xalo’, ‘Bavê Fexriya’ gibi bir çok halk şarkısı  onun dilinde klasikleşti, Bir çok sanatçı onun söylediği  ezgileri söyleyerek ününe ün kattı. Ülkemizde baskın olan tek yönlü ve resmi kültürel anlayışa rağmen geleneksel kürt müziğinin en önemli ismi ve -sadece bölgenin değil-  bütün dünyanın en etkileyici seslerinden biri oldu. 24  ülkede konserler verdi. Wembley Stadı’nda dünyanın önde gelen sesleriyle sahne aldığında (1991), Prenses Diana bizzat sahneye çıkarak tebrik etti.


Sonraki şarkıya geçmek için >| şarkı seçmek için [>] işaretine basınız.

[ Diğer Şarkıları >> http://www.cafrande.org/?p=360

Sayın Perwer, İlk sazı elinize aldığınız zamanı hatırlıyor musunuz? O anki duygularınız…

Evet, sekiz yaşında idim. Bir gün, pekmez  konan kaplardan birini boşaltım. Annemin hazırlayıp kuruttuğu bir post ile bir sopa buldum. Annem şehre inince ona, “Bana tel getir” dedim. Oturdum, tek başıma kendime bir saz yaptım. Kendimce akort ve tonunu ayarladım. Babam eve geldiğinde, sekide, yüklerin üstündeki sazı görmüş. Demiş ki, “Hayırdır? Oğlum çingene mi olacak ne?” Sazı eline alıp alay etmiş. Annem zor bela sazı elinden almış.

Bundan dolayı dayak yediğiniz de oldu mu?

Olmaz mı? Babamdan yedim. Bana, “Sen mutlaka Kuran okuyacaksın!..” dedi. Benim melle (imam) olan bir amcam vardı; çocuklara Kuran dersi veriyordu. Ben ise okula gitmek istiyordum. O zamanlar altı yedi yaşında idim. Babam bana, “Sen Kuran okuyacaksın!” dedi. Ben ise, “Hayır! Ben okula gitmek istiyorum” dedim. Ne ettiyse, ben bildiğimden şaşmadım. Bu nedenle babamdan feci şekilde dayak yedim.

Anlaşılan fakilik* ile aranız hiç iyi değilmiş.

Maalesef hiç iyi değildi. Fakilik kötü bir şey olduğundan değil, kurtuluşumu onda bulmuyordum. Fakiliğin, beni amacıma ulaştıramayacağını ve dünyayı anlamama yardımcı olamayacağını biliyordum. Benim çok büyük hayallerim vardı. Bu hayallerin gerçekleşmesi de modern dünyayı bilmekten geçiyordu. Sebebi buydu, dine karşı oluşum değil. Hatta dindar sayılırdım; namaz kılıyordum, güzel ezan okuyordum. Çocukken çoğu kez köylülere müezzinlik dahi yapıyordum.

Belli ki ailenin dini bir temeli var…

Doğu’da her ailenin dini bir inancı vardır. Vakti zamanında çok tutucu ve bağnaz idiler. Dini bilmiyorlardı, anlamıyorlardı. Sonrasında bunlar aşıldı.

Klasik bir soru, fakat yine de sormak istiyorum. Şivan Perwer sanatını nasıl tanımlıyor?

Yaşam çok renklidir. Sanat da bunu dile getirir. Eğer sanat çok renkli, çok yönlü olmazsa, sanat olmaz ve sanatçı olunmaz. Her zaman, ‘değişim nasıl olur’ sorusunun cevabını aradım. Benim müziğim, daha iyi ve gelişmiş bir temel üzerinde yaşamı değiştirmek üzerine kuruludur. Ben müziğimi her hangi bir şekilde adlandırmıyorum ve kimse de Şivan’ın tarzı budur diyemez. Ben hiç bir sanatçı gibi türkü söylemiyorum. Ben olaylara, yaşanmış şeylere, yaşamın durumuna bakıp ona göre müzik yaptım. Eğer dinlerseniz, benim her tonda türkü söylediğimi görürsünüz.

Peki şunu diyebilir miyiz; Şivan Perwer’in müziği klasik dengbêjliğin ve modern müziğin harmonisidir?

Klasik dengbêjlik ile modern müzik arasındaki köprü, Kürt müziği ile dünya müziği arasındaki köprü, Kürtçe makamlar ile dünyadakiler arasında köprü, dünyadaki değişimler ile Kürtler arasında köprü… Bunların hepsini görebilirsin..

