Samuel Beckett: Varoluştan “Öz”e 100 Yıllık Yolculuk – Ayşegül Yüksel

Beckett’in çıplaklaşmış dünyasına en yaraşan insan tipini, toplumla tüm ilişkileri kesilmiş, sahip olabildikleri eşyalar bile olabildiğince sınırlı, ‘uzam’ın ve ‘zaman’ın bağlayıcılığından arınmış, yeri yurdu olmayan garip serseriler oluşturur. Beckett bu insan tipini Molloy başlıklı romanının kahramanı Molloy’da ve Godot’yu Beklerken’in iki başkişisi Vladimir ve Estragon’da somutlaştırır. ‘Sofokles’in Oedipus’unun Kral Oedipus ve Oedipus Kolonos’ta oyunları arasında geçen süreyi kaplayan ‘sürgün’ yaşamı, ya da Lear’ın ‘fırtına’ sahnesi boyunca ‘zaman’, ‘uzam’ ya da ‘toplumsal kimlik’ sahibi olmanın güven vericiliğinden yoksun olarak ‘bilinçte’ yaşadığı sancılı süreç, Molloy’un, Vladimir’in ve Estragon’un öykülerinin tümünü oluşturur.

Devamı…Samuel Beckett: Varoluştan “Öz”e 100 Yıllık Yolculuk – Ayşegül Yüksel