Yağmur Atsız: Livaneli’nin ‘Günlerimiz’ şiiri bana ait, Avrupa’ya 12 Eylül’den sonra sığındığı da yalan

Kısa bir süre önce ilk plaklarını tekrar albümleştiren Zülfü Livaneli’nin albüm içeriğinde yer alan bazı noktalar Star gazetesi yazarı Yağmur Atsız’ı çileden çıkardı.  Livaneli’nin albüm de şiirleri bestelenen şairlerin adlarının da yer aldığına dikkat çeken yazar, ‘Günlerimiz’ adlı şiirin kendisine ait olduğunu söyledi. Atsız’,26 Aralık 2010 tarihinde  star gazetesinde yayımlanan ‘Bir Vak’a: Zülfü Lîvâneli’ başlıklı yazısında; bestelenen şiirlerimden tek kuruş telîf ücreti almağını belirtiyor. Zülfü Livaneli’yi Alman televizyonlarına  ilk üç kere kendisinin çıkardığını, yoksa kimsenin dikkatini çekmediğini de ekliyor.

Bir Vak’a: Zülfü Lîvâneli

“9 Aralık târihli “Günaydın”da Zülfü Lîvâneli’nin, ilk plaklarını tekrar albümleştirdiğine dâir bir haber vardı. Dün gösterdiler. “NâzımTürküsü” yâhut “Merhabâ” vs. gibi bir dizi plakla ilgili olarak verilen bilgiler arasında şiirleri bestelenen bütün şâirlerin adları birer birer sıralanıyordu. “Günlerimiz”e bakdım. Aynen şu cümleler vardı:

“1980 darbesi sonrasında Avrupa yollarına düşen Lîvâneli; Stuttgart’a, Paris’e ve Stokholm’e gider. Albümde yer alan besteleri de Avrupa kentleri arasındaki yolculuklarda yapar.” Nokta!

“Kitabında da yazdım”

Gidip albüme bakdım. Orada da 12 Eylül 1980 gecesi güney Fransa’da bulunduğu ve sonra “Günlerimiz”i yollarda ortaya çıkardığı yazılı. Bu arada mûmâileyh Alman televizyonunun da dikkatini çekmiş ve bir program diğerini izlerken şöhret gelmiş.

“Ömrümün İlk 65 Yılı” adlı kitabımda Zülfü’nün ne mal olduğunu anlatırken onu Stalin devri târihçilerine yâhut “1984” romanındaki “Hakıykat Bakanlığı”na benzetdiğimi yazmışdım. Onlar da her gün değişen şartlara göre mâzîyi yeniden yazıyorlardı.”

Zülfü’nün o gün çok bozulduğu bu benzetmenin ne kadar isâbetli olduğu bir kere daha tahakkuk etdi.

“Günlerimiz benim şiirimdir”

O Albüme adını veren “Günlerimiz” benim şiirimdir. Herkesin adını defâlarca anarken benimkini hasıraltı etme çabası Zülfü’nün içinde bulunduğu “tuhaf” ruh hâlini gösteriyor.

12 Eylül 1980 Gecesi Zülfü Güney Fransa’da değil benim Köln’deki evimdeydi. Fransa’ya bir hafta sonra gidip yine dönmüşdür. Zâten o sıralar yılın birkaç ayını bizde geçirirdi. Hattâ rahat çalışabilmesi için ona binâ içinde ayrı bir oda tutup döşemişdim. “Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm” adlı ilk romanını da orada yazmaya başlamışdır.

Zülfü Stuttgart’a belki geçerken uğramışdır. Karargâhı Köln’dü. “Günlerimiz”deki bestelerin çoğu orada ortaya çıkmışdır.

“Sığınma olmadı”

Avrupa’ya 12 Eylül’den sonra sığındığı da yalandır. 1972’de gelmişdi. 12 Eylül’den sonra döndü ve bir halt olmadı. Ben yedi yıl giremedim. Burada da târihi tahrîf ediyor.

Kaldı ki “Günlerimiz” Paris/Clichy’de 1980 Nisanı’nda, yâni Darbe’den beş ay önce kaydedilmişdir. Orada yalnızca Tülay German ve Rahmetli Erdem Buri yokdu, ben de vardım.

Bütün kayıdlarda!

Bestelenen şiirlerimden tek kuruş te’lîf ücreti almadım o da başka!

Sosyalizm sağolsun!

Zülfü’yü Alman televizyonlarına (ZDF ve WDR’ye) ilk üç kere çıkaran da ben’im. Yoksa kimsenin dikkatini mikkatini çekdiği yokdu. Hattâ ilk program yayınlandığı gece parkda gezinirken “Bunu hiç, ama hiç unutmayacağım!” diye boynuma da sarılmışdı.

Unutmadığı belli oluyor.

Ya bir de unutsaydı!

Zülfü bir tıbbî vak’adır!

Söz konusu şiir: Günlerimiz

Çözülen bir yün yumağı
Akıp giden günlerimiz
Mezar taşlarından suskun
Sessiz sitemsiz

Savrulan yapraklar gibi
Akıp giden günlerimiz
Cenaze törenlerinde

Sessiz sitemsiz

Bir suçluyu aklar gibi
Akıp giden günlerimiz
Sanki bir sır saklar gibi
Sessiz sitemsiz
Bir kitaba başlar gibi

Koşarken yavaşlar gibi
Ölen arkadaşlar gibi
Sessiz sitemsiz

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Cemevi baskını Alevileri, Kürtlere düşman etme organizasyonu

26 Aralık akşamı İstanbul'da bir cemevinin yüzleri maskeli kişilerce taşlanmasını değerlendiren Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği Başkanı Ali Kenanoğlu provokasyon...

Kapat