Usta ressamlar eğer mimar olsaydı yaptıkları yapılar nasıl olurdu?

Federico Babina‘nın yukarıdaki sorudan hareketle hazırladığı Archist Classic adlı illüstrasyon serisi, sanat tarihinin dev ressamlarının stilinde bina çizimlerinden oluşuyor. İllüstrasyonlarda ressamların; renk paletlerine, sık kullandıkları motiflere, fırça izlerine dair ipuçları yer veriyor.

Devamı…Usta ressamlar eğer mimar olsaydı yaptıkları yapılar nasıl olurdu?

Şehrin mimarisi psikolojimizi nasıl etkiliyor? – Michael Bond

Şehirde insanların kendisini kötü hissetmesine neden olacak şeylerden biri yön belirlemesini zorlaştıran ve sürekli bir kaybolmuşluk hissi veren tasarımlardır. Londra bu bakımdan kötü ünlüdür, oysa caddeleri birbirini kesecek şekilde inşa edilmiş New York’ta yön bulmak çok daha kolaydır. Bir yere ait olma duygusunu hissetmek için orada yön duygusunu hissetmeniz, her şeyin birbiriyle uzamsal bağlantısını anlamanız gerekir.

Devamı…Şehrin mimarisi psikolojimizi nasıl etkiliyor? – Michael Bond

Fyodor Dostoyevski’nin En Büyük Sanatsal Sırrı – Stefan Zweig

Stefan Zweig“Ne kadar da tutkusuz sever, ölçüyü seven!”*
“Her şeyi tutku haline getiriyorsun.” Nastasya Filipovna’nın bu sözü Dostoyevski’nin bütün kahramanları için, özellikle Dostoyevski’nin kendisi için geçerlidir, hem de tümüyle. Sadece tutkuyla karşı koyabilirdi bu güçlü adam yaşamın fenomenlerine ve bu yüzden en tutkulu aşkının en tutkulu yanı sanattı. Yaratıcı sürecin, sanatsal uğraşın onda sakin, düzenli, soğukkanlı hesapların yapıldığı bir mimari olmaması çok normaldi. Dostoyevski nasıl hummalı bir şekilde düşünüyor ve yaşıyorsa, o şekilde de hummalı yazıyordu. Sözcükleri akıcı, küçük inci dizileri halinde  kâğıda döken elinin altında nabzı iki kat hızlı atıyor, sinirleri gerilip adeta krampa dönüşüyordu.

Devamı…Fyodor Dostoyevski’nin En Büyük Sanatsal Sırrı – Stefan Zweig

Cafrande.org’u

‘ta BEĞENda TAKİP Et

Yereli yaşa, evrensel düşün!.. www.cafrande.org