MOHSEN NAMJOO VE TORANJ (TURUNÇ) ADLI ALBUMÜ

Mohsen Namjoo (Muhsin Namcu) “güneşin doğduğu yer” anlamına gelen (1) Horosan’ın şuanki İran’a bağlı üç bölümünden biri Razavi Horasan eyaletinin Torbetê Cem (Torbet-e-Jam) şehrinde 1976’da doğmuştur. Türkler, Farslar ve Kürtlerin içiçe yaşadığı bir bölge olan Horosan ayrıca Horosan Erenleri olarak bilinen, Anadolu’nun ve Balkanlar’ın İslamlaşmasını sağlayan dervişlerin de anavatanıdır (2). Kürt kökenli Namcu çocukluğundan itibaren müziğe ilgili olmuş, 18 yaşına kadar Nassrollah Nasseh-Pour’dan halk müziği tavırlarını öğrenmiş ve 1994 yılında Tahran Üniversitesi’nde tiyatro ve müzik bölümlerine girmiştir. Burada çeşitli müzisyenlerle çalışmış ve beste çalışmaları yapmaya başlamıştır. Üniversite’nin eğitim sistemi kendisinde hayal kırıklığı yarattığı için müzik okumayı bırakır. Bunu “müzik aşkım yüzünden müzik okumayı bıraktım” şeklinde tanımlıyor. Yerel müzikler yanında bir yandan da Blues ve Rock müzikle ilgilenen sanatçı bundan olsa gerek New York Times tarafından İran’ın Bob Dylan’ı, müziğiyse AcemBlues olarak nitelenmiştir. (3)

Namcu eserlerinde Hafız’dan, Mevlana’dan, Ferîdüddîn-i Attâr’dan, Baba Tahir Üryan’dan, Sadi Şirazî’den ve dahası kadim bir edebiyattan; İran ve aslına bakarsanız bir coğrafya ile sınırlamaksızın Fars edebiyatından besleniyor.


Alternatif Link >>

Birkaç isim vermek gerekirse Şehnâme yazarı Firdevsî, rubâileriyle Ömer Hayyam, Gülistan ve Bostan’ıyla Sadi Şirazî, gazelleriyle Hâfız-ı Şirazî, Leyla ve Mecnun’uyla Nizami-yi Gencevî, Mantık-ut Tayr, İlahinâme ve Tezkiret’ul Evliyâ’sıyla Ferîdüddîn-i Attâr, Hakîm-i Senâî, Molla CâmiHacu-yi KirmanîSelmân-ı SavecîBaba Kemâl-i Hucendî ve Baba Tâhir Üryân Hemadanî bu kadim edebiyatın yüz aklarıdır. Tüm dünyada saygı görmüş ve ülkemizde de çok okunmuş, eserleri Farsça öğreniminde kaynak teşkil etmiştir. Hatta erken dönem divan edebiyatımızın büyük isimlerinden Şeyhî’den başlayarak bu etki Fuzulî, Bakî ve Nef’î başta olmak üzere tüm divan edebiyatımızda görülür. Öyle ki Fars şairlerinin eserlerine nazireler yazılmış, hatta ünlü şiirleri tıpatıp Türkçe’ye çevirilip mütercimlik görevi yapılmıştır bir bakıma.

Tasavvuf erbabları da bu şairlerin şiirlerine devamlı ulvi anlamlar yüklemişlerdir. Çok tartışılmış bir konudur ve bizim divan edebiyatımız için de geçerlidir. Acaba bu isimler baştan sona tasavvuf neşvesiyle mi yazmışlardır bunları? Evet demek insafsızcadır fakat tümden reddetmek de lüzumsuzdur. Hafız’ı ele alırsak Abdülbaki Gölpınarlı’nın dediği “Artık Hafız’ı koyu bir sofi, hatta bazılarının dediği gibi hakikatı mecaz diliyle söyleyen bir zat olarak kabul etmek ve hemen her şiirinde görülen şarapla sevgiliyi tevile kalkışmak ziyadece safdilliliktir doğrusu” (4) sözü son noktayı koyar. Hayyam’ın şarap konulu şiirleri için de bu söz geçerlidir kanısındayız…

Yukarıda verdiğimiz isimler bazıları için hiçbir anlam teşkil etmiyor olabilir. Kanaatimizce bir köksüzlük örneği olan bu duruma karşı Goethe’nin adını anmak yeterli olacaktır belki de. Almanların büyük şairi; Hafız’ı kendisinin “ikiz kardeşi” olarak görmektedir. Doğu-Batı Divanı adlı eseri baştan sona Hafız etkisiyle yazılmıştır; hatta Goethe, Hafız’da kendisine eser yarattıracak bir kuvvet bulmuştur (5). Hafızname (Buch Hafiz) adlı bölümde kendisine neden “hafız” denilmesini sorar, onla karşılıklı konuşur, Şeyhülislam Ebussuud Efendi’nin Hafız ile ilgili fetvasına bile değinir. İşte bu denli önemlidir Goethe için Hafız. Cihan Aktaş’ın bu konudaki tespiti de bizim açımızdan ilginç: “Solcu sanatçılar bile, Türkiye’de sol kesimin mesela divan edebiyatını reddettikleri, Osmanlı tarihini büyük bir genellemeyle tarihin çöp kutusuna atmaya yöneldikleri bir dönemde, Hafız okumaları yapmak için bir araya gelirlermiş.” (6) (7)

