SSCB’de Sosyalizmin Ekonomik Problemleri: Meta Üretimi ve Değer Yasası – Josef Stalin

1.Sosyalizmde Ekonomik Yasaların Karakteri Sorunu
Bazı yoldaşlar bilimin yasalarının, özellikle de sosyalizmde politik ekonominin yasalarının nesnel karakterini yadsıyorlar. Politik ekonominin yasalarının, insan iradesinden bağımsız olarak gerçekleşen süreçlerin yasalarını yansıttığını yadsıyorlar. Tarihin Sovyet devletine verdiği özel rol gözönüne alınarak, Sovyet devletinin, onun yöneticilerinin, politik ekonominin mevcut yasalarını ortadan kaldırabileceğini, yeni yasalar “koyabileceğini”, yeni yasalar “yaratabileceğini” düşünüyorlar.
Bu yoldaşlar temelden yanılıyor. Görüldüğü gibi bunlar, doğada veya toplumda, nesnel, insan iradesinden bağımsız olarak gerçekleşen süreçleri yansıtan bilimin yasalarıyla, insanların iradesine göre yaratılan ve yalnızca hukuki gücü bulunan, hükümetlerin çıkardığı yasaları birbirine karıştırıyorlar. Ama bunlar asla karıştırılmamalıdır.

Devamı…SSCB’de Sosyalizmin Ekonomik Problemleri: Meta Üretimi ve Değer Yasası – Josef Stalin

Değer Yasasını Tartışmak, Eleştiriler, Yanıtlar – Dr. Suat Kamil Aksoy

Anlatımınızda komünizm döneminde insan emeğinin yaratıcı gücünün makinelere aktarılması ile yüksek bir üretkenliğin olduğunu bu sayede herkese ihtiyacına göre ilkesinin yürürlüğe girdiğini söylüyorsunuz. Burada sanki insan emeği ile üretimin ortadan kalktığı izlenimi oluşuyor. Biliyorsunuz Marx’ın projeksiyonunda komünizm dönemi için herkesten yeteneğine göre şeklinde emek ile üretimin varolacağı varsayılıyor. Sizin kurgunuzun verdiği izlenimi bir an için kabul edersek, böyle bir komünizmde değer yasasının varlığından bahsetmek abes olur. Bence değer yasası emek ile üretimin doğa yasasıdır. Emek ile üretim yoksa bu yasaya bir etkinlik alanı kalmaz. Zaten değer olmayınca meta’da olmaz, değişim değeri de olmaz. Açık olarak ifade etmeseniz de komünizm döneminde ihtiyacına göre verilebilmesini olanaklı kılan yüksek bir üretkenlik olduğunu, zorunlu işbölümü ortadan kalktığı için emekçinin emeğini dilediği gibi harcadığı fikrinde olduğunuzu varsayacağım.

Devamı…Değer Yasasını Tartışmak, Eleştiriler, Yanıtlar – Dr. Suat Kamil Aksoy

Metaların değerini ne belirler? | Arz, Talep, Ücret ve Fiyat – Karl Marks

Demek ki, kârın genel mahiyetini açıklamak için, metaların, ortalama olarak, gerçek değerlerinden satıldıkları ve kârların, metaların değerlerinden, yani onlarda cisimleşmiş emek miktarıyla orantılı olarak satılmaları olgusundan kaynaklandığı ilkesinden yola çıkmak gerekir. Eğer kârı bu temel üzerinde açıklayamazsanız, hiç bir türlü açıklayamazsınız. Bu, ters, günlük gözlemlerinizle çelişen bir şeymiş gibi görünür. Yeryüzünün güneşin çevresinde dönmesi ve suyun çok yanıcı iki gazdan (oksijen: yakıcı, hidrojen: yanıcı = su: söndürücü) oluşması da aynı derecede ters bir şeydir. Şeylerin yalnızca aldatıcı görünümlerini yakalayan günlük deneyime dayanılarak yargılandığında, bilimsel gerçek her zaman terstir.

Devamı…Metaların değerini ne belirler? | Arz, Talep, Ücret ve Fiyat – Karl Marks

Kemal Okuyan, Gelenek, İktisat ve Bir Eleştiri – Dr. Suat Kamil Aksoy

Okuyan kitabında ücretler konusunu irdelediği bir bölümde Sovyetler’in ilk 13 senesinde süren- eşit ücret uygulamasına sempatiyle baktığını da belli etmektedir. Stalin’in biz örneklersek, bir çöpçü ile bir hekim nasıl olurda aynı ücreti alır türü çıkışlarına hoşnutsuzlukla bakmaktadır. Bu türden bir eşitsizliğe özel bir uğrağın gereksinimi olarak bakmakta ve 1930 dan savaş sonrasına kadar kalifiye emeğin bu gözetilişine, savaşın bitiminin ardından bir çekidüzen verilmesine sevinmektedir. Kalifiye emeğin nasıl ücretlendirileceği bizi burada pek ilgilendirmemekle birlikte, Marks tarafından çok önceden önerilen herkese emeğine göre ilkesinin yeterince yol gösterici olduğu söylenmelidir. Sovyetler eşit ücret ilkesi gibi bir saçmalığı uyguladığı için ilk yıllarında mutlaka çok zarar görmüş ve zaman kaybetmiş olsa gerektir. Kalifiye emek vasıfsız emeğe göre daha çok emektir. Aynı zaman süresi içinde daha çok değer üreten emektir. Eşit olmayan emek eşit ücretlendirilirse bu bir tür sömürü demektir. Böyle bir sömürünün topluma vereceği zarar bireyde yaratacağı tatminsizliğin çok ötesindedir ve kapitalizmin toplumsal gelişmeye çektiği setten daha zararlı birşeydir.

