Ece Ayhan’dı “esas duruş, mülkün temelidir“ derdi – Sezai Sarıoğlu

ece ayhanDevlet müsamerelerine çıkmazdı. Şiirler yapraklanınca bir tuhaf olurdu… Devletin ve Allah’ın tersi aksi ve asi sokak çocuğuydu… Şırılçıplaktı… Çırılyapraktı… Şiirden ve tarihten ve tabiattan ve kuşbilimi’den tahtaya kalkardı… Sivillerin siviliydi… Uygunsuz ve de başıbozuk… Dışlanmışların, orospuların, pezevenklerin, orta ikiden ayrılanların, tarih dışına düşürülenlerin düzayak ülkesinde otururdu… Başıbozukluğun güzelliğine, ihtiyaç toplumuna inanırdı… Düzayak, düşayak, düzuyak civit badanalı bir şiir kurardı… Vakitsiz dünyalıydı; düşyalı… Mor külhaniydi… Akıntıya yürek çekerdi… “bin dereden bir kendini getirirdi”… Bütün kentlerin kalebendiydi…

Devamı…Ece Ayhan’dı “esas duruş, mülkün temelidir“ derdi – Sezai Sarıoğlu

“Hani” dedi, “bilirsin, kovboy filmlerinde bir adam bir bara girer ve herkes ona sırtını döner.”

Ece Ayhan’ın ardından Garibellaların kraliçesi

Lale Müldür: Ece Ayhan ismini henüz duymamıştım. Lise 1’de okulun kütüphanesinde “Bakışsız Bir Kedi Kara” isimli incecik bir kitap buldum. Okudum ve çarpıldım. Sevdiğim şiirleri not ettiğim bir defterim vardı, hemen birçok şiirini kaydettim oraya. Kütüphaneye ait kitapların arkasında kart-katalog gibi bir şey vardı, kitabı ödünç alanların isimlerinin yazıldığı; en başında benim ismim yazar. Kimse almamış önceden “Bakışsız Bir Kedi Kara”yı. Tanıştıktan yıllar sonra Ece’ye bu hikayeyi aktardığımda o defteri görmek istedi, inanmadı. Ayıptır söylemesi, inci gibidir yazım, çok da şık bir deftendi, şiir zevkim de oldukça gelişmişti. Ece dışında birçok iyi şairden güzel şiirler yazılıydı deftere. Baktı, baktı, “bakkal defteri gibi” dedi. (gülüyor)

Devamı…“Hani” dedi, “bilirsin, kovboy filmlerinde bir adam bir bara girer ve herkes ona sırtını döner.”