“İNSAN RAHAT ETMEYECEK/ ÖLDÜKTEN SONRA DA” ARKADAŞLAR İÇİN İNTİHAR VAKTİ – KÜÇÜK İSKENDER

    BABALAR GÜNÜ KATLİAMI
    ÇÜNKÜ YALAN İNSANIN GÖLGESİDİR!

    Babamı tanıdığımda 30 yaşındaydım. Çünkü ölmüştü. Yahut otuzlarımdaydım, o da hayattaydı. Fikir yürütmek üzerine araştırmalar yapıyordum. Türkçenin güzel söz öbeklerinden biriydi ‘fikir yürütmek’: Emekleyen bir fikri ellerinden tutup ayağa kaldırıyor ve sanki ilk adımlarını atmaya başlayan bir bebekmiş gibi kendi başına ilerlemesi için çabalıyordum. Ancak, iş bu kadarla kalmıyordu. Büyük adamların “bu konuda bir fikir yürütüyorum” sözü araklamak tadı da taşıyordu. Başkasından çalınan bir düşünce de “fikir yürütmek” kapsamına alınabilirdi kolayca. Babamın her iki anlamda da bir fikir yürüttüğüne şahit olmadım.

    Az konuşan, çok çalışan ve fazla içen bir adamdı. Annelik doğal bir süreç taşırken babalık sonradan eklenen, eğer üzerinde durulursa ciddiyet kazanan bir durumdu ve babamın buna vakti yoktu. O da her erkek gibi çocuğun birlikte yapılan değil, sanki birdenbire bulunan bir şey olduğuna inananlardandı. Sessizliğini, durgunluğunu bu şaşkınlığa, bu tuhaflığa yoruyor, ben yaş aldıkça babamın gerçekle yüzleşeceğine ait temennimi koruyordum. 30 yaşıma kadar büyüdüm. Babam yıllarca düşündü. Tam bir fikir yürütecekti ki kalp krizi denen büyük ayaklanmaya yenik düştü. Cenazesine gidemedim. Çünkü hâlâ baba – evlat ilişkisi üzerine bir tez geliştirememiştik. Ben babamı anlamamıştım, o da benim kim olduğumu bir türlü çıkartamamıştı. Ben onu tanımıyordum, o da evdeki bu yabancının kökenini Camus’de aramayı bırakmamıştı.

    Siyasi seçim reklamlarında Sezai Karakoç’un Ey Sevgili şiirini kullanan bir politik figürün başarı sonrası balkon konuşmaları yaptığını görmedi babam. Babam şunu da görmedi ki: Sezai Karakoç’un bir de Balkon adlı şiiri vardı;

    “Çocuk düşerse ölür çünkü balkon
    Ölümün cesur körfezidir evlerde
    Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların
    Anneler anneler elleri balkonların demirinde

    İçimde ve evlerde balkon
    Bir tabut kadar yer tutar
    Çamaşırlarınızı asarsınız hazır kefen
    Şezlongunuza uzanır ölü

    Gelecek zamanlarda
    Ölüleri balkonlara gömecekler
    İnsan rahat etmeyecek
    Öldükten sonra da

    Bana sormayın böyle nereye
    Koşa koşa gidiyorum
    Alnından öpmeye gidiyorum
    Evleri balkonsuz yapan mimarların”.

    Babam bir yalan üzerine kurduğu babalığını büyük bir dürüstlük üzerine kurduğu insanlığı ile barıştıramadı. Ne sahte zaferlerle avundu ne de balkonlarda konuştu. O, evimizin balkonunda çiçek yetiştirmeye, rakısını yudumlamaya ve haklı suskunluğunu çoğaltmaya devam ettirdiği için ölenlerdi. “Bütün bunlar neden oldu” diye tasalandı; “bütün yalanların sorumluluğunu üstlenebilecek bir merkez bulabilir miyiz” diye dertlendi. Ve gitgide yalanın parçası olmak yerine başka bir yalana dönüştü. Bunun da farkındaydı, üzüntüsü ondandı. Babalar ve Oğullar Turgenyev’in kaleminde nihilistler, liberaller ve alttan alta Ortodokslar arasındaki çatışmalardan ilham alırken gerçek olarak algılanması için topyekun uğraşılan yalanların dökümü bugün bambaşka bir şeye dönüşmüş durumda. ‘Babalık vazifesi’ ifadesi ile ‘Annelik vazifesi’ birbirini asla karşılamıyor. Çünkü annelik olan, babalık olunan bir şey. Baba, seçilen bir lider işte. Zamanla ilerde vazgeçilebilinecek bir lider. Her siyaset gibi o da yalanlar üzerine kurulu. Uzun bir yolculuğa çıkanların ve özellikle de erkeklerin yol boyunca babalarını düşünmelerini babalarından uzaklaştıkları için hüzünlenmelerine değil, babalarından uzaklaştıkları için biraz sevinmelerine bağlamak gerek belki de. Körü körüne bağlanılan bir yalandan kurtulma ihtimalinin doğduğunu hissetmek. Ama o da sahte bir firar. Ama o da sahte aklanma. Çünkü yalan insanın gölgesidir. Çünkü her erkek evlat bir gün baba olup bu yalana eklenme riskiyle yaşayacaktır. John Burnside’a ait şu söz nasıl unutulur: “Benim babasız olduğum ne kadar gerçekse, onun da bir oğlunun hiç olmadığı o kadar gerçektir.”

    Küçük İskender
    Kaynak: Arkadaşlar İçin İntihar Vakti (Can yayınları)

    Cevap Ver

    Lütfen yorumunuzu giriniz!
    Lütfen isminizi buraya giriniz