Şair Cemal Süreya’nın Kaleminden Nazım Hikmet Ran ve Şiiri

Şimdilerde Nazım Hikmet’i değerlendiren iki aşırı uç belirmiş bulunuyor; kimi yazar onu dünyanın en büyük şairleri sırasına koyarken kimi yazar da sadece siyasal bir bildirinin taşıyıcısı olarak görmek istiyor. Ya tapılıyor ya da küçümseniyor. Kuşkusuz bu iki ucun ikisi de doğru değil. İkisi de siyasal bir tavırdan çıkıyor. Hele sosyalizme karşı olanların Nazım Hikmet’in üstünü çizerken ileri sürdüğü kanıtlar bütünüyle şiir dışı ve çok eğlendirici şeyler. Bununla birlikte Nazım Hikmet’i tapınılacak bir şair görmeyi istemek de, sanırım önce gerçeklik açısından, onun anısına hayınlık etmek olacaktır.

Devamı…Şair Cemal Süreya’nın Kaleminden Nazım Hikmet Ran ve Şiiri

Nâzım Hikmet’in Şiirinde Gurbet, Hasretlik, Özlem – Gültekin Emre

Nâzım Hikmet şiiriyle karşılaşmamın, onun beni derinden sarsmasının, şiirimdeki etkilerinin izlerini irdelemek, onun şiirini kaç kere okuduğumun da üstünde durmak istemiyorum. Yalnız yazmadan geçemeyeceğim şey şu: Onun şiirini, 1980’den beri yaşadığım Berlin’de – onun da birkaç kez geldiği bu kentte- , bir kez daha okuyunca, benim gurbetliğimin onun gurbetliğinin yanında hiç kaldığının altını çizmem gerekiyor.
Elbette herkesin gurbeti kendine göredir. Herkes gurbeti farklı duygularla ele alabilir. Nâzım, hapislerinde yattığı, baskı gördüğü ülkesini çok sevdiğinin altını çizmekten çekinmez şiirlerinde. Ayrılıkların, özlemlerin her türlüsünü bildiğini de yazar açıkça. Onun şiirlerindeki gurbeti tanıdığımı sanıyorum. Onun gibi ülkeme gidememe sıkıntılarım olmasa da, bir başka dilin, bir başka kültürün altında yaşamanın acılarını yakından tanıyorum, biliyorum; yaşadım, yaşıyorum. Bu büyük şairin şiirindeki gurbetle kendi gubetimi karşılaştırmadan, onun dünyasına, duygularına sokulmayı denemeye çalışacağım.

Devamı…Nâzım Hikmet’in Şiirinde Gurbet, Hasretlik, Özlem – Gültekin Emre

Anlamak için bilmek, bilmek için anlamak: Nâzım Hikmet’in Şiiri – Afşar Timuçin

“Nâzım Hikmet’in şiiri gerçek anlamda bir arayışın şiiridir. Her sanat arayıştır, her yapıt bir insan araştırmasıyla ilgilidir. Ancak bazı yapıtlar insanı daha genel açıdan, daha bildik, daha alışılmış görünümleriyle ele alırken, bazı yapıtlar insana daha köklü, daha köktenci bir tutumla yönelirler. Dehanın özelliği insanı ortaya çıkarmak adına kılı kırk yarmasıdır. Şiir dehası Nâzım Hikmet insana kabataslak bakmakla yetinmez, insanı bilgece ele alır, filozofça tartışır. Bunun bir bilgi işi olduğu kesindir. Sanatçının gündelik bilgiyle yetinemeyeceği de kesindir. Nâzım Hikmet’in büyüklüğü, bütün bir insanlık kalıtından en yüksek düzeyde yararlanabilecek bir bilinç yüksekliğine ulaşmış olmasından gelir. Anlamak için bilmek, bilmek için anlamak gerekir. Sanatçı da bu zorunluluktan kaçamaz. Nâzım Hikmet bu zorunluluğu erkenden sezmiş, kendini her şeyden önce bir bilgi insanı olarak yetiştirmenin yollarını aramıştır.

Devamı…Anlamak için bilmek, bilmek için anlamak: Nâzım Hikmet’in Şiiri – Afşar Timuçin