Türk Edebiyatında Yüzyılın En İyi 40 Romancısı

0
372

Notos’un Soruşturması: 135 Seçicinin Önerdiği 97 Romancı Arasından Seçilen 40 Romancı

Çağdaş Türk romanının geçen yüzyılının 40 romancısını edebiyatımızın kamuoyunu oluşturan büyük bir seçici kurul seçti. Daha önce yapılmış edebiyat soruşturmalarında bu denli geniş bir seçici listesi oluşturulmamıştı. Dolayısıyla bu kez sonuç daha önemli. Nitelikli tartışmalara yol açabilir. Aynı zamanda tarihsel bir dönem saptaması yerine geçebilecek bu sonuç, çağdaş Türk romanının kanonunu sorgulayanlar için sağlam bir temel de oluşturuyor. Bu arada yazarların, okurların, araştırmacıların, eğitimcilerin göz önünde tutmaları gereken bir 40 romancı listesi çıktığı da kaydedilebilir.

Yüzyılın 40 Romancısı

  1. Yaşar Kemal
  2. Oğuz Atay
  3. Ahmet Hamdi Tanpınar
  4. Orhan Pamuk
  5. Orhan Kemal
  6. Adalet Ağaoğlu
  7. Yusuf Atılgan
  8. Halit Ziya Uşaklıgil
  9. Kemal Tahir
  10. Reşat Nuri Güntekin
  11. Yakup Kadri Karaosmanoğlu
  12. Hasan Ali Toptaş
  13. Latife Tekin
  14. Sabahattin Ali
  15. Selim İleri
  16. İhsan Oktay Anar
  17. Tahsin Yücel
  18. Sevgi Soysal
  19. Bilge Karasu
  20. Leyla Erbil
  21. Peyami Safa
  22. Vüs’at O. Bener
  23. Vedat Türkali
  24. Nahit Sırrı Örik
  25. Halide Edip Adıvar
  26. Fakir Baykurt
  27. Ferit Edgü
  28. Hüseyin Rahmi Gürpınar
  29. Oya Baydar
  30. Füruzan
  31. Abdülhak Şinasi Hisar
  32. Refik Halit Karay
  33. Attilâ İlhan
  34. Mehmet Rauf
  35. Tarık Buğra
  36. Elif Şafak
  37. Murat Uyurkulak
  38. Ahmet Mithat
  39. İnci Aral
  40. Aziz Nesin

Notos’un Ölmeden Önce Okunması Zorunlu 40 Kitap Önerisi

Yüzyılın 40 Romancısı

Semih Gümüş Roman sanatımızı geç kalma endişesinden yirminci yüzyılın başlarında yaşadığımız toplumsal ve kültürel kırılma kurtardı. Güçlü bir siyasal değişimin ipuçlarının da görüldüğü o sırada, Batı, bir kültür olarak daha çok hissedilmeye başladı. Gene de Cumhuriyet’in ilk yıllarına dek yayımlanan romanların sayısında belirgin bir artış görülmediği gibi, roman anlayışında da yenilikçi atılımlar için cesaret veren koşullar oluşmadı. Halit Ziya Uşaklıgil, dönemin en önemli yaratıcısı olarak hem de neredeyse bir başına ortaya çıktı ki, onun da değeri yetmiş yıl sonra anlaşıldı. Aşk-ı Memnu’nun 1900 yılında yayımlanması da mucizelerimizden biri midir? Ne de olsa yirminci yüzyıldan söz ettiğimizde 1900 yılından başlıyoruz ve neden sonra Aşk-ı Memnu yerinde bir seçimle çağdaş Türk romanının başlangıcına konuyor. Yüzyılın 40 Romancısı soruşturması için de kesin bir başlangıç yılı verilemezdi, ama 1900 yılı, kendiliğinden bir im koyarak ele aldığımız dönemin tetikleyicisi yerine geçiyor. Roman sanatımız, Cumhuriyet döneminin yeni bir ulus ve dil yaratma bilinci doğrultusunda öne çıkan bir büyük romancı kuşağıyla atıldı ileri; sonra Kemalizmin aydınları ve yazarları etki alanı içinde tuttuğu bir dönemin ertesinde, bu kez 1950 kuşağının modernizmi keşfettiği açılma ve zenginleşme dönemine girdi; 1960’larda köy gerçekliğinin sert dünyasıyla karşılaştı; hemen ardından toplumcu dünya görüşleri ve siyasallaşma sürecinde yeni bir romancı kuşağı oluşturdu; bu dönem 1970’lerde tırmanışa geçti. 1980’lerde yaşanan yıkım ve yenilenmenin sonunda ortaya çıkan yenilikçi genç kuşak ise, modernizmi tamamlayan anlayışlardan postmodernizmi roman içinde yeniden üreten anlayışlara varıncaya dek, roman sanatımızın kesintili tarihini onarma ve tamamlama çabasını özellikle son yıllarda enerjik ve coşkulu biçimde yaşamayı sürdürüyor. Edebiyat ve eleştiri belli aralarla geçmişe dönüp yeni değerlendirmeler yaparken öncekileri de gözden geçirip yeniler. Düşüncenin doğasında vardır bu. Üstelik zaman içinde değişen yazınsal anlayış ve düşünme biçimi içinde yapılan her yeni değerlendirme, yeni sonuçlar ortaya koyar. Bazen zorlanır eleştiri: yeni bir oluşumu anlamakta güçlük çekebileceği gibi, yeni bir yazarı doğru değerlendirmekte de kararsız kalabilir; öte yandan siyasal, toplumsal ya da kültürel değişimlerin köktenci biçimleri karşısında savrulmalar yaşayabilir, geriye düşebilir. Burada eleştiri derken, edebiyatımızın topyekûn alımlama ve yorumlama yetisinden söz ettiğimi yinelemem gerekebilir. Bir edebiyatın kendini değerlendirip yenilemesi, onun bir –ve küçük– parçası olan eleştiri türünün değil, edebiyatımızın tümünün eleştirel aklının yükümüdür.

