Ragıp Duran: Konu Kürt Meselesine Gelince Yandaş, Cemaat ve Penguen Medyası Birleşiyor

ragip duranSizin hiç kafanızı kopardılar mı?
Türk Medyasında Kobane Direnişi ve Çarpıtmalar

İktidar yanlısı gazete ve televizyonlar, medyatik gerçeği kurarken, ‘IŞİD iyi, PKK kötü’, ‘Biz şahane, HDP berbat’ imajını sunuyor. Bu arada yüzbir gerçeği gizliyor. En vahimi de nefret söylemiyle Kürt düşmanlığını kışkırtıyor.
Türk egemen medyası, adı üzerinde egemenlerin, hatta egemenin medyası. Bu nedenle egemenlerin medyasında, yayınlananları, yayınlanmayanları taradığımızda, iktidarın düşüncelerini, siyasetlerini hatta açık-gizli niyetlerini okumak mümkün. Bunu yaparken sadece egemenlerin demeçlerini incelemek yetmez. Konuya ilişkin haber neden ve nasıl yazıldı? sorusuna da ayrıntılı yanıtlar vermek gerekir. Köşe yazılarının altında yatan mantığı de deşmek lazım.

Devamı…Ragıp Duran: Konu Kürt Meselesine Gelince Yandaş, Cemaat ve Penguen Medyası Birleşiyor

Murathan Mungan: “Herhalde Türk medyası hiç bu kadar onursuz olmadı”

Murathan MunganMurathan Mungan’ın Hürriyet Pazar’dan Zeynep Miraç’a verdiği söyleşinin şöyleşide: İşlerinden olan gazeteciler için “Bazı gazeteciler sınav veremeyecek kadar dışarıya süpürüldüler” derken kalanlar için de “Bundan daha önce uyguladıkları taktikleri uyguluyorlar. Hayatta, ayakta ve villalarda kalma taktiği” ifadesini kullandı. Mungan, gazetecilerin tavrı için “Herhalde Türk medyası diyebileceğim kurum, meslek hayatının hiçbir döneminde bu kadar onursuz olmadı. Kendilerine bu kadar hazırlıksız yakalanmaları beni şaşırttı diyemeyeceğim” dedi.

Devamı…Murathan Mungan: “Herhalde Türk medyası hiç bu kadar onursuz olmadı”

Ragıp Duran: “Erdoğan, kendi başarısızlığını gizlemek için medya üzerinde tahakküm kurdu”

ragip duranBaskı, sansür, otosansür, haber gizleme ya da haber çarpıtma ancak belirli bir süre, o da ancak belirli bir kitle üzerinde etkili olabilir. Bu yöntemlerle gerçeği herkesten çok uzun süre saklayamazsınız. Bütün medya mülkiyeti sizin de olsa, siyasal ve toplumsal alanda bir olay meydana gelmişse, bu olayı gizlemek, sansür etmek ya da yayınlamamakla, o olayın gerçekleşmediğini iddia edemezsiniz. Eninde sonunda, belki biraz geç, belki ilk başta biraz tahrifatlı bir şekilde, insanlar bugün artık her gizli şeyi bile en fazla iki saat sonra öğrenebiliyor. Roboskî’yi ne kadar gizleyebildiniz ki? Penguenler, Gezi’nin önünü ne kadar kapatabildi? 

Devamı…Ragıp Duran: “Erdoğan, kendi başarısızlığını gizlemek için medya üzerinde tahakküm kurdu”

Ece Temelkuran söyleşisi: “Vay anasına, ben bu tımarhanede miydim!”

Uzaktayken, yanında durduğum, hakkında yazı yazdığım insanları öksüz bırakmışım gibi hissettim bazen. Ben seçmedim bu durumu ama yine de vicdan azabı bana düştü. Tüm kalbimle söylüyorum, çok umurumda değil “sahnede” olmamak, ama yerimize yazar diye gelen ibişlerin iktidarı sahiplenirken söyledikleri yalanları görünce, resmen halk düşmanlığı yaptıklarına tanık olunca, tıpkı yazı yazmayan insanlar gibi küfür etmiyor değilim

Ece Temelkuran, yaklaşık 11 ay önce, kendisini Milliyet’ten transfer eden Habertürk’teki köşesinden yazıları sakıncalı bulunmasıyla oldu. T24’ten Işıl Öz’ün yazar ile medyadan yeni Avrupa’da Türkiye’nin konumuna, Suriye krizinden devam eden açlık grevlerine uzanan bir dizi konuyu konuştuğu söyleşi:

Devamı…Ece Temelkuran söyleşisi: “Vay anasına, ben bu tımarhanede miydim!”

