“Ücretli kölelik sistemi” neden patinaj yapıyor? Kriz değil, çöküş… Fikret Başkaya

 

Kapitalizm, İkinci emperyalist savaşın (1939-1945] ardından yaklaşık 30 yıl sürecek bir yükselme dönemine girdi. Kâr oranları, verimlilik ve üretimde önemli artışlar kaydedildi. Bu döneme Fransız iktisatçıları “şanlı otuzlar” diyecekti…

Devamı…“Ücretli kölelik sistemi” neden patinaj yapıyor? Kriz değil, çöküş… Fikret Başkaya

Ahmet Altan: Türkiye’nin başında İttihatçılara çok benzeyen bir iktidar var; onlar gibi hırsız ve zorbalar!

ahmetaltan

Erdoğan kalktı bir açıklama daha yaptı. “Suriyelileri vatandaşlığa alacağız” dedi. “Vatandaşlığa alacağız” dediği insanlar, Türkiye’nin beş yıldır “mülteci” statüsü vermediği insanlar.  Neden o sahipsiz, çaresiz insanlara “mülteci” statüsü tanımadın?
Mülteci statüsü tanımadığın insanlara, hangi altyapıyı hazırlayarak “vatandaşlık” vereceğini söylüyorsun?  
Neden Avrupalı ülkeler “yüz bin mülteci” gelecek diye dehşete kapılırken, Türkiye üç milyonuna vatandaşlık verebileceğine inanıyor? Avrupalılar neden korktu, Türkiye neden korkmuyor?

Devamı…Ahmet Altan: Türkiye’nin başında İttihatçılara çok benzeyen bir iktidar var; onlar gibi hırsız ve zorbalar!

F. Başkaya-G. Zileli Söyleşi: “Bu Yalnız Hegemonya Krizi Değil, Aynı Zamanda Bir Meşruiyet Krizidir”

başkaya zileli
“Dış destek eksildi. Bir kere kuşun boynu koptu mu yapıştırmak mümkün değildir. İster ABD, ister AB olsun, AKP dışında bir seçenekten yana olacaklardır… Mevcut olanla yola devam etmek isteyeceklerini sanmam.”

Devamı…F. Başkaya-G. Zileli Söyleşi: “Bu Yalnız Hegemonya Krizi Değil, Aynı Zamanda Bir Meşruiyet Krizidir”

Dünya Ekonomisinin Ümitsiz Durumu: Çare Tükeniyor – Niklas Albin Svensson

Durum giderek daha da kötüleşiyor. Önce teşvik yöntemi denendi ve 2010’da başarısız olduğu görüldü. Sonrasında kemer sıkmaya yönelindi, bu da tam bir felaketle sonuçlandı. Miktarsal kolaylaştırma mucizevi bir ilaç değil. Siyasetçiler ve bankalar kolay çıkış yollarına başvurarak olmayacak duaya amin diyorlar.  Normalde para basma enflasyon ile sonuçlanır ancak ciddi durgunluk halindeki bir ekonomide enflasyon kontrol altında tutulabilir. Keza merkez bankaları taze parayı reel ekonomiden uzak tutmaya çalışıyorlar. Örneğin bankalar bu ucuz krediyi bilançolarını iyileştirmede kullandılar, ama şimdi ihtiyatı elden bırakmış gibi görünüyorlar.  Geçtiğimiz iki hafta boyunca merkez bankalarının uyguladıkları politikaların nasıl işe yaramadığı iyice açığa çıktı. Japon hükümeti yeni bütçe üzerinde mutabakat sağlayamadığı için, Japon Merkez Bankası yeni bir miktarsal kolaylaştırma programı açıklamak durumunda kaldı. 

Devamı…Dünya Ekonomisinin Ümitsiz Durumu: Çare Tükeniyor – Niklas Albin Svensson

Kapitalizmin Krizi veya Otuz Yıllık Yalanın Sonu – Fikret Başkaya

Önce bir yalan ürettiler. Ürettikleri yalanın adı neoliberalizmdi. Bu amaçla bazı büyük Üniversiteler ‘pilot bölge’ seçildi. Yalanı üreten iktisat profesörlerine peş peşe Nobel Ödülü verildi. Yalanın inandırıcı olması için yalancının itibarlı olması gerekirdi. Malûm, ‘sıradan birinin’ yalanına insanları inandırmak kolay değildir. Fakat yalan üretme işi sadece bir kaç üniversiteye ve piyasacı bir-kaç iktisat profesörüne bırakılamazdı. Bu amaçla ‘uluslararası’ denilen emperyalist örgütler [Dünya Bankası, IMF, Dünya Ticaret Örgütü, OECD, vb.] seferber edildi.
Bunlarla da yetinilmedi, büyük çokuluslu şirketler ve devletler tarafından finanse edilen bir sürü dernek, vakıf, araştırma enstitüsü ve tam bir ideolojik savaş makinesi olan think-tank’ler devreye sokuldu… Fakat yalanın üretilmesiyle iş bitmiyordu, yalanın büyütülmesi ve yayılması da gerekiyordu. Bu amaçla medya seferber edildi. Geriye üretilen ideolojik tezlerin politikayla/politikacılarla bağının kurulması gerekiyordu ki, 1979-80 den itibaren bu eşik de aşıldı. Artık yalancıların tek düşünce mertebesine yükselttikleri neoliberalizm denilen ideolojik söylem hikmetinden sual olmaz bilimsel hakikatler olarak sunulabilirdi… Ve sunuldu…

Devamı…Kapitalizmin Krizi veya Otuz Yıllık Yalanın Sonu – Fikret Başkaya