Devamı…Kemal Okuyan, Gelenek, İktisat ve Bir Eleştiri – Dr. Suat Kamil Aksoy

Marks, En Yakın Arkadaşı Tarafından Anlaşılmamış Olabilir mi? – Dr. Suat Kamil Aksoy

Yalçın Küçük’ten sonra, birçoklarıyla birlikte Stalin değer yasasını yanlış kavrıyor demiştik. Sonra Lenin kriz olgusuna yanlış bakıyor dedik. Şimdi Engels Marks’ı anlayamamış olabilir mi diye başlıyoruz. Okuyucu ister istemez bundan sonra sırada Marks var herhalde diye düşünecektir. Marks’a dokunmayacağımıza söz veremeyiz. Ama bulgularımız çerçevesinde ona dokunulmasına en önce bizim karşı koyacağımızı belirterek, okuyucunun içini rahatlatmak isteriz. Bu elbette bir kırmızı çizgi değil. Bu vesile ile marksizm hakkında bir görüş beyan etmek istiyoruz.
Biz örneğin Marksist olduğumuzu söylediğimizde ne demek isteriz. Biz niye kendimizle değil, bizden çok önce yaşamış birisinin adıyla kendimizi tanımlarız. Onun ruhunun bir devamcısı mıyız? Biz biz değilde o muyuz?

Devamı…Marks, En Yakın Arkadaşı Tarafından Anlaşılmamış Olabilir mi? – Dr. Suat Kamil Aksoy

Kapitalizmin Krizleri, “Marx’ın Kriz Teorisi” – Dr. Suat Kamil Aksoy

Engels Marks’ı ekonomi politikle ilgilenmeye teşvik eden kişidir. Kendisinin konu ile ilgili fikirleri ve yazdıkları vardır. Marks kriz konusunu çok kısa sayılabilecek metinler içerisinde çözümlemiştir. Bu çözümleme üretimin anarşik yapısının ve rekabetin krizlerin nedeni olmadığını açıkça göstermektedir. Engels muhtemelki kendi gençlik tezlerinin geçersizliğini algılamıştır. Ancak eski metinlerini geriye dönüp düzeltmiş değildir. Belki Simon Clarke gibi çoğul nedenli bir kriz açıklamasını benimsemektedir.

Devamı…Kapitalizmin Krizleri, “Marx’ın Kriz Teorisi” – Dr. Suat Kamil Aksoy

Temel bir konuda edinilmiş yanlış bilinç | Bir Yanılsamanın İzinde… – Dr. Suat Kamil Aksoy

Politik olarak çok çeşitli yaklaşımlara sahip olsalar bile Marksistlerin değer yasasına ilişkin ortak bir yanılsama içerisinde bulunmaları dikkate değerdir. Bu derece temel bir konuda edinilmiş yanlış bilincin, ya da bilinçsizliğin politik başarılara engel teşkil etmediği de gayet açıktır. 20. yüzyılda dünyanın büyük bir bölümüne yayılmış olan sosyalist deneyimlerin, Marks’a çok önem vermelerine karşın, Marks’ı anlamakta yetersiz kalmış oldukları aşikardır. Bu durum sosyalist deneyimlerin önemini elbette azaltmıyor. Aynı şekilde bütün dünyayı etkilemiş sosyalist liderlerin farkındalık geliştirememiş olmaları da onların değerini azaltmıyor. Rosa, Mandel, Mao, Stalin, Baran artık söz söyleyebilecek durumda değiller. Onları değiştiremeyeceğimize göre ancak anlamaya çalışabiliriz.

Devamı…Temel bir konuda edinilmiş yanlış bilinç | Bir Yanılsamanın İzinde… – Dr. Suat Kamil Aksoy

Marksistlerin topluca düştükleri bir yanılsama: Değer Yasası – Dr. Suat Kamil Aksoy

Dünyanın Bütün Marksistleri, Kapital’i Okuyunuz!
Bu güne kadar marksistler Marks’ı değişik biçimlerde yorumladılar, oysa önce anlamak gerekirdi!.
Okuyucuyu fikrimizle temas etmeden önce uyarmak isteriz. Bu kez ortaya koyduğumuz düşünce ile ilgili Marks alıntılarına başvurduk. Amacımız Marks’tan destek almak değil. Geçmişte ve halen marks yandaşı olanların ezici çoğunluğuna aykırı düşerken, itiraz edeceklerin önüne bir Marks duvarı koymanın yararlı olacağını düşünüyoruz. Elde etmek istediğimiz yarar, anlaşılabilmekten ibarettir. Bu satırların yazarı ortaya attığı fikirleriyle yalnız kalmaktan mutlu değildir. Konuyla yakından ilgili olmayan okuru, genel kabul görmeyen bir düşünce ile karşı karşıya bulunduğu konusunda uyarıyoruz. Burjuva iktisadı değer yasasını unutmak için haklı sebeplere sahiptir. Eleştirimizin bağlamında onlar yok. Bu yazı neredeyse dünyanın tüm marksistlerini karşısına almak suretiyle en azından birkaç eleştiri almayı ümit etmektedir.

Devamı…Marksistlerin topluca düştükleri bir yanılsama: Değer Yasası – Dr. Suat Kamil Aksoy