Yüzyılın 40 Romancısı soruşturmasının anlamı

Dolayısıyla, 135  kişilik seçici kurulun yaptığı oylamayla oluşturulmuş Yüzyılın 40 Romancısı listesi bir dizi önemli anlamı yükleniyor: • Bu soruşturmaya değerini veren ilk etmen, 135 kişilik seçici kurulun niteliği. Bizim bütünüyle bir seçici kurul gibi gördüğümüz 135 kişinin adlarını alt alta okumak bile soruşturmanın değerini anlatabilir. Daha önce yapılmış edebiyat soruşturmalarında bu kapsam ve nitelikte bir seçici listesine rastlanmadı. • Bir dergi, kendi başına ya da oluşturduğu bir yayın kuruluyla da bu seçimi yapıp yayımlayabilir ya da sözüne güvenilir bir eleştirmenin yargısıyla da oluşturulabilir benzer listeler. Ama Notos’nün burada sunduğu 135 kişinin seçimiyle ortaya çıkmış seçici listesiyle ötekilerin karşılaştırılması bile niteliksel bir fark koyar ortaya. • Bir tarihsel durum saptaması yapmanın çeşitli yolları vardır. Yukarıdakilerin bazıları yapılmış saptamaların kısa sürede geçersizleşmesini önlemekte güçlük çekerken, Yüzyılın 40 Romancısı’nın edebiyat kamuoyumuzun ağırlığını temsil eder nitelikte oluşu, onun kalıcı bir iz olarak gelecek yıllarda da hatırlanmasını sağlayacaktır. • Yıllar sonra aynı başlıkta başka bir soruşturmayla yenilenecek bu soruşturmanın sonucu, demek ki o zamana dek edebiyat kamuoyumuzun düşüncesini ve duyarlığını taşıyacaktır. • Böylece akademik kurumlarla özel kültür kurumlarının, öğretmenlerle öğrencilerin çeşitli çalışmalarda kullanabilecekleri, çağdaş Türk edebiyatının yüzyılı içinden süzülmüş, nitelikli bir Yüzyılın 40 Romancısı listesi çıkmış oluyor. • Yüzyılın 40 Romancısı listesi, edebiyatımızın bugünkü düşünsel düzeyini, ulaştığımız yazınsal anlayışı yansıttığı için, tarihsel bir yorum da taşıyacaktır ki, gelecekte geçmişe dönük çalışmalar yapacak bütün edebiyat araştırmacıları için başvurulması gerekli kaynaklar arasında bulunacaktır.