Sizi dinleyen, izleyen herkes farkında, kilam-türkü söylediğiniz zaman sanki zikre geçiyorsunuz. Nedir o anki duygularınız?

Eğer konsantre olmazsam, duygumu melodinin içine katamam, olayın içine girip olayla bir olamam. Eğer üzerinde düşünmezsem, duygulanıp ağlamazsam, türküyü ortaya çıkaramam. 1986 yılında Los Angeles’ta verdiğim bir konserde, ünlü İranlı sanatçı Dariyus konserden sonra yanıma gelip, “İyi haşhaş çekiyorsun ha!.. Biraz fazla çekmiştin. Ben de haşhaşı seviyorum, fakat sen dozunu biraz fazla kaçırmışsın Şivan!” dedi. Şaştım kaldım. “Ne haşhaşı?” dedim. ” Konsantrasyonun çok iyi. Belli ki çok çekmiştin!..” Ona dedim ki, ” Ben hayatımda haşhaş çekmiş değilim. Ne sigara içerim, ne de alkol kullanırım.” Şaşıp kaldı.

Konsantrasyonunuzun sırrı var mı?

Ben, ‘Xezal’ kilamını söylediğimde, Xezal’ın sevdalısı gibi söylemeliyim, onu aramalıyım ki Xezal’ın yüreğindeki sevdayı dile getirebileyim. ‘Helepçe’ ezgisini söylerken Halepçe’deki kimyasal silahların kurbanı olmalıyım; o anı yaşamalıyım. Yaşıyorum da. Budur ‘zikr’ olayının sebebi.

İlk dinlediğin, ninni, masal ve ağıtlar?

Çocuk iken yatağa girer, masallarla uyurdum. Annem bana anlatırdı; teyzemler, dayımlar, amcalarım, halalarım bize gelirdi. Büyük bir aile idik. Annem anlatmazsa, teyzeme derdi ki, “Bir masal anlat da yatıversin çocuk!..” Masalsız uyumazdım. Bir masal bana bir defa anlatıldığında hemen aklımda kalırdı; ezberlerdim. O kadar konsantre olurdum yani.

Gerçekleş(e)meyen en büyük hayaliniz ne idi?

Sadece müzikle ilgilenen bir kurum kurmak. Kürtler ve dünya arasında bir sanatsal köprü oluşturmak ve burada müzik biliminin gelişmesini sağlamak. Bu alanda diğer halklarla da işbirliği yapmak, Kürt müziğini modernleştirmek, üst seviyeye çıkarmak ve üzerinde incelemeler yapmak. Kürtçe’nin sanatsal alanda gelişmesi için görevimi yerine getirdim, fakat müzikle ilgili düşündüklerimi tam olarak yaptığımı söyleyemem.

‘Sürgün’ olmanıza bir sebep de Suruç’ta verdiğiniz konser idi. O günden bahseder misiniz?

Yıl 1976 idi. Ülke genelinde turnedeydik. Batman’a da gittik. Hani diyorum ya, “Ez çûm gundekî Batmanê, keçeke Kurd ji min re got, lo bira…(Batman’nın bir köyüne gittim, Bir Kürt kızı bana dedi, ey kardeş)” Batman ve Mardin’de çok gezdik. Kimsenin bizden haberi yoktu. Erzurum’a, Kağızman’a, Ağrı’ya gittik. Doğubeyazıt’taki konserde birçok kişi gözaltına alındı. Diyadin’e gittik. Askerler hareket etmemize izin vermedi. O gün İran’a sınıra geçip bir kaç gün o tarafta kaldık. Sonra tekrar dönüp, Ankara’ya geçtik. Amacımız bir tur gerçekleştirmekti.

Dediğin gibi Suruç’ta da bir sinemada konser verdik. Etraf polis ve asker dolu. Çıkanı gözaltına alıyorlar. Beni istediler. Komitede bulunanlar, “Eğer gelmezsen, hepimizi tutuklayıp sopadan geçireceklerini söylüyorlar. Onlara ifade vermen gerekiyor.” Bunun üzerine dedim ki, “İfademi değil, beni alıp götürecekler ve bu işte burada biter. İfade vermeyeceğim!” dedim. İçlerinde biri, “Hepimiz işkenceden geçirilsek dahi seni teslim etmeyeceğiz! Bir çaresine bakarız. Her taraf polis ve asker dolu, sıkı bir kontrol var. Millet dışarıda senin için etten duvar olmuş, polislerin içeriye girmesine izin vermiyorlar.”

