BENİM KORKAK ÖĞRETMENLERİM – AZİZ NESİN

Bir Sürgünün Anıları

Bursa Lisesinde zamanın çok iyi öğretmenleri vardır. Bunlar bizi tanırlar ve içlerinden konuşmak, görüşmek isterler ama polisçe fişlenmekten korktuklarından, sicillerinin bozulmasından çekindiklerinden, yani yüreksizliklerinden bizimle konuşamazlardı. Karşılaştığımız zaman ya başlarını çevirip görmezden gelmeye çalışırlar, ya hızlı adımlarla olduğumuz yerden uzaklaşırlardı.

Böyle iken onların içlerinden bize sevgi duyduğunu nasıl anlardık? Çünkü bu insanlarla Bursa’nın tenha sokaklarında karşılaşınca, bize yaklaşmadan, uzaktan el sallayıp, gülücükler sunarak selam verirlerdi. Ama kalabalık yerlerde, başkalarının görme tehlikesi bulunduğu zamanlarda bizi hiç tanımazdan gelirlerdi. Bu ünlü lise öğretmenlerinin çoğunun adlarını biliyordum. Ama şimdi anımsayamıyorum.

Ünlü taşlama ustası ve felsefe öğretmeni Namdar Rahmi Karatay Bursa Lisesindeydi ama, bizim bulunduğumuz tarihlerde Bursa’da olup olmadığını anımsayamıyorum. Adlarını unuttuğum o öğretmenlerden biri benim için çok önemliydi. Bu Haşim Nezihi Okay’dı. Değer verdiğim bir insandı. Bursa’da tenha yerlerde uzaktan selam veren ve gülümseyenlerden biriydi. Bu öğretmenlerin korkaklığına, zamanın koşullarını bildiğim için hem hak verir, hem de yüreksizliklerinden dolayı onlara acır, üzülürdüm. Haşim Nezihi Okay’la emekli olduktan sonra yakın arkadaşlık yaptık. Bende Bursa’daki sürgün günlerinin burukluğu vardı. Buyüzden onun Bursa’daki çekingenliğini arkadaşlarıma anlatmıştım. Bunu duyan Haşim Nezihi Okay o günlerinin utancını hep duyumsamıştır. Ve türlü yollarla bunu bana anlatmaya ve açıklamaya çalışmıştır. 20 Temmuz 1990 günü anı defterime yazdığım şu notu okurlarıma sunuyorum.

Kadıköy’de 17 Temmuz 1990 günü Cumhuriyet Kitap Kulübünde okurlarıma kitap imzalarken Haşim Nezihi Okay geldi ve imza saatleri sırasında yanımdan hiç ayrılmadı. Birara, “Bana gönül koymuşsun, haklısın gönül koymakta. Biz o zamanlar senden, senin durumundan korkuyorduk. Sana selam bile veremiyorduk. Ama istiyorduk selam vermeyi,” dedi.

Haşim Nezihi 86 yaşında olmuş ama hâlâ dinç ve diri. Onaltı yıldan çok oldu onunla karşılaşmayalı. Daha önce de kendisine gönül koymamdan üzüldüğü haberlerini bana bikaç kez göndermişti. Bu gönül koyma itiraflarından hiç hoşlanmamıştım. Hem korkak, hem de yürekli görünmeye çalışıyor. Ama o gün düşündüm ki, hiç olmazsa Haşim Nezihi Okay, ne yaptığını biliyor ve bundan üzüntü duyuyordu. Aslında iyi bir insandı. Hiç olmazsa kırk yıl önceki bu davranışından pişmanlık duyuyor.

O gün kendisinden evinin adresini aldım ve evime dönünce adına imzaladığım “Surnâme” adlı kitabımı Haşim Nezihi Okay’ın adresine postaladım.

Haşim Nezihi o gün, yaşının gereği çok konuşkandı. Ama bütün zihinsel melekeleri ve belleği yerindeydi. Saygı duyduğum bir insandı.

Aziz Nesin
Bir Sürgünün Anıları

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz