Arthur Schopenhauer: “Bazılarının bencil sevgisi nefretinden daha acı vericidir”

SchopenhauerVarsayalım insan soyu kaldırılıp her şeyin kendiliğinden gelişip olgunlaştığı, sütlerin balların yerden kaynadığı, yiyeceklerin dallarından koparılmayı beklediği; herkesin gönlünden geçirdiğini hiç vakit kaybetmeksizin önünde bulduğu ve elde etmekte hiç güçlükle karşılaşmadığı ütopya ülkesine götürüldü; o zaman ne yaparlardı bu insanlar? Ya can sıkıntısından ölürlerdi, ya kendilerini asarlardı ya da olmadı birbirlerine düşerler, kavga dövüş birbirlerini boğup öldürürlerdi…

Devamı…Arthur Schopenhauer: “Bazılarının bencil sevgisi nefretinden daha acı vericidir”

Arthur Schopenhauer Felsefesinde Aşkın Metafiziği – Mert Sarı

Tüm diğer canlılarda ve hatta insanlarda da hep erkek seçtiğini, seçimde bulunduğunu sanır. Oysa bu büyük bir yanılsamadır. Gerçeklikte seçim hakkı hep dişil olanın elindedir. Dişil yan, kıt yumurtalarını en iyi dölleyebilecek ve yeni yavruların oluşmasını güvenceye alabilen eş adaylarını gözetir. Doğal dünyada bu kaba kuvvet iken, uygar yaşamda belki de toplumsal işlevsellik ve özel bildirişim yetenekleridir. İstencin tüm devinimlerindeki ana motif önce türün korunması, sonrada sürdürülmesi çabasıdır. Yani önce beslenebilme ve varlığını koruyabilme, sonrasında da üreyebilme çabaları. Türün süreğenliğinin sağlanmasında dişil bedenin çekiciliğinin kullanılmasına Schopenhauer “doğanın hilesi” demektedir. Doğa, amacını elde ettiğinde doğanın hilesi de düşer. Bütünüyle orgazmik bir yatışma, doyum sağlamış bir erkeğe, en seksapel kadın gövdesi bile fazla bir etki gösteremez.

Devamı…Arthur Schopenhauer Felsefesinde Aşkın Metafiziği – Mert Sarı