“Düşmanlığa çare düşmanlık değildir” Deccal – Friedrich Nietzsche

Budizm Hristiyanlıktan yüz kez daha gerçekçidir —bir nesnel ve serinkanlı soru sorma mirası taşır, yüzlerce yıl sürmüş bir felsefe geleneğinden sonra gelmiştir, bunun «tanrı» kavramı da, daha gelirken, giderilmiştir.
Budizm, tarihin bize gösterdiği biricik sahici pozitivist dindir, bilgi kuramında bile (sert bir fenomenalizm—), artık, «günaha karşı savaş» demez, gerçekliğin hakkını vererek, «acıya karşı savaş» der.
Onu Hristiyanlıktan derin bir biçimde ayıran da, ahlak kavramlarının kendini aldatıcılığını geride bırakmış olmasıdır, —Budizm, benim dilimle söylendikte, iyinin ve kötünün ötesinde durur. 

Devamı…“Düşmanlığa çare düşmanlık değildir” Deccal – Friedrich Nietzsche

Nietzsche: “Değerlerin yeniden değerlendirilmesiyiz, doğru olmayana karşı bir zafer ilanıyız”

Nietzsche«Doğa» kavramı «tanrı»nın karşıt kavramı olarak ayarlanınca, «doğal» sözcüğü «günahkâr» anlamına gelmek zorundaydı, —bütün bu uydurmalar dünyası, köklerini, doğal olana (—gerçekliğe!—) karşı bir nefrette buluyordu, gerçek karşısında derin bir hoşnutsuzluğun dilegelişiydi… Bu da herşeyi açıklıyor. Gerçeklikten yalanlar yoluyla kaçıp kurtulmak için nedenleri olan kim? Gerçeklikten acı çeken. Ama gerçeklikten acı çekmek demek, kendisi bir bahtsız gerçeklik olmak demektir…
Nahoş duyguların hoş duygulara ağır basmasıydı, bu uydurma ahlakın ve dinin nedeni: bu ağır basma ise, decadence’in formülünü sağlar…

Devamı…Nietzsche: “Değerlerin yeniden değerlendirilmesiyiz, doğru olmayana karşı bir zafer ilanıyız”

Nietzsche: “Bir canlı, içgüdülerini yitirmiş, kendisine zararlı olanı seçiyorsa ona yozlaşmış derim”

deccal NietzscheAcı verici, tüyler ürpertici bir oyundu karşıma çıkan : insanın yozluğunun önündeki perdeyi çektim, açtım. Bu sözcük, benim ağzımda, en azından bir kuşkuya karşı korunmuştur: insan konusunda ahlaksal bir yakınma içerdiği kuşkusuna. Bu sözcük —yeniden altını çizmek istiyorum — m o r a l i n s i z bir anlamdadır : öylesine ki, bu yozluğu en güçlü bir biçimde, duyduğum yer, şimdiye dek en bilinçli olarak «erdem»e, «tanrısallığa» yönelinen yer olmuştur. Yozlaşmışlıktan anladığım, sanırım şimdiden sezinlendi, decadence anlamında: savım da, insanlığın bugün kendi en üst istenebilirliklerini biraraya topladığı değerlerin hepsinin, decadence değerleri olduğu.
Bir canlıya, bir türe, bir bireye, içgüdülerini yitirmişse, kendisine zararlı olanı seçiyorsa ona yozlaşmış derim. «Yüce duygular»ın, «insanlık idealleri»nin bir tarihi —olası ki bu tarihi anlatmak da bana düşecek— insanın neden böylesine yozlaştığmın açıklaması olurdu neredeyse.

Devamı…Nietzsche: “Bir canlı, içgüdülerini yitirmiş, kendisine zararlı olanı seçiyorsa ona yozlaşmış derim”

“Şimdiye dek sağır kalınmış doğrular için yeni bir vicdan” Deccal – Friedrich Nietzsche

deccal NietzscheBu kitap en azlarındır. Belki de onlardan hiçbiri yaşamıyor daha. Onlar, benim Zerdüşt’ümü anlayanlar olacaklar: kendimi, daha bugünden işitilecek kulaklar bulanlar ile nasıl karıştırabilirdim ki? Ancak öbürgündür benim olan. Kimileri öldükten sonra doğar.
Kişinin beni anlamasının, hem de zorunlukla anlamasının koşulları, —bunları pek iyi bilirim. Benim yalnızca içtenliğime, tutkuma dayanabilmek için, düşünsel konularda katılık kertesinde dürüst olması gerekir kişinin. Dağlarda yaşamaya, alışkın olması gerekir— çağın siyasetinin ve halkların çıkarcılıklarının sefil gevezeliğini kendi altında görmeğe. Aldırmaz olmuş olması gerekir, hiç sormaması gerekir, doğruluk yararlı mıdır diye, bir kötü kader olup çıkar mı diye…

Devamı…“Şimdiye dek sağır kalınmış doğrular için yeni bir vicdan” Deccal – Friedrich Nietzsche