Sonucu yorumlama

• Yüzyılın 40 Romancısı soruşturmasında 135 seçicinin ilk üç sıraya değer gördüğü Yaşar Kemal, Oğuz Atay ve Ahmet Hamdi Tanpınar, edebiyat kamuoyunun özellikle 1980’den sonra üstünde tam bir uzlaşmaya vardığı adlar. Bu üç yazarın listenin ilk sıralarında yer alacağı soruşturmanın daha başında da kestirilebilirdi. Yaşar Kemal seçicilerin yüzde 86’sının, Oğuz Atay yüzde 84,4’ünün oyunu aldı. Tanpınar da yüzde 77,8’ini. • Dördüncü sırada Orhan Pamuk’un bulunması (yüzde 70,4) belki şaşırtıcı gelebilirdi, ama özellikle Nobel Edebiyat Ödülü’nden sonra edebiyat içinde tutulabilen değerlendirmelerde, Orhan Pamuk’un romancılığı üstüne verilmiş yeni yargılar onu daha çok öne çıkardı. Demek edebiyat kamuoyumuzun dörtte üçü için Orhan Pamuk ilk dört romancı arasında bulunuyor. • İlk on romancı arasında bulunan Orhan Kemal, Yusuf Atılgan, Adalet Ağaoğlu, Halit Ziya Uşaklıgil çağdaş Türk edebiyatının tümü de birbirinden ayrı özelliklere sahip, dört büyük yaratıcısı. İlk on romancı arasında bulunan Kemal Tahir ile Reşat Nuri Güntekin de, çağdaş Türk edebiyatının kanonu söz konusu edildiğinde, birbirinden apayrı iki yazar kimliğinin göstergesi olarak öteden beri onay görmüştür. İkisi de seçicilerin yüzde 36’sının oyunu aldı. • İlk on romancıya bakınca, edebiyat kamuoyumuzun seçiminin niteliksel düzeyi konusunda olumlu bir gösterge ayırt edilebilir. Elbette birbiri arasında yakınlıklar kurulabilecek çiftler var, ama Reşat Nuri Güntekin gibi Cumhuriyet edebiyatının kurucularından birinin yanı sıra, Yusuf Atılgan ve Adalet Ağaoğlu gibi roman sanatımızda modernizmin yaratıcılarından iki yazar, bu arada Orhan Pamuk gibi postmodern roman anlayışının özgün bir yaratıcısı ilk onda büyük çoğunluğun seçimiyle sıralanıyor. Demek ki bugün artık edebiyatımızın yeniliklere gitgide açıldığını söyleyebiliriz. • Sonra gelen ikinci on romancı için de benzer değerlendirmeler yapılabilir. Sabahattin Ali dışında, 1950 kuşağı ile sonra gelen dönemlerin romancıları yanı sıra, 1980’den sonraki edebiyatımız içinden kazanılmış üç yazarın da bulunduğu bu grup, yapılan seçimin yeniye açık olduğunu gösteriyor. • Sonra gelenler arasında 1970’lerin başlarından Peyami Safa, Nahit Sırrı Örik, Halide Edip Adıvar ve Hüseyin Rahmi Gürpınar’a kadar uzanan bir grup da yer alıyor; listenin bu grubunun aldığı oy da yüzde 14,8 ile 7,4 arasında değişiyor. Hemen yanı başında gene edebiyatımızın Mehmet Rauf’a, giderek Ahmet Mithat’a uzanan geçmişi, Yüzyılın 40 Romancısı arasına unutulmadan giriyor. • Listenin belirgin bir özelliği, 40 romancının büyük çoğunluğunun 1970’lerden geriye doğru uzanan kuşaklar arasından seçilmesi. En genç kuşaktan yazarların giremediği listede, en eskisi Orhan Pamuk (1952), en genci Murat Uyurkulak (1972) olan, 1950’den sonra doğumlu romancılardan yalnızca altı yazar var ki, 40 kişilik listenin yüzde 15’ini oluşturuyorlar. • Demek ki bugün yazarları olumlayan bir soruşturmaya verilen yanıtlar geçmişe daha dönük oluyor. Bunun iki nedeni olabilir: Birincisi, edebiyat kamuoyunun değerbilirliği nedeniyle eski kuşaklardan usta adların atlanmaması kaygısı. İkincisi de, yanıt verenlerin yaşayanlardan çok kaybettiklerimiz arasından, kendi kuşaklarından çok eski kuşaklardan yazarların adlarını vermeye yatkın olması. Öyle ki, kaybettiklerimizin sayısı 24 iken, yaşayan romancıların sayısı 16. Yaşayanların sayısının daha az oluşunun da bu ikinci nedeni pekiştirdiğini varsayabiliriz. • Soruşturmaya katılanlardan 10 romancı adı önermeleri istendi. Bunun bir nedeni, herkes için en uygun sayının yaklaşık on romancı çevresinde toparlanabileceği düşüncesiydi. İkincisi de, önerilecek yazarların sayısı artırıldıkça yapılacak seçimlerin zorlamayla karşılaşabileceği, dolayısıyla en akla yatkın sayıda yazarın önerilmesinin sağlanmasıydı. Bu da belki ilk akla gelen romancıların özellikle listenin ilk yarısındaki adların çevresinde dolaşması sonucunu verdi. Ama önemli olan, onların dışından kimlerin önerildiğidir ki, kimler önerilmişse onlar da listenin ikinci yarısındaki yazarları oluşturmuştur.

Sonsöz

Notos’un ikinci büyük soruşturması olan Yüzyılın 40 Romancısı, sonuçları bir süre tartışılıp izlerini bırakacak nitelikte bir soruşturma olmuşsa, bunun nedeni sanırım iyi tasarlanıp iyi uygulanmış olmasıdır. Durduğumuz yerde böyle bir sonucu alamayacağımıza göre, bu soruşturmayı yararlı bir çalışma olarak değerlendirmek yerinde olur. Sonunda çağdaş Türk romanının kanonunu kimlerin oluşturduğuna ilişkin sorgulamalar yapanlar, Notos’un bu soruşturmasında adları ortaya çıkan romancıların kanonu temelini, asıl eksenini oluşturduklarını görecektir.

Cevap Ver

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz