“Asıl söylenecekler hep sonradan hatırlanır!”* Büyük tedirgin: Necatigil – Haydar Ergülen

Behçet NecatigilBehçet Necatigil’in kısacık uzun hayatına bakanlar, onun okuldan eve, evden şiire gittiğini görürler. Yaşamına, ailesinin tanıklığına, mektuplarına, şiirlerine baktığımızda bu yolculuğun okul-ev-şiir arasında sürdüğünü görürüz. Tıpkı bir derviş yolculuğu gibi, dergâh, talebeler ve ibadet konaklarına uğrayarak süren. Ne kadar basit ve sınırlı bir yaşam değil mi? Değil. Bir dervişin dünyanın yollarından sezginin kapılarına gelip durması, orada içindeki kuyulara dalması ve ömrünü bu çilehanede harcaması nasıl kolay değilse, Necatigil’in yazdığı şiiri de ‘ev’ le sınırlı görmek ve onu ‘evcil’ bir şair olarak değerlendirmek de kolay değildir.

Devamı…“Asıl söylenecekler hep sonradan hatırlanır!”* Büyük tedirgin: Necatigil – Haydar Ergülen

Sabahattin Ali’nin Dinlemeye Doyamadığımız Şiirleri – Haydar Ergülen

sabahattin_aliSabahattin Ali yüzyılın başında doğdu: 1907. Ve yüzyılın ortasında devlet tarafından katledildi: 1948. Yarım yüzyılı bile bulmayan yaşamına büyük yapıtlar sığdırdı. Öyküleri, romanları, siyasal tutumu ve ne yazık ki genç yaşında devlet eliyle gelen ölümü de dahil olmak üzere büyük bir yaşamı oldu.
Devrin bir geleneği olarak da yazmaya şiirle başladı. Bu kuşkusuz, o devirle sınırlı bir gelenek değildir, önceki dönemlerde de yazmaya, daha doğrusu “yazı hayatı”na şiirle başlanır, gençlikten kurtulup büyümeye yüz tutulunca da öyküye, daha çok da romana geçilirdi. Şiir eski, roman yeni olduğundan belki de. Belki de şiir âdettendi, herkes yazardı, yazabilirdi; aslolan, önemli ve zor olan roman yazmaktı.

Devamı…Sabahattin Ali’nin Dinlemeye Doyamadığımız Şiirleri – Haydar Ergülen

Acıya bakmak – Haydar Ergülen | “İnsan yalnızca kendi ölümü karşısında tarafsız kalabilir”

İnsan yalnızca kendi ölümü karşısında tarafsız kalabilir. Bazen başkalarının ölümü de bizi kendi ölümümüz kadar korkutabilir. Ölüme bakışımız ‘Batılıların ölüm karşısındaki tavırları’ndan farklı olsa da, bu kültürel farklılık ölümden daha az korkmamıza yol açsa da, ölüm denen gerçeği değiştirmez.
Belki de ürpertici olduğu kadar gerçek de olduğu için gülemediğimiz klişeler yalnızca ölüme ilişkin olanlardır. ‘Yaşamak biraz da ölmektir’ deriz sözgelimi, ölmek için doğuyorsak hayatın anlamı ne türünden klişelere de başvurabiliriz. Kendi ölümümüze dair, ufukta henüz kara bulutların görünmediği erken zamanların iyimser klişeleridir bunlar.

Devamı…Acıya bakmak – Haydar Ergülen | “İnsan yalnızca kendi ölümü karşısında tarafsız kalabilir”