Friedrich Nietzsche: “Her inancın kendisi, bir kendiliksizleşme, bir kendine yabancılaşma ifadesidir…”

Nietzsche“Büyük çoğunluk için zorlanmanın; yüksek bir anlamda kölelik gibi bir kendi dışlarından onları bağlayan ve yerlerinde tutan düzenleyicinin ne denli gerekli olduğu; köleliğin de, isteme yetisi zayıf insanın, özellikle kadının serpilip başarılı olmasının ilk ve son koşulu olduğu göz önüne getirilirse, o zaman, kanılar da, «inanç» da, anlaşılır. Kanılı insan, belkemiğini kanıda bulur. Birçok şeyi. görmemek, hiçbir konuda yansız olmamak, her konuda yandaşlık etmek, bütün değerler konusunda kesinkes ve zorunlu bir optik sahibi olmak —bunlar, böyle bir tür insanın genel olarak varolabilmesini belirleyen koşullardır. Oysa, bu koşullarda, bu tür insan, doğruluklu insanın—doğruluğun kendisinin karşıtı, düşmanıdır…”

Devamı…Friedrich Nietzsche: “Her inancın kendisi, bir kendiliksizleşme, bir kendine yabancılaşma ifadesidir…”

Friedrich Nietzsche: “Ve onlara yıkılıp gitsinler diye de yardım edilmelidir”

NietzscheBu kitap en azlarındır. Belki de onlardan hiçbiri yaşamıyor daha. Onlar, benim Zerdüşt’ümü anlayanlar olacaklar: kendimi, daha bugünden işitilecek kulaklar bulanlar ile nasıl karıştırabilirdim ki? Ancak öbürgündür benim olan. Kimileri öldükten sonra doğar. Kişinin beni anlamasının, hem de zorunlukla anlamasının koşulları, —bunları pek iyi bilirim. Benim yalnızca içtenliğime, tutkuma dayanabilmek için, düşünsel konularda katılık kertesinde dürüst olması gerekir kişinin. Dağlarda yaşamaya, alışkın olması gerekir— çağın siyasetinin ve halkların çıkarcılıklarının sefil gevezeliğini kendi altında görmeğe.

Devamı…Friedrich Nietzsche: “Ve onlara yıkılıp gitsinler diye de yardım edilmelidir”

Deccal, Nietzsche’nin Hristiyanlık Eleştirisi: “Üst insana karşı ölümüne savaş vermiş bir din”

Friedrich  Nietzsche, 15 Ekim 1844’de, Kuzey Doğu Almanya’nın, babasının papaz olduğu küçük bir kasabasında, Röcken’de doğdu. Beş yaşındayken babası ölünce, annesi, kızkardeşi, çeşitli teyze ve halalarıyla birlikte Naumburg’a giden küçük  Nietzsche, orta öğretimini ünlü ‘klasik’ okul Schulpforta’da tamamladı. Yüksek öğrenimi için önce teoloji okumaya başlayan Nietzsche, hocası olan ünlü bilgin Ritschl’ın etkisiyle, filolojiye, özellikle de Eski Yunan incelemelerine kaydı. Bonn ve Leipzig üniversitelerinde okuduktan sonra, henüz doktorasını bile vermemişken, 1869 yılında (yirmibeş yaşındayken) İsviçre’nin Basel Üniversitesinin Klasik Filoloji Kürsüsüne olağanüstü Profesör olarak çağrıldı.
Bu sıralarda Schopenhauer’in felsefesi ve Wagner’in müziğine hayranlık besleyen gencin ilk yapıtı, Musikinin Ruhundan Tragedyanın Doğuşu, getirdiği yepyeni kültür anlayışı ve çağdaşlık yorumuyla, hem ilgi uyandırdı hem de üzerine şimşekler çekti. Bunu, özellikle ahlak konularında yoğunlaşan çeşitli kitapları izledi.

Devamı…Deccal, Nietzsche’nin Hristiyanlık Eleştirisi: “Üst insana karşı ölümüne savaş vermiş bir din”

Delilik, kriz, ‘Hasta’ Nietzsche ve delirmeden önce bitirdiği son eseri; Deccal


Hem fiziksel hem de ruhsal olarak sürekli rahatsızlıkları olan Nietzsche’  hemen hemen tüm hayatı boyunca dayanılmaz baş ağrıları ve mide problemleri ile yaşar. Daha çocukluk yıllarında bile görülen kötücül bir psikolojiye sahiptir…
Basel Ünversitesi’nde Filoloji profesörü iken, 1879’da sağlık sorunları sebebiyle istifasını verir. Aslında tek sebep bozuk sağlığı da değildir; Nietzsche gittikçe filolojiden koparak ve felsefeye yönelmiştir. Hatta ‘ Basel’de profesör olmayı, tanrı olmaya elbette yeğ tutardım, ama evrenin yaratımını yarıda bırakmak cesaretini göremedim kendimde’ demiştir.

Devamı…Delilik, kriz, ‘Hasta’ Nietzsche ve delirmeden önce bitirdiği son eseri; Deccal