Sahneye çıkıp bir türkü söyledim. Kıyamet koptu. Ortalık karıştı. Polis kitleyi dağıtmaya başladı. Nasıl oldu tam hatırlamıyorum, kitleden bazı kişiler beni arkadan dışarı çıkardılar. Hayal meyal hatırlıyorum. Bir delik mi açmışlardı ne. Kaçıp pamuk tarlalarının içinde saklandık. O geceyi tarlada geçirdik. Sabaha doğru, bir kaç ailenin kapısını çaldık. Korkudan bizi barındırmadılar. “Kurbanınız olam! Askerler gelirse hepimizi tutuklayıp götürürecekler” diyorlardı. Bu yüzden buradan ayrılıp başka bir yere gittik. Bir süre sonra da zaten ‘sürgün’ maceramız başladı!

Ülkeyi ne zaman terkettiniz?

15 Haziran 1976 yılında doğup, büyüdüğüm topraklardan yasadışı yollardan ayrılmak zorunda bırakıldım. Artık başka yolu yoktu, bir çok insanımı, dostumu bir daha da göremedim…

27 yıl oldu. Türkü söylemek, hele Kürtçe söylemenin bedeli bu kadar mı ağır?

Evet ağır ki halen sürgünüm! Kürtçe türkü söylemen, sesinin her etrafa ulaşması, özgürlük, direniş, halk ve barış türküleri söylemen bu coğrafyada kolay olmasa gerek. Tabii cezası da büyüktü. Ya hapse girecektim ya da yurtdışına çıkıp kilamlarımı, stranlarımı veya türkülerimi orada söyleyecektim. Ölüm ve ortadan kaldırılmak da vardı işin içinde. Kimseyi öldürmemiştim, insanlığa karşı bir suç işlememiştim, sadece gerçekliğimi dile getirmiş, türkü söylemiştim.

Avrupa’ya çıkışınız sanatınızı nasıl etkiledi?

Elbette Avrupa beni çok etkiledi. Gözlerimi dünyaya açtı. Elbette Avrupa’nın olumsuz yönleri de var; onlar bize lazım değil. Diğer taraftan kendi ulusal özümü hiçbir zaman yitirmedim. Ulusal ve Avrupai yönlerim bende çok iyi bir şekilde oturmuş durumda.

Örneğin bir Kürt sanatçısı olarak Avrupa’da konu-tema bulma sıkıntısı yaşıyor musunuz?

Hayır, eğer dünyayı takip ederseniz zorlanmazsınız. Bugün iletişim çok gelişmiş. Her gelişmeyi anında öğrenebiliyorsunuz. Uyum sorunu bazen kafanızı ağrıtabiliyor, o kadar. Bir de şu var, yüreğimle ve beynimle her zaman Urfa’da oldum, Diyarbakır’da oldum, Batman’da, Ankara’da, İstanbul ve Adana’da oldum. Hal böyle olunca ve de Türkiye gerçekliği bütün dünyada aşikarken konu bulma sıkıntınız olur mu?

Kürtler kendi müziğine nasıl yaklaşıyor?

Kürt müziği zengindir. Avrupalı misyonerlerin, bilim adamlarının ve usta folkloristlerine esin kaynağı olan bu zenginlikten maalesef Kürtler yeterince istifade edememiş, edemiyorlar! Kürtlerin evine gidiyorsun, Arap, Fars ve Türk müzisyenlerin kasetleri var. Kürtçe olanlar da var ama bakıyorsun bir köşeye atmışlar. Niye böyle yapıyorsunuz diye sorduğunda, “Ruhumuza bunlar hitap ediyor! Aşkı çok iyi dile getiriyorlar, orkestrayı çok iyi kullanıyorlar. Bizimkiler bu işi biraz köylüce yapıyorlar..” diyorlar. Onlara hak verebilirsin ya da vermezsin. Eğer bir millet hep, “Filan iyi, bizimkiler iyi değil!” diyorsa, o millet kendini kaybetmiştir, kendisine değer vermiyordur.

VİCDANINI RAHATSIZ EDEN BİR İKİ ŞEY?

