Yaşar Kemal: Savaş insan soyunun en onursuz deliliği

İnsanlığın büyük bir çoğunluğu ilaçsız giyimsiz, evsiz barksız, aç, hasta. Yoksulluk da savaş gibi insanlığın onursuz yönlerinden biri. Bu silahlanmaya verilen paralar, insan güçleri, insanların yararına harcansa, insanlığın öyle büyük sorunları kalmaz. Gelişmiş ülkeler akıl almaz paralar, güçler harcıyorlar silahlanmaya. Niçin? 

Değerlerin Ölçüsü: Barış

İşler, atom reaktörleri, işler,
yapma aylar geçer güneş doğarken
ve güneş doğarken ölü bir çocuk,
bir Japon çocuğu Hiroşimada,
on iki yaşında ve numaralı
ve ne boğmacadan, ne menenjitten
ölür bin dokuz yüz elli sekizde.
Ölür bir japoncuk Hiroşimada
dokuz yüz kırk beşte doğduğu için.
Nâzım Hikmet

Nâzım Hikmetin son yıllarında en büyük çabası barıştı… Barış toplantıları, barış şiirleri, barış çağrıları… Hiroşima onun en büyük acısıydı… Yüreğine evlat acısı gibi çökmüştü. Bunu her fırsatta dile getiriyordu. Onun bir de bütünüyle savaşa yüklenen “Sayılar” adında bir şiiri vardı.

“Sayılar”da Nâzım aşağı yukarı şöyle diyordu. Bir jet uçağını bir kayık tabağın içine yatırsak kırk bin aç doyar.

Savaş hiçbir zaman halklar için gereksinme olmamıştır. Savaş insanlığın en utanılacak, en onursuz yönüdür. Bu düşünceme karşı birtakım sesler gelebilir. Ama halkların kendilerini savunmaları başka, saldırgan savaşlar başkadır. Bizim savaş dediğimiz saldırgan savaşlardır.

Dünyamız kurulduğu günden bu yana savaş üstüne çok sözler söylenmiştir. Kimi savaşı övmüş, kimi yermiştir. Ama halklar savaşı hiçbir zaman övmemişlerdir. Her savaş halklardan bir parçayı alıp götürmüştür. Bir onuru, bir insanlığı… İnsanlar savaşın dehşetini gereğince bilebilselerdi hiçbir zaman savaş olmazdı sözü, çok yinelenmiş bir sözdür.

Hele çağımızın savaşlarının dehşetine varabilseydi insanlık, kimse savaş sözcüğünü ağzına alamazdı. Hiroşima benim kanımca insanlığa gereğince anlatılamadı. Örneğin bizim ülkemizde… Yoksa birtakım insanlar gece gündüz kurtlar gibi sokak sokak, şehir şehir, toplantı toplantı dolaşarak, savaş savaş diye uluyamazlardı. Savaşı tapınılacak bir tanrı katına yükseltemezlerdi. Bu savaş savaş diye bağırtılanlar da dedelerinin kemikleri çöl Yemende kalanlardır. Yanmış yıkılmış Anadolunun çocuklarıdır. Hiroşima insanlığa iyice anlatılsaydı, böylesine bir savaş tapınması olmazdı dünyada. İnsanlar bugün bir savaş tapınması deliliğindeler. Her gün milyarlar gidiyor silahlanmaya. Savaşın insan soyunun en onursuz deliliği olduğu Hiroşimadan sonra, hiç olmazsa Hiroşimadan sonra, insanlığın yüreğine, en sıcak yerine, baş köşesine yerleşmeliydi. Kimse silahlanmadan söz açamamalıydı bugün dünyamızda… İnsanlık savaştan söz açanları tehlikeli birer deli saymalıydı. Yıkım, yıkıcılık bir deliliktir. İnsanlık bunu çoktan öğrenmeliydi. Savaştan yana olanları, savaş sözü edenleri, silahlanma yarışına girenleri insanlık ya tımarhanelere, ya hapisanelere doldurmalıydı.

Ben bundan sonra savaşın olabileceğine pek inanamıyorum. İnanamıyorum ya, sonra da bu ahmaklar, deliler, çılgınlar, çürümüşler, yozlaşmışlar neler yapmayabilirler, diye de ödüm kopuyor.

İnsanlık dört milyara ulaştı. İnsanlığın daha yüzde doksanı yarı aç yarı tok. İnsanlığın büyük bir çoğunluğu ilaçsız giyimsiz, evsiz barksız, aç, hasta. Yoksulluk da savaş gibi insanlığın onursuz yönlerinden biri. Bu silahlanmaya verilen paralar, insan güçleri, insanların yararına harcansa, insanlığın öyle büyük sorunları kalmaz. Gelişmiş ülkeler akıl almaz paralar, güçler harcıyorlar silahlanmaya. Niçin? İnsanlığın, düşüncelerin selameti için, diyorlar… Doğru mu? Doğru olsa, buna gerçekten inansalar ne olur, barbarlığa, yozlaşmışlığa, yalana, kötülüğe tapınmadan başka nedir ki varabildikleri yer.

İkinci Dünya Savaşının kumandanı Eisenhower “savaşı isteyeni beşiğinde boğmalı” diyordu. Çünkü o savaşı görmüştü. Bir insan olarak savaş alanlarında içi kan ağlamıştı. İnsan olarak öfkesini de savaşa karşı böylesine kusmuştu. Sonra ne oldu, bu komutan Amerika Birleşik Devletlerinin başına geçti, ne oldu Başkan olunca, savaş için son hızla silahlanmayı sürdürdü. Bu çağımızın en büyük insan, kişi çelişkisidir. Buna karşı bir tek şey söylenebilir. İnsanlar daha yürekli olabilseler… Örneğin yukarıdaki sözleri söyleyen Eisenhower savaş üstüne insanlığa çok şeyler söyleyebilir, kişi olarak silahlanmaya karşı büyük bir tavır alabilirdi. Cumhurbaşkanı olamazdı belki, ama insanlığın, güzelliğin, yiğitliğin, yürekliliğin insan yüreklerinde büyük bir simgesi olurdu.

Politikacı olarak, yazar olarak, kişi olarak, canımızı dişimize takarak her fırsatta savaşın, insan öldürmenin en onursuz, en korkunç bir davranış olduğunu, savaşın, savaş için hazırlanmanın korkunçluğunu her an, her davranışımızla insanlığa anlatmalıyız.

İnsanlık bütün kötülükleri altederek buraya kadar gelmiştir. İnsanlık gür bir ışık seli gibi iyiliklerle, eşitliklerle, barışlarla, güzelliklerle, umutlarla çağımıza geliyor. Bundan sonra insanlık değeri, çağımızdaki kişilik değerleri bir tek şeyle ölçülecektir, o da, bir ulusun, bir değerin, bir kişinin barışa ne kadar yardım ettiğiyle, savaşa, silahlanmaya ne kadar düşman olduğuyla…

06.08.1977
Yaşar Kemal
Ağacın Çürüğü

Yorum yapın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki yazıyı okuyun:
Özel İnsanlar ve ‘Sıradanlar’ İçin Suç ve Ceza – Dostoyevski | Radyo tiyatrosu

Kapat