“Yirminci Yüzyılın En Önemli İnsanı: Lenin” – A. Zinovyev’le röportaj

lenin“A. Zinovyev. Bir sosyolog olarak insanlığın evrimini, devrimi ve devrim sonrası dönemi inceledim. Şundan emin olabilirsiniz: Ekim Devrimi olmasaydı, Sovyetler Birliği kurulmasaydı, Komünist Hareket tarihte hiçbir rol oynamasaydı insanlık çürüme yoluna girer, acınası bir hal alırdı. Komünist devrim ve onun doğurduğu etkiler sayesinde insanlık büyük bir felaketten, korkunç bir gerilemeden kurtuldu. Bu yüzden de Sovyetler Birliği’nin, Komünizmin yıkılması insanlık için devasa bir kayıptır. Bu yıkılıştan sonra evrimsel bir gerileme yaşıyoruz. İnsanlık evrimleşmesinin bir alt aşamasına düşmüştür.”

Devamı…“Yirminci Yüzyılın En Önemli İnsanı: Lenin” – A. Zinovyev’le röportaj

Kemal Okuyan, Gelenek, İktisat ve Bir Eleştiri – Dr. Suat Kamil Aksoy

Okuyan kitabında ücretler konusunu irdelediği bir bölümde Sovyetler’in ilk 13 senesinde süren- eşit ücret uygulamasına sempatiyle baktığını da belli etmektedir. Stalin’in biz örneklersek, bir çöpçü ile bir hekim nasıl olurda aynı ücreti alır türü çıkışlarına hoşnutsuzlukla bakmaktadır. Bu türden bir eşitsizliğe özel bir uğrağın gereksinimi olarak bakmakta ve 1930 dan savaş sonrasına kadar kalifiye emeğin bu gözetilişine, savaşın bitiminin ardından bir çekidüzen verilmesine sevinmektedir. Kalifiye emeğin nasıl ücretlendirileceği bizi burada pek ilgilendirmemekle birlikte, Marks tarafından çok önceden önerilen herkese emeğine göre ilkesinin yeterince yol gösterici olduğu söylenmelidir. Sovyetler eşit ücret ilkesi gibi bir saçmalığı uyguladığı için ilk yıllarında mutlaka çok zarar görmüş ve zaman kaybetmiş olsa gerektir. Kalifiye emek vasıfsız emeğe göre daha çok emektir. Aynı zaman süresi içinde daha çok değer üreten emektir. Eşit olmayan emek eşit ücretlendirilirse bu bir tür sömürü demektir. Böyle bir sömürünün topluma vereceği zarar bireyde yaratacağı tatminsizliğin çok ötesindedir ve kapitalizmin toplumsal gelişmeye çektiği setten daha zararlı birşeydir.

Devamı…Kemal Okuyan, Gelenek, İktisat ve Bir Eleştiri – Dr. Suat Kamil Aksoy

“Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil” | Başlangıçtan Nasıl Başlanır? – Slavoj Zizek

“1989’daki ‘karanlık felaket’ten sonra bugün neredeyiz? 1922’deki gibi, aşağıdan gelen sesler hepimizin etrafında kötü niyetli bir neşeyle yankılanıyor: ‘Sana müstahak, totaliter tasavvurlarını topluma dayatmak isteyen kuş beyinliler!’ Diğerleri kötü niyetli keyiflerini gizlemeye çalışıyor; inliyorlar ve gözlerini şunları söylercesine kederle gökyüzüne dikiyorlar: ‘Korkularımızın haklı çıktığını görmek bize feci ıstırap veriyor! Adil bir toplum kurma tasavvurunuz ne de asildi! Kalbimiz sizinle atıyordu, ancak bize söylenen gerekçe sizin planlarınızın ancak sefalet ve özgürlük mahrumiyeti ile sonuçlanacağı idi! Bu baştan çıkarıcı seslerle herhangi bir uzlaşmayı reddederken kesinlikle başlangıçtan başlamalıyız – 1917’de başlayıp 1989’da ya da açık olarak 1968’de biten 20. yüzyılın devrimci çağının kuruluşlarının üzerine başka bir şey kurarak değil, başlangıç noktasına inerek ve başka bir yol seçerek”

Devamı…“Yine dene, yine yenil, daha iyi yenil” | Başlangıçtan Nasıl Başlanır? – Slavoj Zizek

Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm | 3. Tarihsel Materyalizm – Joseph Stalin

stalin

Coğrafi ortam, hiç kuşkusuz, toplumun değişmez ve vazgeçilmez koşullarından biridir. Ve elbette ki, toplumun gelişmesini etkiler: bu gelişmeyi hızlandırır ya da yavaşlatır. Ama, mademki toplumdaki gelişme ve değişmeler coğrafi ortamdaki gelişmelerden karşılaştırılamıyacak kadar bir hızla ilerliyor, öyleyse, bu etki belirleyici bir etki değildir. Üç bin yıllık bir sürede, Avrupa’da birbiri ardısıra üç ayrı sistem gelmiştir: ilkel komünal sistem, kölecilik ve feodal sistem. Doğu Avrupa’da, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği toprağı üzerinde ardarda dört ayrı sosyal sistem geçmiştir. Oysa, bu süre içinde Avrupa’daki coğrafi koşullar ya hiç değişmemiştir ya da coğrafyada kaydedilemiyecek kadar az değişiklik olmuştur.

Devamı…Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm | 3. Tarihsel Materyalizm – Joseph Stalin

Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm | 1. Diyalektik yöntemin temel özelikleri – Joseph Stalin

stalinDiyalektik Eski Yunan dilindeki, konuşmak, tartışmak anlamına gelen dialego sözcüğünden çıkmıştır. Eski zamanlarda diyalektik, muhaatabın savındaki çelişkileri ortaya koyup bu çelişkilerin üstesinden gelmek yoluyla gerçeğe ulaşma sanatı demekti. Eski zamanlarda, düşüncedeki çelişkileri ortaya çıkarmanın ve karşıt görüşlerin çatışmasının, gerçeğe ulaşmada en iyi yöntem olduğunu kabul eden filozoflar vardı. Düşüncenin bu diyalektik yöntemi, sonraları doğa olaylarını da kapsadı; doğadaki olayları sürekli bir hareket ve değişme içinde gören, doğadaki gelişmeleri, doğadaki çelişkilerin gelişmesi sonucu olarak, ve doğadaki karşıt güçlerin birbirlerini karşılıklı etkilemeleri sonucu kabul eden, doğanın diyalektik kavranması biçiminde gelişti.

Devamı…Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm | 1. Diyalektik yöntemin temel özelikleri – Joseph Stalin

Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm | 2. Marksist felsefi materyalizmin temel özelikleri – Joseph Stalin

stalina) Dünyayı, bir “mutlak ide”nin, bir “evrensel ruh”un, “bilinç”in cisimleşmesi olarak gören idealizmin tersine, marksist felsefi materyalizm, dünyayı haliyle maddi olarak kabul eder; dünyadaki bütün değişik olayları, hareket halindeki maddenin değişik biçimleri olarak görür; diyalektik yöntemin ortaya koyduğu gibi, olayların karşılıklı ilişkileri ve birbirine bağlılıkları, hareket eden maddenin gelişme yasasıdır; dünya, maddenin hareket yasalarına uygun olarak gelişir ve hiçbir “evrensel ruh”a gereksinimi yoktur.

Engels diyor ki:

Devamı…Diyalektik ve Tarihsel Materyalizm | 2. Marksist felsefi materyalizmin temel özelikleri – Joseph Stalin

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org