Başınızı yastığa koyduğunuzda vicdan muhasebesi yapar mısınız? Bunca yıldan sonra vicdanınız rahat mı? İçinizde ukde kalan bir şeyler var mı?

Bazı şeyler var… Bazı şeyleri daha iyi organize edebilirdim. İmkanlar da vardı; bir saltanat kurabilirdim. Halkın benden beklentileri vardı, daha ağırbaşlı hareket etmeliydim. Gereksiz kişilerle fazla zaman harcamasaydım. Boş yere fazla gezmeseymişim keşke diye düşündüğüm anlar var. Bazı zamanlar zevklerimin kurbanı oldum. Örneğin, bir kadın beni çok sevmiş, peşimde dolanıp durmuş, onun bu tavrını normal bulup, isteklerini yerine getirmemeliydim. Cevabım sanatsal hizmetimle olmalıydı, ona çok insani bir şekilde yaklaşmalıydım. Ona şöyle demeliydim, “Ben sana uygun değilim.. Beni Şivan Perwer olarak gör, sevgini yüreğinde sakla” Ona başka amaçlarla yaklaşıp el sürmemeliydim. Bazı zamanlar el sürdüm ve çok pişman oldum. Kadınlar bana aşık oluyordu, benim için ağlıyorlardı. Çok üzülüyordum, içimden diyordum, “Böyle olmaz!.. Böyle şeyler hiç iyi değil!.. Niye böyle yaptın..!..” En sonunda kendimi dövüyordum!

Kadınlarla ilişkim evliyken de oldu. Eşime üzülüyor, “Niye böyle yaptım. Bu ihanettir, bu zulümdür.” diyordum, fakat karşımdaki yakamı bırakmıyordu, çok istiyordu, perişan olmuştu…

Sanatsal alandaki vicdan muhasebeniz peki?

Bu konuda vicdanım çok rahat. Fakat ben sanatımı teorik anlamda pek geliştiremedim, daha çok pratik alanla sınırlı kaldım. Yani kompozisyonumu kendim yazmalıydım. Başkalarına yaptırmak zorunda kalıyorum. Aranjemi kendim yapmalıydım. Zamanımı daha çok halka, siyasete ve gezip-tozmaya ayırdım. Hayatımı düzene sokamadım, teorik anlamda kendimi geliştiremedim. Vakti zamanında çok kitap okurdum, fakat son dönemlerde çok az okuyorum. Tabi benim kitabım, toplum. Çok insanla karşılaştım, oturup konuştum. Halkın sorunlarıyla haşır neşir oldum, bu da kitap okumak gibi oldu.

* Faki: Medreselerde dini eğitim gören öğrenci

Salih KEVIRBIRİ
Kaynak: 7 Kasım 2004 ‘Birgün Pazar’p style=”text-align: justify;”

Toplam okunma (164806) Bugün(32) Son okunma tarihi (25 April 2014)

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

25 Responses to “Şivan Perwer’in sevilen şarkılarını online dinle”

  • nurettin

    şırnaklıyım bence o kürtlerin ozanı değil bütün dünyanın ozanıdır çünkü esaret altındaki bütün insanlara kendini adamıştır o insanın ruhuna sesleniyor onu dinlediğimde insan sanki onun acılarını sanki paylaşıyor..insan o oluyor fazla diyecek birşey yoktur o yaşıyan bir efsane…spas

  • hevi(umut)

    şıwan perwer bambaşka bir insan o kürt halkının sesi o kürtlerin pavarottisi benm için bir felsefe olmuş bir insan..iyi ki türkiyede değil bence çünkü türkiye onu haketmiyor…
    babadan doğma bir gelenektir kürtler için şıwan perwer…
    hevi brüsk/adıyaman

  • muzaffer

    ben ş.urfadan muzaffer heval şivan küçüklüğümden beri seni dinliyorum seni(urfalılar) bekliyoruz

  • KOCERO

    slav kanya huner u strana ez 30salıme u bidengete mezın bume gelo weheye ku em te bizindi bibinin demeke bihesretaditnateme mamosta şivan KELYAHILI KOÇERO WAN

  • hatip

    slm sayın şivan perwer sizi yıllardanberi dinliyorum sizi dinledikçe sanki olayların içindeymişim gibi bir havaya giriyom sizi dinledikçe adeta sarhoş oluyorum sizi artık türkiyede görmek ve dinlemek istiyorum ben erzurum dan yazıyorum saygılar usdad xale şivan

Yorum yaz

Arşivler