“Mahalleyi nasıl ayağa kaldırdığını mı seyrediyorsun?” Sarhoş – Sabahattin Ali

Kanunî Kâmil, bahçe sahibinden yevmiyesini aldıktan sonra bir saat kadar daha orada kaldı. Hanende Muhsine adamakıllı sarhoştu, tam balta olacak sıraydı. Zaten Kâmil de burnunun ucunu görmüyordu.
Garsonlar yavaş yavaş radyom lambalarını söndürüyorlardı.

Devamı…“Mahalleyi nasıl ayağa kaldırdığını mı seyrediyorsun?” Sarhoş – Sabahattin Ali

Sabahattin Ali: Bir insan bir insana bazen hayata bağlandığından daha kuvvetli bağlarla bağlanabilir

Sabahattin AliKürk Mantolu Madonna:

“Bende, daha doğrusu aramızdaki münasebette eksik olan neydi? Bir kadının bize her şeyini verdiğini zannettiğimiz anda onun hakikatte bize hiçbir şey vermiş olmadığını görmek, bize en yakın olduğunu sandığımız sırada bizden, bütün mesafelerin ötesindeymiş kadar uzak bulunduğunu kabule mecbur olmak acı bir şey.”

Devamı…Sabahattin Ali: Bir insan bir insana bazen hayata bağlandığından daha kuvvetli bağlarla bağlanabilir

Sesli Öyküler: “Masumiyet kurtlara teslim!..” Ayran – Sabahattin Ali

“Hey, çocuk, hakkını helal et!”
Köyden istasyona giden yol, eriyen karlarla diz boyu çamurdu. İki mızrak boyu yükselen güneş, tarlaları hala örten karların üzerinde pırıltılarla ve göz kamaştırarak yanıyor, fakat yoldaki pis su birikintilerine vurunca donuk sarı bir renk alıp boğuluyordu.

Devamı…Sesli Öyküler: “Masumiyet kurtlara teslim!..” Ayran – Sabahattin Ali

“Zorla yürümeye çalışan küçük hamal kendi oğlu idi” Apartman – Sabahattin Ali

sabahattin_aliSiri damın üzerinde, keskin bir koku dağıtan yaş tahtalara keseri vuruyor, bir taraftan da batıya doğru inmeye başlayan güneşi gözlüyordu. Ağustosun sonuna yaklaştıkları için mal sahibi çatının çabuk örtülmesini istemişti. Yağmurlar başlar diye korkuyordu. Bunun için sekiz kişi iki gündür hep çatıda uğraşıyorlardı.
Öğleyin şöyle on dakika dinlenip biraz ekmekle yarım karpuz yemiş, hemen işe başlamıştı. Böyle yüksekte (apartman beş katlı idi) ve yarı yatmış, yarı ayakta durarak yaş tahtalara abanmak ve mütemadiyen başının üst tarafında keser sallamak insana sersemlik, hatta baş dönmesine benzer bir şey veriyordu.
Bir akşam olsa, bir eve gitse, bir arka üstü yatsa ve karısı ile küçük kızına şöyle göğsünü kabarta kabarta bir bağırıp çağırsa!..

Devamı…“Zorla yürümeye çalışan küçük hamal kendi oğlu idi” Apartman – Sabahattin Ali

Sabahattin Ali’den Bir Öykü: Arabalar Beş Kuruşa

sabahattin_aliAkşam, caddelerin kalabalık zamanında, köşe başına bir kadınla bir çocuk gelirdi. Siyah bir çarşafa bürünen kadın elleriyle çarşafını yüzüne kapatır, yalnız iki siyah göz, sokağın yarı aydınlığında, parıltısız, önüne bakardı. Çocuk yanında ayakta dururken o çömelir, küçük bir çuvaldan birtakım oyuncaklar çıkarırdı: Bunlar bir değneğin ucuna takılmış bir çift tahta tekerlekti.
Tekerleklerin üzerinde, iki yuvarlak tahtanın arasına çivilenmiş dört çubuktan ibaret kameriye gibi bir şey duruyor ve tekerlekler yerde yürütülünce bu kameriye fırıl fırıl dönüyordu.
Oyuncaklar kadının önünde dizilince çocuk bir tanesini eline alıyor, kaldırımda ileri geri götürerek incecik sesiyle bağırmaya başlıyordu:
-Arabalar beş kuruşa… Beş kuruşa… Arabalar beş kuruşa!..-
Ve sokaklar tenhalaşıncaya kadar, belki üç dört saat, burada duruyorlardı.

Devamı…Sabahattin Ali’den Bir Öykü: Arabalar Beş Kuruşa

Sabahattin Ali: Hayattan ayrılmayı istemeyiz, çünkü tatmin edilmemiş birçok arzularımız var

Sabahattin Ali

Saat henüz dörttü. Konservatuvarın önüne gelince ne yapacağını şaşırdı. Kati olarak ne bir zaman, ne de bir yer tayin etmiş değillerdi. Kapının önünde mi bekleyecekti, içeri girip soracak mıydı? Ne zaman? Dersler bitince mi? Dersler ne zaman bitiyordu?..
“Hep böyle küçük şeyler yüzünden üzülürüm” diyerek kendi kendine söylenmek itiyadını ele aldı: “Bayağı bir randevu alır gibi, falan saatte falan yerde buluşalım, demeye dilim varmadı. Şimdi burada garip garip bekliyor ve içeri girip çıkanlara eğlence oluyorum. Halbuki insan yalnız esas meseleleri halletmek için kafasını yormalı ve teferruat kendiliğinden iyi bir şekilde halledilmelidir. Hayatta mantık olsa böyle olur. Acaba dünyada benim kadar manasız şeyler düşünen var mıdır? Bir de utanmadan akıllı geçiniyoruz!”

