“Masum siviller” ne kadar masum? Alçaklığın Modern Tarihi – Tarık Aygün

picassoNasıl oluyor da, evlerinde oturan milyarlarca modern uygar insan televizyonlarının karşısına geçip, ölüm olaylarını ve katliamları umarsızlıkla izleyebiliyor, dünyanın bir kısmı açlıktan kıvranırken, diğerleri nasıl oluyor da yemek zevklerinden ödün vermeyi akıllarından bile geçirmiyor? Sadece işgal ordusunun “cefakar” askerleri midir, bir cinayetin başrol oyuncuları? Sadece geri zekalı birkaç general bozuntusu mudur asıl sorumlular? Evlerinde oturan, televizyon izleyen, işlerine giden, borsayı takip eden, faizlerin yükselmesinden endişe eden, çocuklarını öpen, ev işleriyle uğraşan, olup bitenler karşısında herhangi bir öfkeye kapılmayan, kayıtsızlığından taviz vermeyen milyarlarca insana ne demeli? Katilleri başka yerlere yollayan hükümetlerini destekleyenlere ne demeli, askeri teçhizat üreten işçilere ne demeli?

Devamı…“Masum siviller” ne kadar masum? Alçaklığın Modern Tarihi – Tarık Aygün

“Yapı-Üstyapı” ve “Liderlik-Diktatörlük” ilişkisi İçinde Sivil Toplum Momenti – Norberto Bobbio

Marx’ın, sivil toplumu yapı ile özdeşleştinmesine karşın, Gramsci tarafından, sivil toplumun ‘yapı’dan ‘üstyapı’ya aktarılması, yapı ile üstyapı arasındaki ilişkilerin Gramscigil kavramlaştırmasına temel bir etken olmuştur. Gramsci’de yapı ile üstyapı ilişkileri sorunu, kendisinin buna verdiği öneme karşın, bugüne değin yeterli dikkati çekememiştir. Sanırız sivil toplumun öneminin belirlenmesi, bizi doğru bir perspektif ile daha derin bir çözümlemeye yönlendirmektedir. Bu anlamda, Marx’ın ve Gramsci’nin yapı ile üstyapı ilişkilerinin kavramsallaştırılmaları arasında temel iki farklılığın olduğunu kabul ediyoruz.

Devamı…“Yapı-Üstyapı” ve “Liderlik-Diktatörlük” ilişkisi İçinde Sivil Toplum Momenti – Norberto Bobbio

Antonio Gramsci ve Sivil Toplum Kavramı | Hegel ve Marx’da Sivil Toplum – Norberto Bobbio

Toplumdan Devlete ve Devletten Topluma
Hobbes’tan Hegel’e, çağdaş siyasal düşünce — farklı çözümlemelere rağmen — sürekli ortak bir eğilim ile, devleti ya da siyasal toplumu, doğa durumuna (ya da doğal topluma) bağlı olarak, ussal bir varlık varsayılan insanın ortak ve kollektif yaşamının en yüksek ve en son aşaması, düzensiz güç egemenliğinin denetlenmiş bir özgürlüğe dönüştüğü çıkar, tutku ve iç güdülerin ussallaşma sürecinin en kusursuz bir ürünü olarak varsayma biçiminde belirlenmiştir. Devlet, insanın usa uygun, bir başka deyişle doğasına uygun bir yaşam sürdürebileceği tek yer —ussal bir toplum ya da usun bir ürünü— olarak algılanmaktadır. Bu eğilim ile birlikte, devleti olduğu gibi betimleyen gerçekçi (realistic) kuramlar ile —Machiavelli’den ‘Varlığın Nedeni’ kuramcılarına kadar—, ideal devlet modelleri öneren ve kendi amacına ulaşmak için bir devletin ne şekilde oluşması gerektiğini tanımlayan «Doğal Hukuk Kuramları» —Hobbes’tan Rousseau ve Kant’a kadar—, buluşmakta ve bütünleşmektedirler. Sonuncunun özelliği olan devletin ussallaşma süreci (devletin ussal toplum olması), birincinin özelliği olan ‘neden’in durağanlaşma süreci (devletin nedeni) ile bütünleşmektedir.

Devamı…Antonio Gramsci ve Sivil Toplum Kavramı | Hegel ve Marx’da Sivil Toplum – Norberto Bobbio