Ragıp Duran: Türk egemen medyası milliyetçi söylemle Kürt düşmanlığı ve şiddet övgüsü yapıyor

Vakti zamanında, utangaç bir uslûpla da olsa Çiller/Güreş döneminin sınırötesi harekatlarına karşı çıkan kalemler, bugün bu harekatları can-ı gönülden destekliyor. ‘Yeni dönem’, ‘Terörizme karşı yeni strateji’ safsataları altında, Kürt meselesine hala salt güvenlikçi gözlükle baktıklarını, milliyetçi söyleme sarıldıklarını üstelik de şiddet övgüsü yaparak kanıtlıyor. Cengiz Aktar’ın AKP ideolojisine uygun bulduğu anlamlı bir etiket var: İslamcı Kemalist! Dolayısıyla bugünkü Kürt karşıtı şiddet kampanyasının eski ya da İslamcı Kemalizm’den kaynaklandığı ortaya çıkıyor. Ulus-devlette iktidara gelen, önce Diyarbakır’a gidip ‘Bu devlet size haksızlık etti’ filan diyor, sonra kafası atınca, ‘Bıçak kemiğe dayandı’, ‘Artık söz bitti, uygulama başladı’ diyor. İktidar konumu (Saygılar Mösyö Foucault!), özellikle de ileri derecede demokrasi yoksunu olunca, Kürtlerin ve barışın perspektifinden baktığınızda herhangi bir yenilik getirmiyor.

Devamı…Ragıp Duran: Türk egemen medyası milliyetçi söylemle Kürt düşmanlığı ve şiddet övgüsü yapıyor

Eli sopalı Türk medyası, “Döner Bıçaklı Türk Övgüsü” ve Ruhat Mengi Mantığı

Medyanın “Döner Bıçaklı, Sopalı Türk Övgüsü”
Londra’da yaşanan olayları değerlendiren Türkiye medyasında, döner bıçaklı, sopalı Türklere düzülen övgüler dikkat çekiyor ve akıllara “Şiddetin meşrusu olur mu?” sorusunu getiriyor.
Londra’nın kuzeyinde Tottenham’da siyahi bir gencin polis kurşunu ile ölmesi sonrasında başlayan olaylar, Hackney, Birmingham ve Manchester gibi yerlere de sıçradı. Bir kişinin öldüğü ve çok sayıda kişinin yaralandığı olaylar sırasında, araçların, mağazaların ve binaların yakılması, talan ve yağmanın başlaması medyada geniş boyutlu olarak yer aldı.Ancak Türkiye medyasının, şiddeti kınayan bir tavır takınırken, “öteki” şiddeti, “güvenliği sağladığı” iddiasıyla yüceltmesi dikkat çekiyor.

Devamı…Eli sopalı Türk medyası, “Döner Bıçaklı Türk Övgüsü” ve Ruhat Mengi Mantığı

Yaşar Kemal: Kürt sorunu ile oynamayın, Orhan Pamuk: Baskıcı toplumlarda değişim birden olur

Çağdaş Gazeteciler Derneğince düzenlenen (ÇGD) ”2010 Yılının Başarılı Gazetecileri” yarışmasında ‘Özel Onur Ödülü’ne layık görülen yazar Yaşar Kemal, gönderdiği mektubunda gazetecilere yönelik baskılara dikkat çekerek medyaya da eleştiriler yöneltti: “Bizde basından gereğinden fazla korkuluyor. Basın da kendisinden korkuyor. O da kendi kendini eleştiremiyor.” Türk medyasına gazetecilik ilkelerini hatırlatan Kemal, “Gazete haber verir. Gazete öğretir. Gazete okuyucunun nabzına göre şerbet vermez. Gazete okuyucularını kışkırtmaz. Kol gibi harflerle manşetler vererek, bir spor karşılaşmasını en büyük ulusal olay durumuna sokmaz. Kürt sorunu gibi büyük ulusal sorunlarla oynamaz. Doğa kırımı gibi ülkenin geleceğiyle ilgili konularda gerçekleri saptırmaz” dedi.
Öte taraftan Almancaya çevrilen “Cevdet Bey ve Oğulları” adlı romanının tanıtımı için Almanya’nın Hamburg kentinde düzenlenen okuma etkinliğine katılan Orhan Pamuk: “Baskıcı toplumlarda değişim birdenbire olur” dedi. Pamuk, Birdenbire olmak zorunda olmasını “Yavaş yavaş yaparsanız, yavaş yapanları içeri alırlar” diyerek gerekçelendirdi.

Devamı…Yaşar Kemal: Kürt sorunu ile oynamayın, Orhan Pamuk: Baskıcı toplumlarda değişim birden olur

Türk Basınından Türk Medyasına: Hakim Medya Gruplarının Kısa Tarihi – Gülseren Adaklı

Günümüz Türk medyası esas itibarıyla 1940’lı yılların sonlarında temelleri atılmış olan Türk basınının bir ölçüde devamı niteliğindedir. Hakim Türk basınının öncüleri (Hürriyet, Milliyet), 2. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye kapitalizminin içine girdiği yeni evrede, Demokrat Parti iktidarı ile pekişen bir stratejik ittifak zemininde yeni bir dinamik kazanmıştır. Genel olarak Türkiye Cumhuriyetinin inşa sürecinde Yunus Nadi Abalıoğlu’nun kurduğu Cumhuriyet Gazetesince temsil edilen “resmi” basını bu alandaki ilksel kurucu yapı olarak belirtmek gerekirse de kapitalist girişim olarak günümüz basınının temsilcisi olarak en başta Sedat Simavi’nin Hürriyet’ini ve daha sonra Ali Naci Karacan’ın Milliyet’ini göstermek uygun olur.

Devamı…Türk Basınından Türk Medyasına: Hakim Medya Gruplarının Kısa Tarihi – Gülseren Adaklı