Devamı…Sabahattin Ali: Hayattan ayrılmayı istemeyiz, çünkü tatmin edilmemiş birçok arzularımız var

Sabahattin Ali: Bazan bütün insanları seviyor, bazan da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum

Sabahattin AliBu nefret filan değil… İnsanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile… Sadece bir yalnızlık ihtiyacı. Öyle günlerim oluyor ki, etrafımda küçük bir hareket, en hafif bir ses bile istemiyorum. Taşıp dökülecek kadar kendi kendimi doyurduğumu hissediyorum. Kafamda, hiçbir şeyle değişilmesi mümkün olmayan muazzam hayaller, bana her şeylerden daha kuvvetli görünen fikirler birbirini kovalıyor… Fakat sonra birdenbire etrafımda bana yakın birini arıyorum. Bütün bu beynimde geçen şeyleri teker teker, uzun uzun anlatacak birini. O zaman ne kadar hazin bir hal aldığımı tasavvur edemezsiniz. Kış günü sokağa atılmış üç günlük bir kedi yavrusu gibi kendimi zavallı hissediyorum. Odamdaki duvarlar birdenbire büyüyüveriyor. Pencerelerin dışındaki şehir ve hayat bir anda, insanı içinde boğacak kadar kudretli ve geniş oluyor…

Devamı…Sabahattin Ali: Bazan bütün insanları seviyor, bazan da hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum

“Evvelki hayatımız birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş…” İçimizdeki Şeytan – Sabahattin Ali

Sabahattin AliHerkes ne diyecek?.. Fakat bu ana kadar herkesten ne gördüm ki… Bana en yakın olanlar dahil olmak üzere, bu herkes dedikleri şey beni üzmekten, hayatımı manasız bir hale sokmaktan başka ne yaptı? Bu yaşıma kadar en iyi zamanlarım tam manasıyla yalnız kalabildiğim günler olmuştu. Ömer yakınlığıyla beni memnun eden, bana saadet veren ilk insan… Herkes kim? Emine teyzeler mi? Ahlaksız eniştem mi? Hiçbir şeyden haberi olmayan zavallı anneciğim mi?.. Bunların uğrunda bugüne kadar çok şeylere katlandım, şimdiden sonra beni rahat bırakabilirler… Ben de onları rahat bırakırım… Beni öldü farz etsinler…” Burada güldü ve Ömer’in ellerini sıktı: “Tam yaşamaya başladığım bu andan itibaren beni öldü saysınlar…”

Devamı…“Evvelki hayatımız birbirimizi aramaktan başka bir şey değilmiş…” İçimizdeki Şeytan – Sabahattin Ali

Siz Birbenbire Sönen Kandilin Hikayesini Biliyor musunuz? – Sabahattin Ali

sabahattin_aliHasta sinirlerim için tavsiye ettikleri bu kimsesiz ve gürültüsüz yerlerde, uzun bir akşam gezintisinden dönüyordum. Sıcak bir sonbahar gününün sonuydu. Gecenin yaklaştığını gören tabiat, serin bir nefes almak için kımıldanıyordu. Biçilmiş tarlaların ortasında ıslak bir halat gibi parlayarak uzanan patikaya giderken, karşı tepelerin birinde yüksek bir taş bina gözüme ilişti. Perdesiz pencerelerine vuran güneş, ona kırmızı gözlü bir canavar şekli veriyordu. Ve yıkık duvarlı bir bahçenin ortasında, harap bir kaleyi veya boş bırakılmış bir konağı andıran hazin bir ihtişamı vardı.
Vaktin daha erken olduğunu düşünerek bu binayı yakından görmek isteğine kapıldım. Kurumuş tarlaların üzerinde yürüdükten, hafif bir sırtı tırmandıktan sonra, yarısına kadar açık duran paslı bir demir kapıyı geçtim, aralarından otlar fışkıran çakıl döşeli bir yoldan yürümeye başladım.

Devamı…Siz Birbenbire Sönen Kandilin Hikayesini Biliyor musunuz? – Sabahattin Ali

Sabahattin Ali: “Hanginizin bir fikri var ki sizinle konuşayım”

Sabahattin AliDünyanın en kuvvetli adamının bile bazan eli ayağı bağlanmış gibi acze düşebileceğinden habersizdim.

Muallim olarak geldiğim şehir Orta Anadolu’nun bozkırlarında bir cilt yarası gibi intizamsız, karışık ve kirli uzanıyor, yayılıyordu. Sıtma benizli kerpiç evlerden, yapraksız dallarını iri örümcek ayakları gibi geren ağaçlardan ve nasıl dolaşıp hareket ettiklerine hayrette kaldığım, hayatla alakası olmayan insanlardan başka bu şehrin hususiyetleri yoktu. Şehre bir türlü ısınamadım, çünkü ısınmak niyetinde değildim: İçimde gizli bir hiddetle buraya gelmiştim, sebebi basit: Şiddetle aşıktım ve bana aşık olmayı aklından bile geçirmeyen sevgilimi İstanbul’da bırakmıştım. Yakıcı, kavurucu bir aşktı bu; beni deliye çeviren, geceleri sabahlara kadar sokaklarda dolaştıran bir aşk. Fakat onu bu hale sokan biraz da bendim.

Devamı…Sabahattin Ali: “Hanginizin bir fikri var ki sizinle konuşayım”