Saray Sofrasından Eşkiya Övgüçülüğüne Anadolu Halk Edebiyatı – Ulus Baker

Yakup Kadri, Dîvan edebiyatının doruk noktasını oluşturan Lâle Devri’nin “şuh ve şeyda şairi” Nedim’in, bir sofra sonunun hüznünü betimlediği bir şiiri hakkında, “yalnız Damat İbrahim Paşa ikbâlinin zevalini değil, zevki, hassasiyeti, terbiyesi, ahlâkı, ilmi, sanatı, siyasi ve içtimai nizamıyla bütün bir cemiyetin, bîr medeniyetin çökmeye başladığını haber veriyordu” dîye yazmaktadır.
Oysa belki de görmediği, “kırılmış bardaklardan; suyu çekilmiş havuzdan” bahseden Şair Nedim’in belki de ilk kez, “çökmekte olan o uygarlığın” dışına çıkabildiği, yıkıntıya Dîvan şiirinin havası normlarının dışında baktığı bîr anın bu şiirde temsil edilmiş olmasıydı. Halk şiiri ile Dîvan şiiri arasında geleneksel olarak çizilen halkçı/resmî, ya da havas/avam ayrımının uygulanamayacağı bu yansıtma, tersine çevirme anını, Nedim, yalnızca “gördüklerini” tüm keskînliğîyle betimleyerek sonuçlandırmış, Dîvan şiirinin “paşa sofrası” hizmetinden çekilebileceği anların da olabileceğini göstermişti, Dîvan şiiri, havas edebiyatından daha geniş bir alanı kapsıyordu.

Devamı…Saray Sofrasından Eşkiya Övgüçülüğüne Anadolu Halk Edebiyatı – Ulus Baker