“Milli egemenlik” ilkesi, demokratik bir niyetin ifadesi midir? – Sevan Nişanyan

“Millet” soyut bir kavramdır. “Millet egemenliği” deyimiyle kastedilen eğer ulusun özgürce kendi siyasi kaderini belirlemesi ise, bunun için önce a. milli iradenin, serbest tartışmalar, partiler, basın vb. yoluyla oluşması, sonra b. böyle oluşan iradenin, serbest seçimler yoluyla ifade edilmesi gerekir.

Devamı…“Milli egemenlik” ilkesi, demokratik bir niyetin ifadesi midir? – Sevan Nişanyan

Despotik Hakimiyet Nedir, Egemen Güç Nasıl Elde Edilir? – Thomas Hobbes

Thomas HobbesZorla kurulmuş bir Devlet, egemen güç zorla ele geçirildiği zaman olur; ve tek tek insanlar veya çok sayıda insan, oy çokluğu ile, ölüm veya esaret korkusundan, onların hayatını ve özgürlüğünü elinde tutan insanın veya meclisin bütün eylemlerini kabul ettiklerinde, egemen güç zorla ele geçirilmiştir.Bu hakimiyet veya egemenlik türü, sözleşme ile kurulmuş egemenlikten sadece şu noktada farklıdır; egemenlerini seçen insanlar, bunu, birbirlerinden korktukları için yaparlar, tayin ettikleri kişiden korktukları için değil; bu durumda ise korktukları kişiye boyun eğerler. Fakat her iki durumda da, bunu yapmalarının nedeni korkudur: ölüm veya şiddet korkusundan doğan bütün sözleşmelerin hükümsüz olduğunu savunanlar buna dikkat etmelidir: ki bu görüş doğru olsaydı, hiçbir devlet türünde insanlar itaat yükümlülüğü altında olmazlardı.

Devamı…Despotik Hakimiyet Nedir, Egemen Güç Nasıl Elde Edilir? – Thomas Hobbes

Egemenlik hiyerarşisi içinde vazgeçilmez bir araç olarak savaş ve savaşın felsefesi

Tolstoy: “Nasıl ki, bir zamanlar köleciliği haklı göstermek yerine sırf korudularsa, bugün de savaşı ve orduyu haklı çıkarmaya hiç yanaşmayıp her şeyi suskunlukla geçiştiriyorlar; ayrıca savaş ve ordunun hala sahip olduğu çekim gücünden yararlanıyorlar; oysa herkes bu o kadar güçlü görünen, acımasız ve ahlakdışı ölüm organizasyonun her an çökebileceğini ve bir daha belini doğrultamayacağını biliyor. Ancak barajdan bir damla suyun sızması ya da yüksek bir binadan bir tuğlanın düşmesi ya da sağlam bir ağdaki düğümlerden birinin çözülmesi, barajın kaymasına, binanın çökmesine, ağın yırtılmasına yeter: İşte Van der Ver’in askerlik hizmetini, herkesin anlayacağı şekilde gerekçelendirilmiş reddedişi böyle bir su damlası, böyle bir tuğla, böyle bir düğümdür. Van der Ver’in direnişini her gün artan başka direnişler izlemelidir; bu tür insanların sayısı çoğaldıkça, daha dün savaşsız yapamayacaklarını iddia edenler şöyle demeye başlayacaklardır: Biz savaşın akıl dışılığını ve ahlak dışılığını uzun zamandan beri söylüyor ve herkese Van der Ver gibi davranmasını öğütlüyoruz; işte o zaman, bugünkü mevcut biçimiyle savaş ve ordudan geriye sadece bir anı kalacaktır. O günler uzakta değildir”

Devamı…Egemenlik hiyerarşisi içinde vazgeçilmez bir araç olarak savaş ve savaşın felsefesi