“Günler su gibi geçer; her şey birdenbire olur” Garip’çilerin İlk Şiirleri – Cemal Süreya

Oktay Rifat, doğa içinde nesnelerin birbirleriyle ve insanla hısımlık bağlarının farkına varmış, üstünde bir an düşünmeye fırsat bulamadan sevivermiştir her şeyi; işi aceledir; günler su gibi geçer; her şey birdenbire olur. İlk şiirlerde, hayat karşısında büyük bir hayranlıkla doludur Oktay Rifat.

Devamı…“Günler su gibi geçer; her şey birdenbire olur” Garip’çilerin İlk Şiirleri – Cemal Süreya

Melih Cevdet Anday İle Bir Söyleşi: “Barışseverlik savaştır, korkaklık değil…”

Benim, Acılı Kuşaktan sevdiğim şiirler, şairler vardır, ama toplumcu-gerçekçi oldukları için değil. Toplumcu-gerçekçi anlayışına bağlı bir şair kötü şiir yazabilir; bunun gibi, toplumcu-gerçekçi olmayan bir şair de güzel şiirler yazabilir. Güzel şiire temel olacak bir kural şimdiye dek bulunamamıştır. Nâzım Hikmet toplumcu-gerçekçi bir şairdi, onu herkes sevdi. Buna karşılık, Ahmet Muhip Dıranas toplumcu-gerçekçi bir şair değildi, onu da herkes sevmiştir. Ben, ayrıca “toplumcu- gerçekçi” nitelemesinin şiirde neye yarayacağını da bir türlü anlamış değilimdir. Çok sevdiğim bir arkadaşım, bir yazısında, Paul Valery için “bu gerici Fransız şairi” nitelemesini kullanmıştı, kendisine bir şey demedim, düşündüm kaldım. Acaba arkadaşım onun gericiliğini şiirinden mi çıkarmıştı? Üstelik, Valery Fransız Mukavemet Hareketine de karışmıştı. O hareketin liderlerinden olan René Char’ın şiiri, bize onun toplumcu-gerçekçi olduğunu nerden ve nasıl gösterebilir? İyi şiir bütün insanlar içindir. 

Devamı…Melih Cevdet Anday İle Bir Söyleşi: “Barışseverlik savaştır, korkaklık değil…”

Ece Ayhan’ın Şiir Sanatı Üzerine Düşünceleri – Hulusi Geçgel

ece ayhanİlk örnekleri 1954’te görülmeye başlanan ve 1956’dan itibaren haftalık Pazar Postası gazetesinde toparlanarak sistemleşen İkinci Yeni, Türk şiirinin üzerinde en çok tartışıldığı ve hakkında çok farklı hükümlerin verildiği bir şiir hareketi özelliği taşımaktadır.
Teşbih, istiare, mecaz, mübalağa gibi edebî sanatlara sırt çeviren Garipçiler; 1940’lara kadar gelen şiir geleneğini reddederek yeni bir şiir anlayışı oluşturmaya çalışmışlardır. Şiiri, “bütün hususiyeti edasında olan” ve “insanın beş duyusuna değil, kafasına hitap eden tamamen anlamdan ibaret” yalın bir söz sanatı olarak görmelerinin bir sonucu olarak; imgeye, tasvire, duyguya ve şairaneliğe hoş bakmamışlar ve o zamana kadar şiirselliği sağlayan ne varsa, hepsini şiirden kovmuşlardır.

Devamı…Ece Ayhan’ın Şiir Sanatı Üzerine Düşünceleri – Hulusi Geçgel