“Başkalarının doğrularına tutunmaktan çok, kendi yanlışlarıdır insanı şair eden”| Entelektüel Şiir

Ahmet Oktay, “entelektüel uçlarını sürekli abartan bir şiir, sonunda yapmacıklığa/züppeliğe dönüşebilir kolaylıkla” diyor ve ben bu saptamaya bütün kalbimle katılıyorum. Kuşkusuz, yetenek yetmez bir insanı şair etmeye; genlerden ileri geldiği, kalıtsal sayıldığı üstünde durulan yeteneğin ancak ve ancak başlama vuruşu gibi algılanması gerekir. Maçı götürecek, iyi bir skorla kazanacak olan ise sonsuz bir iştahla edinilen bilgidir, bunun sonucu olarak da birikimdir. Bu anlamda entelektüele yakın durur şair. Ama, şiir bilgisini, birikimini başa kakacak kertede göstermemelidir şiirde, ya da bana öyle geliyordur. Aralarındaki ilişki Akgün Akova’dan öğrendiğim örnekte olduğu gibi olmalıdır.

Devamı…“Başkalarının doğrularına tutunmaktan çok, kendi yanlışlarıdır insanı şair eden”| Entelektüel Şiir

Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirine Bir Bakış – Ahmet OKTAY

Burada, Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı üzerinde dizgesel, Profesör Fuad Köprülü’nün terimiyle integral görüşler öne sürmeyeceğim. Bu konuda 1998’i de kapsamayı öngören bir çalışmayı sürdürmeme rağmen, kendimi ‘meslekten’ bir edebiyat tarihçisi saymıyorum çünkü. Elbet bu sözlerim edebiyat tarihinin cahili olduğum anlamına gelmiyor ama bana tarihçinin mesleki kaygıları dolayısıyla öne sürme cesareti göstermeyeceği kişisel ve kurgusal düşünceler belirtme olanağı sağlıyor. Sadece şiir alanında kalacak ve ana doğrultuları saptamaya yönelik bir çaba harcayacağım.

Devamı…Cumhuriyet Dönemi Türk Şiirine Bir Bakış – Ahmet OKTAY

Bilinçdışı Dünyasının Tutkulu Kaşifi Sigmund Freud

1933’te Berlin’de Opera binasının önünde kitapları yakılan Freud, Hitler yönetiminin baskılarına karşın Viyana’yı terk etmemekte ısrar eder. Israrını ise Goethe ile gerekçelendirir. Ona göre Hitler, Almanların utanç kaynağıdır. Goethe gibi bir ozan yetiştiren Avusturya’da Hitler faşizminin tutunması mümkün değildir. Bütün inancına rağmen 1938 yılında 78 yıl yaşadığı Viyana’dan ayrılıp Londra’ya gitmek zorunda kalır.

Devamı…Bilinçdışı Dünyasının Tutkulu Kaşifi Sigmund Freud

Yazın, yabancılaşma ve yabancılaştırma – Ahmet Oktay

Terry Eagleton, Eleştirinin Görevi adlı yapıtında*, çağdaş eleştirinin, 1980 yarı-faşist darbesinin depolitizasyon süreci sırasında edebiyat ortamının büyük ölçüde görmezden gelmeyi tercih ettiği aslî görevinin, “simgesel olanı siyasal olana yeniden bağlamak” olduğunu anımsatmış ve ofansif metnini, kendisini “burjuva devletine karşı verilen bir savaşım olarak tanımlamadığı” takdirde eleştirinin geleceğinin olmayacağını belirterek bağlamıştı (s. 115-116). Eagleton’ın bu vurgusunun, artık iyice unutulmuşa benzeyen Plehanov’un yorumuna eklemlendiğini söylemek gerekir. Şöyle yazar Plehanov Sanat ve Sosyalizm’de: “Tenkitçinin ilk vazifesi belli bir eserdeki fikri sanat dilinden sosyoloji diline çevirmek, belli bir edebî hadisenin sosyolojik muadili diyebileceğimiz şeyi tayin etmektir” (Çev.: S. Mimoğlu, Sosyal Yayınlar, 1962).

Devamı…Yazın, yabancılaşma ve yabancılaştırma – Ahmet Oktay