Hafız’ın ismi çok geçti, bir de gazeliyle analım onu. Namcu’nun en ünlü parçalarından da olan, Toranj (2007) albümündeki Zolf Bar Bad aynı zamanda Hafız-ı Şirazi’nin bir gazeli. Bestelenirken beyit sıralaması değiştirilmiş bunun için Namcu’nun seçmiş olduğu sıraya göre Gölpınarlı çevirisinden (8) sözlerini yazmayı doğru bulduk. Bir de düşünüp durdum, düşündüğümü unuttum, ben bu sözleri bir türküye benzetiyorum ama neydi neydi, tabi ya; Açma zülüflerin yellere karşı / Senin zülfün benim telim değil mi…

ZOLF BAR BAD

Zolf bar bad made ta nadahi bar badam (Saçlarını rüzgara savurma da beni havalandırma, perişan etme)
Naz bonyad makon ta nakani bonyadam (Naza başlama da varlığımı kökünden sökme)

Shohreye shahr masho ta nanaham sar dar kooh (Şehirde meşhur olma da beni deli divane edip dağlara düşürme)
Shore shirin manama ta nakoni farhadam 
(Şirin işvelerini gösterme de beni Ferhat etme)
Mey makhor ba hame kas ta nakhoram khone jegar (Başkalarıyla şarap içme de ciğer kanını içmeyeyim)
Sar makesh ta nakeshad sar be falak faryadam (Benden baş çekip çekinme de feryadımı göklere yüceltme)
Zolf ra halghe makoon ta nakoni dar bandam (Saçlarını halka halka dökme de beni bağlara, kayıtlara sokma)
Tore ra tab made ta nadahi bad badam (Yüzünü o kadar güzelleştirme de beni berbad etme)
Rokh bar afroze ke faregh koni az barge golam (Yanağını yalınlandır da beni gülden vazgeçir)
Ghad barafraz ke az sarv koni azadam (Boyunu yücelt de serviyi seyretme kaydından da geçeyim)
Yare bigane masho ta nabari az khisham (Yabancı bir dost gibi durma da beni kendimden geçirme)
Ghame aghyar makhor ta nakoni nashadam (Ağyarın gamını yeme de neşemi bozma)
Zolf ra halghe makoon ta nakoni dar bandam (Saçlarını halka halka dökme de beni bağlara, kayıtlara sokma)
Tore ra tab made ta nadahi bad badam (Yüzünü o kadar güzelleştirme de beni berbad etme)

Albümleri
Trust the Tangerine Peel (2014)
13/8 (2012) (Konser kaydı)
Alaki (2011) (Konser kaydı)
Useless Kisses (2011)
OY (2010)
Geographical Determination (2008)
Toranj (2007)
Personal Cipher (2016)
On The String of the Tear’s Bow (2018)
Phantasm (2019)
Grandiloquent (2020)
Single Çalışmaları
Strange Times (2010)
DVD’leri
Namjoo Live in Milan [4]

birkatre.blogspot.com


1 – Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, İskender Pala, sf 210.
2 – Bu klasik cümlenin kaynağı Fuat Köprülü’nün ünlü eseri Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar‘dır. Çok önemli bir çalışma olmasına rağmen, başta Bektaşilik ve Mevlevilik olmak üzere Anadolu’daki tün tasavvufi hareketleri Ahmet Yesevi’ye bağlaması kanaatimizce yerinde değildir. Bu bölgeden gelenlerin Türk usulü, belki “esnek” tabir edilebilecek bir İslamiyet anlayışlarında oldukları açıktır fakat Hz.Mevlana ve Hz. Hacı Bektaşi Veli’nin kendi eserlerine bakılacak olursa Ahmet Yesevi’nin doğrudan bir etkisi görülemez. Ahmet Yesevi etkisi Doğu Türkleri’nde daha bariz görülmektedir.
3 – http://www.nytimes.com/2007/09/01/world/middleeast/01namjoo.html
4 – Çeviren ve Önsözü yazan Abdülbaki Gölpınarlı, Hafız Divanı – Hafız-ı Şirazi, Önsöz sf. XV, MEB Yayınları, 1992
5 – Prof. D. Melahat Özgü, Goethe ve Hafız
6 – http://www.kitaphaber.net/yakin-yabanci-cihan-aktas
7 – http://www.irankulturevi.com/lang-tr-GundelikhayattaHafizdivani.cgi
8 – Çeviren, Abdülbaki Gölpınarlı, Hafız Divanı – Hafız-ı Şirazi, CCCVIII. numaralı gazel, sf. 356-357, MEB Yayınları, 1992

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz